Ağaç

,

Bazı zamanlarda, birden bire kolun kanadın kırılıverir!

Yoğun bir hüzün sıkışır içinde bir yerlerde…

Ne yapacağını bilemezsin ve düşmeye başlarsın yavaşça, havası azalan uçan balon misali… Yavaşça süzülmeye devam etsen neyse de iyice hızlanıp çakılmaktan korkarsın! Ve işte tam o anda can havliyle tutunacağın bir şeyler ararsın etrafında! Ya da seni elinden tutup ayağa kaldıracak birilerine / bir şeylere ihtiyaç duyarsın ya…

İşte, hayatta mutlaka bir ağacın olmalı, sen tam da yıkılıverecekken tüm gücüyle destek veren bir dayanak, sırtını güvenle, huzurla yaslayabileceğin, her zaman dimdik ayakta olduğuna inandığın biri gibi mesela…

Bu ağacının kökleri taa derinden gelmeli, senin genlerinin şekillenmesine neden olan toprağı atası kültürü sevgisi ilmik ilmik işlenmiş doğurgan anadan beslenmiş olmalı!

Önceleri gövdesine sımsıkı sarıldığında kolların birbirine yetişemese de tamamen içinde hissetmelisin onun tüm gücünü… Yaşanmışlıklarını gösteren kuru kabukları seni incitmeden her bir hücrene dokunabilmeli. Tüm kuruluğuna/katılığına inat pamuktan hafif dokunuşlarıyla sevgisini yüreğinin en ücra yerlerinde bile hissedebilmelisin.

Yıllar geçtikçe seninle büyüyen kolların da uzayıp gövdesini kavramaya başladığında, ağacının içinden gelen seslerini öykülerini daha rahat duyabilmelisin, ninniden masala, masaldan gerçeğe… Senin de öykülerin olmalı, bazen kendi kendinle konuşur gibi usul mırıltılarla anlattığın, bazen bağıra çağıra coşarak haykırdığın! Ve her seferinde onun, neredeyse solumasına bile ara verip tüm bedeni kulak olup, yürek olup sadece seni dinlediğini bilmelisin!

Dalları kolları olmalı her zaman seni saran, her tür dış etkiden korumaya uğraşan! Dallarında canlı geniş yaprakları olmalı sırf oyun olsun diye aralarına saklanıp kimselere ses vermeden gönlünce kalabildiğin, sadece kendinle olmayı istediğin zamanları özlediğinde sığınabildiğin.

Kökleri neredeyse dünyanın bağrına doğru uzanmışken, olduğu yere tamamen kök salmış hissi veriyorken, dalları ve yaprakları taa gökyüzüne uzanmalı sanki hiçbir bağı yokmuşçasına! Özgürlüğün en güzelini anlatır olmalı. Sana ve dünyaya!

Dünyanın neresinde olursan ol, hep en saklı bahçende olduğunu, her zaman orada seni beklediğini, hem de hayattaki en önemli şeyi sadece senmişcesine beklediğini, her zaman dayanağın olmaya hazır, dimdik güçlü ve sağlam durduğunu bilmelisin. Daha sen çağırmadan, bunu hissederek,’’- Beni mi arayacaktın ?’’ diye seni arayacağını bilmelisin.

Sırtını yaslayıp yüzünü ona değil de küstüğün dünyaya döndüğünde bile her zaman sana destek olacağını bilmelisin.

Dünyadaki en huzurlu kucak, bisiklet selesindeki el, mezuniyet törenindeki gurur, evlenirken bir damla gözyaşı olduğunu bilmelisin!

Ve zamanla sen de, sana böylesi güveneceklerin ağacı olma yolunda hazırlanırken, başta sadece onun gölgesiyken, yükselen güneşle kaybolup, senin de kendi gölgeleri olan bir ağaca dönüştüğünü fark etmelisin.

Yolculuğun ilerledikçe ne kadar da farklıyız derken, tam da aynı olduğunu görmelisin! Ben olsam böyle yapmazdım derken, tüm başkalıklarına rağmen, onun izini sürdüğünü anlamalısın yaş aldıkça…

Hep sevdiklerinizle ve Sevgiyle kalın

 

Belma Kafadar Karaçam
Profesyonel Koç