Koronalı Bahar

,

Şüphe, duyguların değil, zekânın bir ürünüdür.

Francis Bacon

Kışın yüreğinde titreyen bir bahar bekliyorduk. İnsanların içi kıpır kıpır olacaktı, doğa uyanıyordu, yalancı baharla ağaçlarda tomurcuklar çiçeğe dönüşüyordu. Yağmurlar damla damla nisanı getirecekti. Badem çiçekleriyle toprak kokusuna bayılacaktık. Meğerse bu kışın yüreğinde öldürücü bir Korona virüsü varmış. Bahar geliyor derken dünya tamamen durdu.

Gönüllerde çiçek açması beklenirken şimdi şehirlerde virüs dolaşıyor. Kış gül yerine sanki dikenlerde virüs yetiştirmiş. Yürekleri korku ve panik duygusu kaplamış. Virüs insanları katlediyor, ancak inanıyoruz insanlığı asla yok edemeyecek. Mart’ın sonu kapıdan baktırmayacak gibi, güneşin yüzünü görüyoruz. Havalar ısınacak, güneşten gelen ultraviyole ışınları içimizi tatlı tatlı ısıtacak.

Serin bahar günlerinde, kendi devrimini başlatan dünyanın korona virüsü salgınına karşı önlem alıp evde kalıyoruz. Aynı evde, apartmanda ve mahallede olan yakınlarımızla virüs yayılmasın diye yakınlaşamıyoruz. Ülkeler, şehirler sınırlarını birbirine kapattı. Uçuşlar durdur. Dünya hiç olmadığı kadar güvenini yitirmiş durumda. Modern ekonomiler ve piyasalar böyle bir şeyi hiç yaşamadılar.

Bir gün öleceğini bilen insan ölümün kendisine bu kadar yaklaştığını hiç hissetmiş midir bilmem. Toplumda karşılaştığı diğer insandan, bindiği asansörden veya evinin kapı kolundan, giydiği elbiseden böylesine kaçmamışlardır. Herkes can derdinde, dünya her kriz sonrası olduğu gibi yine yeniden sistemini kuruyor. Virüsün oluşturduğu psikolojik korku ve panik insanları virüsten ölmekten daha çok ürkütüyor.

İnsanlık neye alışmadı ki; acılara katlandı, sevdi, özledi, üzüldü, ağladı. Ancak hiç bu kadar kuşku ve endişeye kapılmamıştı. Korku son umutların da tükenmesinden kaynaklanır. Oysa ümitsiz yaşanmaz. Kendi çağını değiştiren dünyanın yarısının salgınla pençeleşeceği söyleniyor. Hep birlikte evde can sıkıntısı çekiyoruz. Ancak bunu, virüsle karşılaşıp solunum sıkıntısı çekmekten daha iyi olarak görmek gerek.

Şimdi ne Paris, ne Barselona ve ne de Londra’nın büyüleyici güzelliğini görebiliriz. New York’un gökdelenleri arasında akıp giden ışıl ışıl caddelerde in cin yok. Venedik’te aşk buluşmalarının tutkusu yerine endişe ve karmaşaya bıraktı. Şehirleri acıya dönüştüren tüm sinsi virüsleri, insana bilim gücü veren gizli bir el toparlayıncaya kadar Roma suskun ve sönük kalacak. Las Vegas’a gidip kimse kumar oynamayacak.

Meydanlarında hayranlıkla gezdiğimiz şehirlerin sokakları şimdi bomboş. Sanki her şey tehlikeli ve değerini yitirmiş durumda. İnsanlar bir birine yaklaşmaktan korkuyor. Pırıl pırıl ışıkları yanan şehirler, şimdi boşalan kaldırımlarıyla ıssız ve kararsız hayalet gibi görünüyor. Sanki Züğürt Ağa’nın terkedilmiş köyü Haraptar’a dönmüş gibi.

Para ve güce erişip, gökleri delen, kendini Tanrı sanan insan yaratıcılık gücüne hâkim olmak isteyince şimdi ejderhalar gibi virüs ateşi soluyor. Kuralları doğanın (Tanrı) koyduğu, onun mutlak yaratıcı olduğu unutulmuş. Yarım asrı geçen ömrümde böyle telaş ve şüphecilik görmedim. Tüm liderler adına savaş diyor. Savaşın bir tarafı sağlık personeli, karşısında amansız Korona virüsü. Liderlerin çoğu, tepe yöneticileri, dünyanın yarısı ofisine ve evine kapandı.

Francis Bacon “Düşüncelerimiz arasında şüpheler, kuşlardan yarasaya benzer; yarasalar gibi hep alacakaranlıkta uçuşurlar.” der. İnsana yarasadan geçtiği iddia edilen Korona virüsü hakkında her ne kadar “Çaresizlik” pompalanmış olsa da; bilgimiz var, çare düşünüyoruz, endişenin olduğu yerde umutlarımız var, karanlığa savrulmayalım. Yıldızlarla dolu gökyüzünü yeniden eskisi gibi görmek istiyoruz.

Bilime inanan, direnen, mücadele eden, kendini ve toplumu koruyan hayatını kurtaracak. Bir gün koronayı bedenimizde belki misafir edeceğiz, ne kadar geç olursa o kadar iyi olacak, umarız o gün bizi tanır ve anlaşırız. İlk aşıyı kim bulursa, o bilim adamları dünyaya hayatı bahşedip insana sevgiyi yayacak. Umutluyuz, iyimseriz, çağı değiştiren bu virüsü de yeneceğiz.

Bahar geliyor. İnci tanesi, şirin sahil kasabaları, denizin en berrak hali bizi bekliyor. Ha gayret, biraz disiplin, direnelim. Sağlıklı, kutsal yaşam ve akıl rehberliğinde mutlu günler göreceğiz.

Dostlukla…

Ali Akça

Ali Akça

Ali Akça

Yazarın Diğer Yazıları