Mutluluk Bariyerleri

,

Şu hayatta insanın amacı mutluluk duygusunu olabildiğince fazla yakalayabilmektir. Genellikle tüm özlemlerine eksiksiz ve sürekli olarak ulaşabilen kişi bundan kıvanç duyar, mutluluğunun kat be kat arttığını hisseder. İyi eğitimli ve beyni iyi çalışan bireylerin oluşturduğu toplumlar kaliteli bir hayat düzeyine ulaşıp mutlu olurlar.

Mutluluğun kişisel olanından ziyade; içinde yaşanılan toplumla birlikte ulusça olması daha da önemlidir. Toplumun içinden çıkan akıllı ve dürüst yöneticiler, toplumu iyi bir yaşam düzeyine ulaştırır. Araştırmacılar bir ülkenin ulusal mutluluğunun dörtte üçünün altı temel etken tarafından belirlendiğini tespit etmişler:

· Güçlü ekonomik büyüme

· Sağlıklı, sade yaşam süresi

· Kaliteli toplumsal ilişkiler

· Cömertlik, paylaşma

· Güven, iyi his duygusu

· Kişinin kendisi için doğru bulduğu yaşamı sürdürme özgürlüğü

Kimi ülkeler adalet, eğitim ve özgürlüklerde iyi seviye ulaşıp mutlulukta dünyada birinci sıraya yükseliyorlar. İlişkilerin yakınlığı ve kalitesi, derinliği ve gerçekliği; paylaşım ve güvende hissetme duyguları bir ülke vatandaşlarının mutlu olmasını sağlıyor. Samimi ve dürüst siyasetçiler, yönettikleri toplumu dünyanın en huzurluları düzeyine eriştirebiliyor.

Kişinin kendi mutluluğunu kendisinin oluşturması fikrine katılıyorum. Dünyaya bakış açısı ve yaşam tarzı mutluluğu belirleyebiliyor. Üstelik kim nereye giderse içindeki mutluluk ya da mutsuzluğu oraya taşıyor. Dünya edebiyatının anıt yapıtlarından biri olan “Paris Sıkıntısı” kitabını yazan Baudelaire nereye gitmişse kendini götürmüş, Paris’te dahi mutluluğu yakalayamamıştır.

Kendimizle barışır, kendimizi seversek güzel duygular bize açılır. Ulaşamadığına sürekli göz dikip kendine en sağlam bariyeri ören kişi istediği kadar paraya sahip olsun; tüm aktivitelere katılsın, yesin, içsin, gezsin, tozsun; makam ve mevki sahibi olsun; tüm bunlar sadece suni bir mutluluk oyunu ile mutluluk arayışından öte gidemez.

Geçmişte ne kadar mutluysak gelecekte de o kadar mutlu oluruz sözüne şaşmamak gerek. İbni Haldun’un “Geçmişler geleceğe suyun suya benzediği gibi benzer” ifadesini anımsayalım. Mutlu bir ömrün gizemi; arkadaş, eş, aile ile olan ilişkilerin sade, gerçek, sağlıklı ve sağlamlığındadır. Doğal, rahat, alçakgönüllü, çalışkan ve yaratıcı olan mutluluğu tadabilmiştir. Hayatını hep toplama dönemi olarak görmeyenler, mutluluğu uzaklarda değil kendi içinde arayanlar, gönül yolculuğunda paylaşmayı tadabilenler mutludurlar.

Okulları birincilikle bitirenlere hayran olunan dönem çok gerilerde kaldı. Sadece başarılı olmanın; iyi bir kariyer yapmış olmanın güç ve mutluluk getirmediği dijital bir çağı yaşıyoruz. Bu çağda sahip olmak değil, mutluluk bir ipek yumuşaklığı ile hayatımıza girip çıkıyor. Bu hızlı çağda insan hayatının kısalığı daha çarpıcı anlaşılıyor.

Kırsal hayattan şehir hayatına, kıtlıktan zenginliğe ve konfora, zor kazançtan kolay para elde etmeye terfi edebilen bir toplumda; özgürlük içinde bir yaşantı ve adil bölüşüm sağlanmıyorsa, mutluluk iklimini oluşturmak zorlaşacaktır. Müşfik ve eli açık olmayan toplumlar, ancak kendi gücü ve emeği kadar mutluluktan nasibini alabilir.

Profesör Raj Raghunathan kitabında mutluluk seviyesini düşüren dört önemli alışkanlıktan bahsederken “Madem O Kadar Zekisin Niye Mutlu Değilsin?” sorusunu soruyor. Aşağıdaki eylemler sürekli olarak mutluluk coşkumuzu azaltıyor.

· Mutluluğu değersizleştirmek

· Üstünlük sağlama çabası

· Muhtaç-mış gibi yapmak

· Aşırı kontrolcü olmak

Komşuda şu var, bende de olmalı; o şu makama gelmiş bende gelmeliyim hırsları mutluluğun önünde en sarsılmaz engellerdir. Ben bilirim, güç bende düşüncesinde olan narsis kişilikler kendilerini ve yakınlarını mutsuz ederler. Hayata anlam katan değerler yaşanabilmelidir.

Mutluluğunu engelleyen düşünce bariyerlerine takılan kişinin bir eli yağda, diğeri balda olsa bile, zihnini bu kıskaçlardan kurtarması ve mutluluğa kavuşması zorlaşır. Düşüncelerden arınmış zihin, fiziki bariyerlerden kurtulmuş beden mutluluğu imrenilecek güzellikte yaşar. Öyleyse mutsuzluğun önündeki bariyerleri tek tek geçebilirsek ulaşılan mutluluk zirveye yönlenecektir. Kıskançlık bariyeri ise mutluluğu zehirleyecektir.

Bugün toplumumuz çok zengin olmadığı için mutsuz değil. Dayanışma ruhunu yitirdiği, eşitlik ilkesini yöneticiler sadece kendilerine yonttuğu için; adalet kavramı güçlülere teslim edildiği ve kurumlara duyulan güven kaybedildiği için mutsuzluk diz boyudur. Kendi mutluluklarını kendileri engelleyen bireylerden oluşan bir toplum huzurlu olabilir mi? Yolsuzluk ve yoksulluğun bol, eğitimin düşük ve kalitesiz olduğu toplumlarda yöneticilerin kurduğu bariyerler mutluluğu yaşatmamaktadır. Toplum işsiz ve mutsuz gençler üretmektedir.

Mutlulukların Nirvana’sı olan huzura götüren yollar insanın erdemli ve soyluca yaşamasındadır. Yürürken gökyüzünün parlaklığını görmek, bir patikadan en güzel manzarayı fark ederek geçebilmek zihni yorgun olmayan insanların yaşayabileceği mutluluktur. Şimdi hayatın coşkusuna ve yaşam enerjisine katkı sağlayacak kişiler seviliyor. Alfa nesli mutluluğu Kaf Dağı’nın ardına gizleyenleri değil, yeni şeyler söyleyip geniş ufuklar çizenleri istiyor.

Kendine hayran insanlar, kimseye güvenmeyen, kompleksli eksik yanlarını yok sayanlardır. Oysa güven ve merhamet mutluluğu taşıyan en vazgeçilmez duygulardır. Farkında olabilse, karşı tarafı mutlu edebilse, bariyerleri geçebilse, insan kendisini daha mutlu hissedecektir.

Dostlukla…

Ali AKÇA

Ali Akça

Ali Akça

Yazarın Diğer Yazıları