Hayat Zorlaşınca

,

İnsan hayata bir kere gelmiş bulunur.

Hayatın kaçınılmaz zorlukları yorsa bile, yaşama katkısı olduğu sürece insan mutlu olur. Aslında zorluğu da kendisi yaratan insanoğlunun işi yaşamını anlamlı kılar. Ancak, iş hayatı kişinin istek ve ideallerine uygun bir yaşam sürmesine çoğu kez izin vermez. Duygularını alt üst ettiği gibi, onu üzüntü ve depresyonla karşı karşıya bırakır. Hayatın zorlu oyununda insan panik olur. Yerini bulamadan, mutlu olamadan, çoğu durumda varlığının anlamını kavrayamadan gün gelir hayattan gitmiş bulunur.

Huzursuz günleri aşmak için sonsuz çaba harcarken ne kadar zor günler yaşanırsa yaşansın; umudu asla tüketmemek, pes etmemek gerektiğine inanırız. İnşirah Suresi’nde “demek ki, zorluğun yanında bir kolaylık mutlaka var!” ifadesi mücadelemizin önderi olsun isteriz. Bu gönül darlığımıza şifa veren suredir. Karşılaşılan tüm güçlükler bir kolaylıkla aşılmıştır. Gece nasıl iki gündüz arasında ise, zorluk da kolaylıklar arasındadır. Dünyada zorluğa karşı sabır ve azimle mukabele edildiğinde neticesi olumlu olabilecektir. Yani zorluğun çaresi vardır, çözümsüz değildir. Ancak bu çare sabreden ve zorluğu yenmeye azmedenler içindir.

Ancak, sabır zaman kaybı ve ömür törpüsü olabilir. Zaman kaybı aslında hayat kaybıdır.

Özellikle başarmak istediğimiz çok önemli bir hedef olduğunda, ona ulaşmak kolay değildir. Steve Jobs, Richard Branson, Thomas Edison, Albert Einstein, Elon Musk gibi başarılı insanların biyografileri okunduğunda, işlerinde inanılmaz sonuçlar elde etmeden önce hepsinin hayatlarında zor zamanlar geçirdiği anlaşılır. İnsan, hayallerinin hayatını yaşamayı istediğinde onlarınki gibi birçok aynı engelleri aşması gerekebilir. Zorluklar insana “olmak istediği kişi olmaya“ izin veren testlerdir. Zorluk ve sıkıntıların kişiyi engellemek değil, gelişmesine yardım etmek için var oldukları anlaşılmalıdır.

Tony Robbins “Başarı, iyi yargılamanın sonucudur, iyi yargılama tecrübenin sonucudur ve tecrübe genellikle kötü yargılamanın sonucudur“ diyerek başarının çizdiği yolculuk sürecini göstermek istemiştir. Başarısızlıkların, hataların ve aksiliklerin insanın durmak yerine büyümesine izin vermek için karşımıza çıktığı anlaşıldığında, onlara daha olumlu bir bakış açısı ile bakılabilir. O zaman amaç hatırlanır, yapılanlar, nedenleri ve neden başarılı olmak istendiğini sorgulanır. Hayallerine ulaşma hedefleri ve nedeni insanı motive eder.

O halde hayat zorlaştığında ne yapılmalı? Pes etmek yok. Kararlılıkla mücadeleye devam edilmeli. Karşımıza ilk önce, belirsizlik, şüphe ve zorluk dönemlerinin geleceğini anlamalıyız. Bunlardan kaçınmanın kolay bir yolu olmayacaktır. Ortaya çıkan hatalar öğrenilmesi gereken derslerdir. Zorlu hayatın yorucu patikalarında karşılaşılan her zorluk ilerleme için yeni bir fırsat oluşturacaktır. Aslında, tüm çabalar ve karşılaşılan zorluklar başarı yolculuğunun temel taşlarıdır. Başarısızlıklardan geçe geçe, etkili mücadelelerle başarıya ulaşmak kolaylaşacaktır. Yılmamak gerekir. Bu yüzden insanlar sık ​​sık “neden” in “nasıl” dan daha önemli olmasına kafa yorarlar. Bir şey elde etmek istediğimiz ve yeterince güçlü olduğumuz zaman hiçbir şey bunu yapmamıza engel olamaz.

Öte yandan, zorlukların iyileştirici özelliği vardır. Kibir, acıma ve şükretmekten uzak olma gibi olumsuz yanlarımızı iyileştirme gücüne sahiptir. İnsan rahat dönemlerinde kendine yapılan bir kötülüğe karşılık vermeyi düşünürken; sıkıntı çektiği zaman affetmenin, hoşgörünün daha doğru olduğuna karar verebilir. Neşeli anlarında yakınları aklına gelmezken, zorluğa düştüğünde tanıdığı insanların varlığını hisseder. Manevi ve insani duygular hayat zorlaşınca ön plana çıkar. Bu nedenle, zorluklar insanı bir biçimde olgunlaştırır.

Zorluklar ve mutluluk paylaşıldığı an gerçektir. Zorluk aşıldıkça mutluluk katlanır. Bu gündelik hayatımızın kökten bir değişimidir. Her büyük sporcunun neden koçu olduğunu ve her işadamının neden belirli bir seviyeye ulaşan bir danışmanı olduğunu hiç merak ettiniz mi? Çünkü tek başına başarılı olunamıyor ve başarıya giden yol kimse için önceden belirlenmiyor. Önceden başarıya ulaşanların ayak izleri takip edilmeli ve yardımları istenilmelidir.

İnsan için yeni bir şehre taşınmak, başka bir dünyanın başlaması gibi baştan aşağıya bir değişimdir. Bir defa emir demiri kesti mi, yapacak bir şey kalmamıştır. Bu değişim hayatın yaşanacak zorlu maceraları arasında en soluk kesicisi olabilir. Böyle bir değişimle insanın iradesi baskılanmaz ve içindeki özü öldürülmezse şehre uyum sağlamak kolay olacaktır. Vefa duygusunun kaybedildiği yerde hiçbir kutsalın etkisi olmayacaktır. Eğer sevgi ve anlayışla insanın arkasında duracak bir kurumu varsa; iş hayatının yaşama da katkısı fazla olacaktır.

Ne yazık ki, Türk kültüründe her şey “Kervan yolda dizilir” mantığından ibaret gibidir. Gelecek uzaktan bizimle dalga geçer. Anılarımızı hiç kabullenmez, kendimiz ile barışık olamayız. Hayat zorlaştığında, bunun kaçınılmaz bir şey olduğunu kabullenir, bunu biraz da biz zorlaştırırız. Düzenimizi başkaları bozduğu için, yine başkasından yardım dileriz. Yaşama sevinci kaybedilip, yanlış yerlere odaklanınca tutkularımızı yaşayamaz enerjimizi boşa harcarız.

Endişe hiçbir işe yaramaz. Sonuçta mutlu olanlar yaşamı boyunca insanlara ve hayatlarına pozitif dokunuşlar yapanlardır. Aynı zamanda zorluklar aşıldığında, bu anlamlı bir hayat sürmenin en güzel ödülüdür.

Hayat ciddi ve zor bir oyundur.

Ali AKÇA

Ali Akça

Ali Akça

Yazarın Diğer Yazıları