Ay Büyür Bahar Gelir

,

“Yaradılış,sevgi demek,

İnce bir duygu sevmek,

Sevgide tohum emek,

Baharla açan ilk çiçek,”

Ali Akça

Koynuna yağmurla gömüldüğü kışın yüreğinden bahar çiçeklerle bize geri döner. Hafiften serin meltem yüzümüzü okşar, cemre düşer, güneş gözkapaklarımızı ısıtır. Enginlere yayılan doğanın nefis kokusu içimize dolar. Hayatımızın tadı tuzu yerine gelsin diye hayatı akışına bırakırız. Hep özlem duyarız büyüleyicidir, ilkbahar sabahlarına bayılırız.

Dallarında sevgi çiçekleri açan ağaçlar sümbül kokuları içinde maviye yükselirken bir başkadır. Dünyamız bahar sevinci ile yeniden kurulur. Gözlerimizde yaşama sevincinin tılsımı belirir. Bahar, canlar arasında mutluluk bağı, tutkunun güldeki zevkli kaynağı ve acıların dermanına dönüşür. Mevlana’nın derin aşk öyküsü, Yunus’un hoşgörüsü, Bektaşi Veli’de birlik türküsü sevgiyle yoğrulmuştur. Kuş cıvıltılarında büyüyen sevgi baharda gözlerimizi kamaştıran bir cazibedir.

Çabalarımız sevginin ürünü mutluluğa odaklı değil midir? Öyleyse, yaşayacağımız bu mutluluk bizi sonsuz derecede neşeli ve zevkli kılacaktır. Her mevsim sevebiliriz, ancak kirazların çiçekli gölgesi altında geçen zaman sevginin en fazla coşkulandığı, dengelendiği anlardır. Ağaçlar bin bir renge bürünür, toprak canlanır, dallar tomur tomur yeşerir, gün ışıldar, sokaklarda yüzler gülümser. İçimize doldurduğu umutla bahar sevenlerin aklını çeler.

Yeşil tomurcuklar patlar, alabildiğine canlı çimenler, burcu burcu taze havasıyla kırları sarar. Bulutsuz akşamlar başlar, dağlardan akan su sesidir bahar, emeğimize bereket akar. Özgün mimarisiyle köyler, asırlık çınar ağaçlarının gölgelediği meydanlarıyla doyumsuzdur. Bademler büyülü, beyaz, davetkâr, doyumsuz gelinliklerini giyer. Bayılırız ıhlamur kokularına, fesleğenler bize göz kırpar. Hayatımızı kuru sözler değil, bahar sevgisi değiştirir.

Aşk mevsimini bulmuştur. Umudun ışığında, insan aşka doğru sürüklenir. Dudaklara bir gülümseme yayılır, kristal kadar canlı kalplerimizin buzları erir. Gençliğimizi, güzelliği ve aşk sezonunun dönüşünü anımsatıp yaşatır. Doğada, bahçelerde baş döndürücü, ılık ışığın huzmesinde kalplerimiz ve menekşeler uyanır, erguvanlar gözlerini açar. Evren herkese sunabilecek kadar bol sevgi ve bereketle doludur.

Hayatın anlamını sevgi ve erdemle yaşarsak doldurabiliriz. Rüzgârın taşıdığı bulutlar üzerinde, kırlangıçların kanatlarında ilkbahar, kışın kucağından kollarımıza atılarak bize gönülden neşeyle yeni bir merhaba der. Sevgi, aşk ve mutlulukla gönüllerimizi hoş tutar. Güneşin tatlı yüzü, günlerin uzaması, baharın görünmesi aşka uçabilelim diye kanatlarımızı aşılar. Baharla yaşadığımız aşkın gizeminin ölümde bile olamayacağını düşünürüz.

İnsanın sadece bir hayatı ve yapmak istediklerini gerçekleştirmek için bir şansı vardır. Oysa aşkın kaynağı bahar her defasında döner gelir. Aşk canlara dokunsun, keşfetsin diye yeni imkânlar tanır. Sevgisiz hiçbir şey güzel görünmez. Sevgi başlar, yoğunlaşır ve damlaya damlaya aşka dönüşür, aşk derinleştikçe sevgisini uzaklara götürür. Sevgi koyulaştıkça sevenler daha mutlu yaşar. Aşk bir çiçeği koklamaya doyamamak, bahar yağmurlarında ıslanmaktır. Sevginin olmadığı hiçbir bahar ve kırlangıç dönüşü insanı etkilemez. Ne mavinin sakinliği, ne denizin ısınan teni, ne de sabahın ilk ışıkları yüreğinde sevgi kıpırdamayan insanlara fazla dokunamaz. Fuzuli, “Dünyada her şey aşktan ibaretmiş” der. Kalpte aşk olmayan gönül taşlaşmaya yüz tutar.

Borges şu sözlerle baharı betimler: “Pabuçlarımızı fırlatıp atalım” çıplak ayaklarla yürüyelim. Güneşin, doğanın tadına varalım. Bahar çocukların neşesi kadar iç açıcıdır.Onlarla gönülden fazlaca oynayalım. Gerçekten yaşamayı bilirsek bahar cennettir. Gün ışıklarının yükselişini doyumsuz bir merakla izleyelim, özgürce dağlara tırmanıp denizlere inip kumların üzerinde zıplayarak yürüyelim. Konfüçyüs mutluluğu;“Mutluluk dağın tepesinde değil, dağa tırmanmaktadır.” diye harika bir şekilde ifade etmiş. Gerçekten mutluluk varılan noktada değil, onun için verdiğimiz çaba ve çekilen zorluklarda gizlidir.

Baharda doğa ile iç içe olup bol bol gülümseriz. Sevip seviliriz. Sevildiğimizde yaralarımız iyileşip kapanır, ilgi gördüğümüzde hayata karşı bakışımız değişir, daha anlamlı, daha doyurucu ilişkiler kurmaya yöneliriz. Hayata karşı bakışımız bambaşka olur. Sanki tüm dünyaya kafa tutabilecek güce erişmiş hissederiz. Sadece o iyi bir dünya inşa etmemize izin verir. İnsanı en güçlü silahlara karşı savunan caydırıcı en birincil duygudur. Yürüdüğümüz bu yolda hayat ışığımızdır, her zorluğu onunla aşarız. Değişip dönüşmek, büyümek sancılıdır. Ama ortaya taptaze bir “biz” çıkar. Kendi dünyamızı ancak sevgi ile yerinden oynatabiliriz.

İnsan yaşam gayesinin anlamını ararken en büyük eksikliğinin sevgi olduğunu keşfeder. Sevgiyi bulduğunda bunun ne kadar değerli olduğunu hisseder ve dünyalar onun olur. Birbirimizi sevdikçe saygımız da çoğalır. Birisini sevmek, ona bizi huzurlu kılacak fırsatı vermektir. Sevgi açlığımızı giderir, ruhlarımızı yatıştırır, kalplerimizi yumuşatır. Gül veren ellerimize mutlaka güzel kokular yerleştirir. Sonsuza açar bizi, uzak diyarlara götürür. Kendimizi buluruz, sevdiklerimize zaman ayırıp mutlu oluruz. Dostluğa ve güvene olan inancımız güçlenir. Doğa ile uyum içinde, aile ile toplum etkileşsin diye bahar bayramları kutlarız.

Vaktiyle ay büyümüş bahar gelmiş, cemreler düşmüş, inceden serin bir meltem esmiş. Ankara’nın uzak bir köyünün kırlarını gelin yüzlü papatyalar ve kızıl gelincik tarlaları sarmış. Nisan ayının ilk günü yağmurlar çiselerken, iki katlı kerpiç bir evde, köy ebesi beni, ben evreni kucaklamışım.

O yüzden kelimelerin rengiyle her baharı boyar ve her ilkbahar bir yıl daha gençleştiğimi hissederim. Çünkü bahar sevgi, tazelik ve güzelliktir.

Ali AKÇA

Ali Akça

Ali Akça

Yazarın Diğer Yazıları