Amacın Olmalı! Bilerek Değil, Yaparak İlerlemelisin…

,

Amacının ne olduğunu bil. Oraya nasıl varacağını bilmek için tarifini iyice öğren.

oyb-y

Buda’nın yıllarca öğrencisi olan bir adam, hayatında hiçbir değişiklik olmamasından şikayet eder. Buda’nın aydınlanma üzerine konuşmalarını yıllarca her gün dinlemesine rağmen, hala aydınlanamamıştır. Meditasyonun nasıl yapıldığını dinleyerek öğrenmiştir ama uygulamak konusunda pek başarılı değildir. Bir akşam cesaretini toplayıp, Buda’ya yaklaşır. “Yüce Bilge” der, “Yıllardır öğretilerini takip ediyorum. Aydınlanmaya giden yolu öğrenmeye çalıştım ama hayatımda hiçbir değişiklik olmadı.’’

Buda, ‘’Peki ne soracaksın?’’ der. ‘’Yıllar boyu birçok insanın seni dinlemeye geldiğini gördüm. Kimi dinlemeye devam etti, kimi bir sure kalıp gitti. Rahipler, rahibeler, fakirler, zenginler, erkekler, kadınlar, çocuklar seni dinledi. Bazıları amaçlarına ulaşmış görünüyordu. İç huzuruna kavuştukları belli oluyordu. Başkalarıyla ilgileniyorlardı, neşeli ve canlıydılar. Ama çoğu için geçerli değil. Çoğu insan sana geldiği ilk günden pek farklı değil. Hatta bazılarının yaşam koşulları daha kötüye bile gitti. Büyük bir bilgesin sen. İnsanlarla ilgileniyorsun. Gücünü onlara yardım etmek için niye kullanıyorsun? Onlara büyük amaca ulaşmaları için niye yardım etmiyorsun?”

Buda’nın yüz ifadesi şefkat doluydu ama verdiği yanıt konuyla hiç ilgili görünmüyordu. Adam Buda’nın soruyu anlamadığını düşündü. “Evin nerede?” diye sordu Buda. Adam evinin bulunduğu kasabanın ismini söyledi. Ama birkaç yıldır evinde uzakta olduğunu, iş aramak için farklı bir kasabada yaşadığını anlattı. “Peki, evine bazen gidiyor musun?” diye sordu Buda. “Elimden geldiğince sıkça gidiyorum.” dedi adam. “Ailem orada yaşıyor, birlikte büyüdüğüm arkadaşlarım orada, evleneceğimi düşündüğüm kız arkadaşım orada.”
“Oraya sıkça gittiğine göre yolu çok iyi biliyor olmalısın” dedi Buda. “Avucumun içi gibi bilirim” dedi adam. ‘’Yolu bu kadar iyi biliyorsan, oraya nasıl gideceğini soran birine yolu net ve doğru biçimde tarif edebilir misin?” diye sordu Buda. “Bana oraya nasıl gidileceğini soran herkese en iyi tarifi daima veririm” dedi genç adam. ‘’Peki, sana yolu soran herkesin oraya gittiğini düşünüyor musun ?” diye sordu Buda. “Tabii ki hayır” dedi adam. “Bazıları soruyor ama daha sonra gitmeye zaman bulamıyor. Ya da gitmekten vazgeçiyorlar. Bazıları da daha sonra gideceklerini söylüyorlar.” “Peki, gideceklerini söyleyenlerin kaçı kasabaya varıyor?” “Kasabaya giden yol zorlu bir yol. Bazıları yarı yoldan dönüyor. Bazıları epey yol aldıkları halde daha fazla dayanamayıp geri dönüyor. Sadece kasabaya gitmeyi amaç edinenler kasabaya varıyor” diye yanıtladı genç adam.  “O zaman ikimiz de benzer bir deneyim yaşıyoruz” dedi Buda. “İnsanlar bana geliyor. Çünkü yolu çok iyi bildiğimi düşünüyorlar. Onlara yolu anlatmamı istiyorlar. Dinlemekten keyif alıyorlar. Ama hepsi yola çıkmayı seçmiyor. Ya da yolun tamamını yürümek istemiyor. Bu nedenle de büyük amaca herkese herkes ulaşamıyor. Tıpkı senin gibi, ben de herkese yolu net bir şekilde anlatıyorum. Ama onları ittirerek ya da sırtımda taşıyarak oraya götüremem. Söyleyebileceğim tek şey, yolu kendim yürüdüğüm için bu yolculukla ilgili deneyimlerimi onlarla paylaşmak. Bu benim deneyimim. Deneyimlerimi seninle de başkalarıyla da zevkle paylaşırım. Ama daha fazlasını yapamam.”

Sen de amacına ulaşmak istiyorsan, yolda kendin yürümelisin. Amacının ne olduğunu bil.
Oraya nasıl varacağını bilmek için tarifini iyice öğren. Yolda yürüyecek olan sensin. Yolu başkaları senin adına yürüyemez. Amacına ulaşmak için bilmek yetmez, bildiklerini uygulamak gerekir. Amaçlarımız doğrultusunda attığımız her somut adım, bize hayatımızın kontrolünün elimizde olduğu duygusunu verir bizi güçlendirir.

Sevgiyle kalın.

 

Öznur Yılmaz BERK
Profesyonel Koç ve Eğitmen
www.narkendinol.com