Anne

,

Anne dediğimde aklıma gelen ilk şey hiçbir karşılık beklemeden, sadece vermektir. Bebeğini kucağına almadan başlar anne vermeye. Kanından verir, can getirir dünyaya, canıyla besler, insan yaratır. Ana olmak hayat verdiği canda var olmak, bu dünyadan gitse de var olmaya devam etmektir.

Yakın zamanda okuduğum bir yazı beni çok etkilemişti, Chicago’da yaşayan Türk genetikçi Hande Özdinler annesinin vefatından sonra yazmış. Annemizle bağımızın kaynağının sadece göbek bağı olmadığını gördüm. Daha büyük ve ömür boyu devam eden biyolojik bir bağlantımız daha varmış annelerimizle. Belki siz de okumuşsunuzdur, okumayanlar buradan ulaşabilirler  “Mitokondrisi bende kaldı” .

Tüm zamanlarda annelik kutsal olmuştur. Bugün bilim de bunu kutsamış durumda. İnsanın, yaşamının ilk saniyesinde tüm ömrü boyunca kullanacağı enerjinin kaynağı olan mitokondrisini annesinden aldığını öğrendiğimde hem çok etkilendim hem de anne olarak pek bir hoşuma gitti  Tabi hemen anneciğim geldi aklıma. O ilk anda hücrelerimi çoğaltacak, dokularımı oluşturacak, bir ömür kim bilir kaç defa atacak olan kalbimi ilk defa hoplatacak enerjinin kaynağını bana aktarmış olduğunu ve hala onun ilk ateşlemesiyle başlayan enerjiyi kullandığımı düşündüm.

Küçükken annemize olan sevgimizi anlatırken “dünyalar kadar seviyorum”, “dünyadan güneşe kadar seviyorum”, “uzay kadar seviyorum” falan derdik. Şimdi her insanın bir evren olduğunun ayırdında diyorum ki “Anneme duyduğum sevgi hani öyle bir sevgi ki… Tüm hücrelerimde hissediyorum, tüm hücrelerimin taa içinde taşıyorum o sevgiyi, düşününce büyüklüğünü gözlerim yaşarıyor, öyle büyük işte”

Ana olmak belki de evrenin, var oluşun, tanrının kadına sunduğu en büyük hediyedir. Yaşam döngüsünün en başındadır anne. Sevginin bedenlendiği en güzel anlamdır anne. Düşündüğünüzde hem içinizi ısıtan hem yaşları gözlerinize hücum ettiren, değeri ölçülemeyen, varlığın tüm anlamlarını özünde taşıyan, evrenin ruhudur anne.

Çocukluğumuzda söylediğimiz birçok şarkının söz yazarı ve bestecisi, “Karnında Güneş Olan Adam” Muammer Sun’un “Annemize Türkü”sünü söylemeyen yoktur sanırım. Ne güzel anlatır anneyi.

Haydi, bu anneler gününde, anneciğimize söyleyelim bu türküyü yine. Bu âlemden ayrılmışsa anneciğimiz bilelim ki; yaşıyor hala tüm hücrelerimizde, var olacak biz var olduğumuz sürece… Türkümüzü söyleyelim bu dünyadan geçmiş bütün annelere, duyarlar belki de… Ne de olsa mitokondrileri hala hayat veriyor birilerine…

ANNEMİZE TÜRKÜ

Güneşin alası çok
Her evin çilesi çok
Analar çeker yükü
Kimsenin bilesi yok

Gelin çiçek derelim
Yollarına serelim
Sevgi dolu türkülerle
Annemize verelim

Çocuğa bakar anne
Evine tapar anne
Gece gündüz çalışır
Yarını yapar anne

Gelin çiçek derelim
Yollarına serelim
Sevgi dolu türkülerle
Annemize verelim

Anamız başımızda
Her öğün aşımızda
Ananın emeği var
Her iyi işimizde

Gelin çiçek derelim
Yollarına serelim
Sevgi dolu türkülerle
Annemize verelim

Muammer Sun

Bu yazıyı yazmamda bana esin veren “Annemize Türküyü” hatırlatan, annelerimizi her yerde yaşatan, en azından haftada bir gün beni çocukluğuma döndüren güzel yürekli, değerli koro şefim Atilla Çağdaş Değer’e, bizi buluşturan koromuza adını veren Muammer Sun Hocamıza, sevgiyi, bilgiyi paylaştığımız “MÜZED Muammer Sun Eğitişim Korosu” korodaşlarıma selam olsun…

Tüm tohumların sevgi olduğu ve sevginin büyütüldüğü bir dünya dileğiyle…

 

Şencan Y. Gültutan
Profesyonel Koç
www.12kocluk.com