Anneme…

,

Hayatımızda bizim için çok değerli pek çok şey biriktiririz. Bu değerler aslında bizi biz yapan şeylerdir. Bunları biriktirirken bize yol gösteren, hayatımızın öğretmenleri de olan kişiler vardır. İşte benim hayatımın öğretmeninden bahsetmek istiyorum bu ay.

Anılardan beslenmek…

Bu kadar değerli olabileceğini aslında hiç düşünmemiştim annemi kaybedinceye kadar. Çünkü hep bizimle birlikte olduğunu düşündüğünüz insanlar, hep orada olacak diye düşünüyoruz. Ömür denilen öyle sonsuz değil ve bunun farkına varmakda acı veriyor…

Sevdiklerimizden ayrılabilmek gerçekten çok da kolay değil. Sonra tamamen ayrılmak yerine diyorsunuz ki; aslında yapmamız gereken belki de, onların bize bıraktığı tüm anılardan beslenmek. Böylece onların sıcaklığını hep yüreğimizde hissederek yolumuza devam etmek ve büyümek…

Peki hayat öğretmenimin, annemin bana bıraktığı tüm güzel anıların yanında öğrettikleri…

Bunlara bakalım istedim işte birlikte!!!

Öğrendim ki;Kendin, sadece kendin ol!

Eğer gerçek saf beni keşfedebilirsek, yapmak istediklerimizi de kolayca görebiliriz. Öyle bir mozaik ki aslında “ben”! Her renkten her desenden vetüm parçaların toplamından çok daha büyük. Kendimiz bile şaşırıyoruz. Keşfettikçe her an değişiveriyor renkler, desenler ve her an yepyeni bir uyumla tekrar şekilleniyor. Nietzsche’in dediği gibi “Yaşamı anlamaya başladığın andır durabilmek ayaküstünde. Sorun bu zaten: Başkasıyla olmak, başkasının olmak değil. Kendi başına başkasıyla, başkasıyla kendin olmak…”

Öğrendim ki; Ne kadar güzel bakarsan, o kadar güzel şeyleri de fark edebilirsin…

Her sabah uyandığında güler yüzle karşılardı her günü annem. Her kapıyı açtığında, her uğurlamada da hep güler yüzlüydü…  Ne kadar güzel gün derdi… Öğrencileri, dostları, çocuklar onun için hep güzeldi…

Yapılan araştırmalarda, umut ve pozitif düşüncenin beynimizde çeşitli kimyasalları harekete geçirerek, bağışıklık sistemimizi de güçlendirdiği ortaya çıkmıştır. Olumlu olmak, pozitif düşünmek sağlımız için de değerli. İyimser ve hayata olumlu bakan insanların daha geç yaşlandığı bir gerçek.

Güzel baktıkça farkına vardığımız güneş, kuşların cıvıltısı, dalgaların sahile vuruşu, bebeğin ilk gülümsemesi, yurdumun rüzgarının sesi, ruhumun huzur bulması…

Öğrendim ki; Kendi ışığını ne kadar etrafına yayabilirsen, o kadar aydınlık bir yol açabilirsin…

Hepimizin kendi ışığı var. Parlak, sıcak, kırmızılı, turunculu… Paylaştıkça gücü, parlaklığı artan. Bendekini seninle paylaşmak… En çok belki de önem verdiği şeylerden biriydi… Bilgisini paylaşmak öğrencileriyle, sevgisini paylaşmak tüm etrafındakilerle.

Öğrendim ki; Sevdiğini söyleyebilmek, seni tahmin ettiğinden daha fazla büyütür…

Bugün, sevdiklerimize sevdiğimizi söyleyip, ifade edeceğimiz gün olsun. Bugün kalbimizi sevgiye açalım…

Sevdiklerimize sevdiğimizi söyleme fırsatını hep ileri bir tarihe erteleriz. Zaman geçince de ahh deriz, keşke deriz… Lütfen sevdiklerimize onu ne kadar çok sevdiğimizi zamanı geçmeden, utanmadan, sıkılmadan, açık yüreklilikle söyleyelim.

İnanın çok şey kazanırsınız…

Ben iyi ki anneme sevgimi göstermişim, sarılmışım, keyifli sohbetler etmişim, kahve içmişim, umudumu, hayallerimi paylaşmışım, onun kızı olmuşum…

Ve Ataol Behramoğlu’nun da dediği gibi;

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var!

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına,
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır,
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana…

Ceyda TEZEL
Aile Danışmanı – Profesyonel Koç