#kalbimlesohbetler

,

#75 Her insanın karşısındaki alıcıya göre bir konuşma üslubu olabildiği gibi, evrenin de bizlerle çeşitli dillerde konuşması mümkün… Bağışıklık sistemin yeni güçleniyor, biraz az çalış, dinlen, der ve sen anlamazsan ya da anlamazdan gelirsen; otur ulen, diyebilir ve mesela, bir vertigo ile devirebilir seni. Hayır yani şimdi ne gerek vardı buna, zaten seminerlerimi bitirmişim, derslerimin bitmesine 2-3 hafta kalmış, eğitimin son iki ayı, desen de dinlemeyebilir. Serumdaki ilaç, fır fır dönen başımı durdururken, başımın içindeki aklımı daha çok döndürmeye başladı. 15-16 yıl önce yediğim ilk ve tek vertigo vurgunu senesine gittim. Neler olmuştu o sene? Nasıl devrilmiştim, diye düşünürken, eteklerimdeki taşlar, boğazımdaki yutulamamışlar birer birer dökülmeye başladı. O ilk vertigo senesindeki sivrilmiş hayat deneyimlerimle bu senekiler ne kadar da benzerdi:

  1. Tanıdığını düşündüğün insanları hiç tanımamış olduğunu anlamak ve beraberindeki kısa( bu senekiler kısa sürdü) süreli şok dalgaları✔
  2. Fiziksel ve zihinsel güç sınırlarını fazla zorlamak✔(o zaman yoga öğre/n/t/mek için çabalıyordum, şimdi ayurveda)
  3. Yeni ve büyük bir adımı atmanın hazırlığında olmak, ve bundan biraz(epey😁) çekinmek✔(sürpriz)
  4. Bir de – Vata olmamdan mütevellit – çok fazla seyahat etmiş olmak✔

Bunları ilk sefere göre şimdikinde çok daha güçlü karşıladım ama fiziksel olarak çok yorulmuşum. Yoksa belki de vertigosuz kırardık döngüyü ama dedim ya; şansımı zorladım. Şimdi bu puslu aklımla anlatıyorum bunları ki; belki sabahtan beri , aynı şeyi yaşadığını yazanlardan birinin işine yarar… Aradan geçen 15-16 yıl ve bu süreçte yaptığım “Sadhana”lar elimden tutup nazikçe kaldırdı beni bu sene… Daha çabuk toparlamamı sağladı. Sadhana nedir? Nasıl yapılır? Anlatacağım ama vertigo için son söz; Bir süredir yaslandığın alışkanlıklarını bırakmak zorunda olmak güvenlidir.

Yeni bir yaklaşım yolu seçmen yeterlidir.

Zihinsel kargaşa ile baş etmenin en iyi yolu düzenli meditasyondur. #kalbimlesohbetler

#76 Daha sessiz, daha canlı… Hayatın temeli, büyüme ve ilerleme ise; hayat, mücadele içinde geçmemelidir. Aslında çok az çaba ile çok yol alabilmeliyiz. Zihnin doğal eğilimi, daha fazla mutluluk, enerji ve zekaya doğru gitmektir. Günlük yaşamın oyalayıcıları, bizleri bu doğal iyilik halimizden uzaklaştırmakta ve kendimiz bile fark etmeden, saatler, günler ve yıllar, koşturmaca içinde, kaygı ve telaşla birbirini kovalamaktadır. Beynin bütüncül çalışması, daha az çaba ile daha yaratıcı ve tatmin dolu bir yaşamın kapılarını açar. Bunu sağlamanın en etkili yollarından biri ise düzenli ( günlük ) ruhsal pratik yapmaktır. Her gün yoga çalışması yapmak, sadece asanada gelişme amacı taşımaz. Nefes, asana, meditasyon ve tefekkürle harmanlanacak 15-20 dakikalık ( başlarda ) bir programı, her gün, mümkünse aynı saatlerde uygulamak, bizi hayatın özüne, kendimizi gerçekleştirebilmeye götürecek olan yoldur. Yapılacak şey basit: Bir program oluştur ve uygula. Yüzyılın filozofu Nike’ın dediği gibi: Just do it✔#kalbimlesohbetler

#77 Adıma herkes bir şey der… Aslıcan hanım, Aslı hanım, Aslıcan, Can hanım, Aslı Can Ünal hanım… Adım soyadım sorulup da, Aslı Can dediğimde, mutlaka soyadımı bekler karşıdaki. Can derim, soyadım Can. Esasen adımı, sanımı, tüm adlandırılmışlıklarımı bırakmak isterim. Ama bu dünya öyle bir dünya ki; tutuyor iki elinden, yetmiyor; iki de ayağından. Adın oluyor, soy adın oluyor, yetmiyor… İşin oluyor, işinin adı, işinde adın oluyor… Söylemeye, yazmaya mecbur oluyorsun. Başka türlü hiçbir şey olamıyorsun. Hiç olmak istesen de olamıyorsun. Eş dost arada ittirir beni… Daha büyük bir yere geçsene, reklam versene, kendinden bahsetsene… Öyle ısmarlama elim kolum kalkmaz, ayağım adım atmaz. Hele ki olduğum hâl, tam olmak istediğim hâlse. Mesela haftamı Salı’dan başlatırım. Pazartesileri yan gelip yatarım. Bugüne değin, yaptığım hiçbir şeyi aklımla yapmadım. Zaten o kadar aklım da yoktur. Kalbimi dinledim hep. Onu dinlerken azar yediğim de oldu, dayak ve de kazık yediğim de, kalabalık içinde kaldığım da oldu, yapayalnız da. Ne var ki; onun sesi sayesinde kendim oldum, kendimi yaşadım. Birileriyle yarışmadan, rekabete girmeden, hesap kitap, plan program yapmadan… Kimseyi taklit etmedim. Kimse beni bir yerden alıp bir yere koymadı. Öyle kendi kendime, bodoslama yaşadım. Kaybettim sandığım ama aslında kazandığımı anladığım tüm anlarımın, hayatımın tam şimdi olduğu gibi, tam olmasını istediğim gibi olmasının sebebidir, o. Ve lakin; onu dinlemek için susmak gerekir. Sessizliğimi sağlamam için gözlerimi kapatmam yeterlidir. İnzivam kapalı gözlerimin ardında gerçekleşir. Ne güneye inmem gerekir bunun için, ne kuzeye çıkmam, ne de uzak doğulara gitmem. Gün içinde böyle bir kaç inzivaya kaçırdığımda kendi kendimi, duymam gerekeni duyar, görmem gerekeni görürüm. Kalbim, kalp olmakla yetinmez; kulağım olur, aklım ve de gözüm. Öyle atarız birlikte, güm güm güm güm. Ayakta durup, gözlerinizi kapatın. Vücut gevşek, nefes sakin… Topuklarınızla kalbinizin ritmini yakalayın. 5-10 dk birlikte atın. Bakın neler olacak… güm güm güm güm #kalbimlesohbetler

Aslı Can
Yoga Eğitmeni

Aslı Can

Aslı Can

Yazarın Diğer Yazıları