#kalbimlesohbetler

,

#85 ARA-LIK

Bazen, öyle “sebepsiz”, yüreğinize bir ağırlık çöker de, evin içinde oradan oraya ne yapacağını bilemez, savrulur musunuz? Kitap okurken, sayfalar bir bir akıp da, sonlarına geldiğinizde, aslında hiç bir kelimeyi görmediğinizi, sadece sayfaları çevirdiğinizi fark eder misiniz? Yoga yaparken, matın üzerinde ayaklar bacaklar, kafa dışarıda gezerken bulur musunuz kendinizi?

Hani hep nefesini, adımlarını, lokmalarını, aslında tüm hayatını “yavaşlat”, kendini “hafiflet” deriz ya; işte yavaşlamadığımızda, fizik beden ruhtan, ruh akıldan, akıl kalpten koptuğunda, farkındalığımızın üstüne toprak serpip, “hayat mücadelesi” verdiğimizde: … Hayat, mücadeleye dönüşür. Akması gerekenler akıp gidemez. Bedenlerimizin ve yaşamlarımızın boruları tıkanır. Herkes ve her şey üstümüze üstümüze gelir.

“Aralık” -adı ile yaşasın🙂-; eski ile yeni arasında aralanmış bir kapıdır. Eski kötü, yeni iyi demeye getirmiyorum sözü. Eskiyi at, yeniyi al’a da… Eskimiş olan üzerinde çok enerji birikmiştir. Ağırdır. Bundan sebep; onun o birikmiş, ağırlaşmış enerjisini hafifletmek gerekir. Yeni yıl öncesi, tüm mekanlarda; evde, işyerinde, ilk mekanımız: bedenimizde, “hafifleme” çalışmalarını, eski ile yeni arasındaki “Aralık” ayında yapmak istememiz bu yüzdendir. Peki bir ayurveda terapistine ( acaba kim olabilir bu🤔😜) gidip, tüm bedenlerde arınma sağlayan terapiler yaptırmanın dışında neler yapabiliriz?

* Öncelikle, ilk ve hep yapmamız gereken şeyi yapabilir; dolap ve çekmeceleri boşaltabiliriz. İhtiyacımız olmayanları (ki bir çoğu gerçekte öyle) ihtiyacı olanlarla buluşturabiliriz. Ama o eşyada gönlümüzü ne de gözümüzü bırakmadan

* Tüm mekanları (tabii yine bedeni de) sirkeli sularla düzenli temizleyebilir

* Tüm mekanları doğal tütsülerle tütsüleyebilir (pencereleri açıp ve tütsülerden dökülen toz ya da külleri açık havada toprağa savurup)

* Her akşam yatmadan ayak tabanlarımızı ılık yağlarla ovalayabilir (susam olabilir)

* Ve tüm sene, her tür enerjinin, duygunun en çok tutunduğu yer olan saçlarımızı, sakallarımızı biraz kesebiliriz. İçimin ferahladığını hissettiğim kadar keserim genelde. Geçen sene biraz fazla kesmişim👀. Olsun. Bir #tavsiyemdegiltercihim tarifiyle uzar… uzar uzar🤔😄🎄

#86 FİT?

Fit olmak için savaş mı veriyorsun? O zaman içsel barışın ve huzurun karşıtı bir araç kullanmaktasın, der Maharishi. Kesik kesik nefes, ya hasta kişilerde olur ya da yorgun. Veya korkmuş… Doğru egzersiz yapıldığında, nefes; yatağında telaşsız akan bir nehir gibi akar bedende. Bağımlılığın hiçbir türü ruhsallıkla bağdaşmaz. Egzersiz bağımlılığı da bünyeyi zehirleyen toksik bir etkendir. Beraberinde hırs, başkası ile olmasa bile kendi ile rekabet, içsel yaşam enerjisi ile karıştırılan mücadele ve bir türlü tatmin olamama hali getirir. 8 basamaklı yoga öğretisi uygulandığında, kişi hem fizik bedenle hem de sosyal, ruhsal, zihinsel ve duygusal bedenleri ile sağlıklı bir yaşam sürer. Yaşamda hep bir sonraki hedefe kilitlenmek yerine, zihnini şimdide, tam şu anda tutar. Hemen şimdi, bunun için yapılabilecek bir şey var:

Güneş Ağında Yoga Nefesi…

Yaz, kış, bahar… İçeride ya da dışarıda, fark etmez… Bir yere toplanmış güneş ışığı görünce ortasına otur. Güneşin ısısını, ışığını çekmeye başla bedenlerine. Yoga nefesleriyle zenginleştir bu harika enerjiyi. Sabah güneşiyse seni canlandıracaktır, akşam güneşi ise günün tüm yorgunluğunu alıp götürecektir. Karnı şişirerek aldığın nefesle ısı ve ışığı çek. Karnı söndürerek nefesi boşaltırken gündeminde içini sıkan, ağırlık veren ne varsa; duygu, düşünce, durum vb, güneşin güvenli kollarına bırak. 10-15 dakika, bahar güneşlerinde 15-20 dakika…

#87 KIŞ ŞŞŞ…

Toprak, beyaz battaniyesini örttü ise bahara uyuyan tohumlarının üzerine, kış gelmiş demektir. Artık, ne ağaçlar yemyeşildir, ne çiçekler reprenkli. Doğa, “Savasana”ya geçmiştir. Kimi hayvanların yaptığını sandığımız şey; derin uyku, değildir. Bilinçli derin gevşemedir. Isıyı içeride tutmak için alınmış, aklı başında bir karardır. Soğuk ve kuru havada, normalden daha kuvvetli beslenmek gerekir. Ortada yeterince besin yoksa, ikinci çözüm, bedeni “stand by”da, “bekleme”de tutmaktır. İnsana düşen de aslında, doğa ne yapıyorsa onu yapmaktır. Ama yapamaz, yapamıyoruz. Çünkü; bitirilmesi gereken işlerimiz, ödenmesi gereken faturalarımız var. O zaman, madem; şöyle bir kaç ay savasanada kalamıyoruz, ne yapabiliriz bu soğuk ve kuru kış günlerinden bahara sağlam ve güçlü çıkabilmek için? Birincisi, her şeyin soğuğundan ve kurusundan uzak durmalıyız. Yemektir, içecektir, sohbettir, insandır😌… Kış; soğuk özellikli arınma içecekleri zamanı değildir. Ya da salatalı. Ilık, sıcak ve iyi yağlı şeyleri yemek gerekir. Bu bir iki ay boyunca -baharda iade etmek şartı ile- bir iki kilo almak da iyi olabilir. Ekmekle börekle değil de, iyi yağlarla yapılmış yemeklerle alınacak kilo zaten kolayca da verilir. Bedenin, evin, işyerinin ısısını kaybettirmemek gerekir. Zencefil, darifülfül ve karabiber biraz gheede kavrulur. Kurutulur. Bu karışım ister azıcık hakiki balla yutulur, ister az az yemeklere katılır. Bedenin ateşini olması gereken seviyede tutar. Evinde şöminesi sobası olan her akşam tören yapar gibi yaksın bunları. Dualarla, mantralarla… Ee olmayan biz garipler ne yapalım? Mumlar, doğal tütsüler yakalım. Daha koyu doğa renklerinde, daha sıcak tutan, doğal iplikli, kumaşlı giysiler giyelim. Bir de şu elektrikli ocaklardan, su ısıtıcılarından, çay makinalarından kurtulalım. Alev üstünde pişmeyen şey midemizi doyurur ama gönlümüzü aç bırakır. Sık sık acıkmaların bir sebebi de, kimbilir; belki de budur. Alevsiz aş’tan aşı olmaz, demişler. Ben demedim, atalar demiş, yazıtlar demiş, hocalar demiş. Kış geldi, hoş geldi. Neyse ki; önümüz bahar idi.

Namaste

AslıCan

Aslı Can

Aslı Can

Yazarın Diğer Yazıları