Bir de Kendini Dinlesen mi?

, ,

Her ne kadar o anki ruh halimize bağlı da olsa, genelde ilgi odağımız bizim dışımızdakiler oluyor. Gözlemlerime göre bu yaşa cinsiyete ve çevre faktörlerine de bağlı olabiliyor. Kendimizden çok dışa dönük bir dikkat halindeyiz sanırım.

Peki, bu dikkati kendi konuşmalarınıza yönelttiniz mi hiç? Düşüncemiz, odağımız neyse onu fark edip çoğunlukla ondan bahsediyoruz sanki… Birinin ilgisini çeken bir konu diğerinin hiç umurunda bile olmayabiliyor. Onun için sözlerinize, ne dediğinize, nasıl dediğinize bir bakın! Kendinizi meraklı bir dikkatle iyice dinleyin! Ama öylece oturup iç sesinizi değil de, sohbet ederken, alışveriş yaparken, tavsiye verirken, sunum yaparken, çocuğunuza bir şeyler anlatırken, tatlı tatlı dedikodular yaparken ( ben hiç yapmam ki demeyin şimdi bana J), yani hayat normal akışında devam ederken! Kendinizle ilgili öyle çok ipucu verecek ki size…

Öyleyse öncelikle başkasını dinler gibi dinleyin kendinizi! Bakın bakalım en çok nelerden bahsediyorsunuz? Neyi nasıl eleştiriyor, yorumluyorsunuz? Kıyaslarınız neler? Önem ve önceliğiniz hangi konularda? Sınırlarınız referanslarınız nedir? Nelerden sıkılıyor nelere ilgi duyuyorsunuz?

Çok konuşanlara mı takıldınız?

İnsanların mesleklerine mi merakınız?

Çocuğuna bağıranı mı eleştiriyorsunuz?

Arabasını senden önce oraya çekene kızıyor musunuz?

Ya da hep evli veya evli &çocuklu insanlar mı odağınız!

Acaba bu aralar sıkça sportif görünümlülerden mi bahsediyorsunuz? Bunun nedeni yıllardır spor ve rejim yapıp istediğiniz görüntüye kavuşamamanız olabilir mi? Peki, bu arada dünyanın en iyi annesi en iyi aşçısı oluşunuzu kaçıncı plana attınız? Sizi siz yapan en güzel özellikleri zaten cepte sayıp, olmayanın ille de olması gerektiğini mi düşünüyorsunuz? Tercihiniz hangisi olurdu 40+ olup da 25 yaşlarında fit görünümlü ama çocuğunun okuldaki hangi şubede olduğunu, en iyi arkadaşının adını bile bilmeyen bir anne olmak mı?

Aslında ne istiyorsan hepsi olsun kabul ama önce kendini kabul!

Hem iyilerini hem de görece kötü yanlarını görmek kendini nasıl hissettiriyor? Böylece her halinle sen olmaz mısın? Bu tamlığın verdiği keyif seni daha doyumlu ve mutlu yapmaz mı?

Amaç ne ki! Dönüp dolaşıp ‘’mutlu olmak mutlu etmek’’lere çıkmıyor mu? Eee sorun ne o zaman?

İşte diyorum ki; önce kendini dinle, neye odaklandığını bul, bunu istiyor musun sorgula, istiyorsan devam istemiyorsan çıkar kafandan! Bak bakalım nasıl hafifleyeceksin? Bir dene ne kaybedersin?

‘’-Hı hı anlat! Söylemesi çok kolay’’ dediğinizi duyar gibiyim. Evet, sorun tam da burada! Söylemek/konuşmak, düşünmek ve eyleme geçmek arasındaki o farklarda…

Ne çok uğraş, şimdi durup dururken değil mi ?

Kendini dinle; yetmiyor en etkin şekilde hem de, hatta biraz daha ileri gidip satır aralarını da oku mümkünse dikkatli bir müfettiş gibi…

Odağını bul; üstelik kendini kandırmadan, farklı yönlendirmelerin arasından gerçek odağını…

Bir de bak bakalım istiyor musun? ‘’-Yahu, gerçekten ne istediğimi bilsem senin demene gerek yok ki oraya yönlenirim zaten’’

Bu uğraşlar yetmiyormuş gibi; seç ve ele ( pirinçten taş ayıklıyor sanki ) sonra da kafandan çıkar, ‘’-Oldu tabii, sen değil miydin düşünmek istemediğinden bahsedersen daha çok düşünürsün diyen, hani şu pembe fil örneğindeki gibi, kolaysa çıkar aklından!’’

Çok haklısın sevgili okur, ben zaten çok da kolay demedim ki… Aslında en zoru kendinle uğraşmak, kendini geliştirmeye çalışmak!

Benden söylemesi! Yine sen bilirsin! Kendin için her şeyin en doğrusunu bildiğin gibi…

Sevgiyle kalın

Belma Kafadar KARAÇAM
Profesyonel Koç

Belma Kafadar Karaçam

Belma Kafadar Karaçam

Yazarın Diğer Yazıları