Bi DUR ya da…!

,

Hayatın süre giderken bazen, bir şeyleri çok istersin, gündeminde onun dışında düşündüğün başka bir konu olmaz, öylece ona odaklanırsın ama bir türlü istediğin gibi gerçekleşmezL

Çabalarsın; günlerce, aylarca hatta yıllarca uğraşırsın, ama elde ettiğin, istediğin sonuç değildir. Bir türlü hayalini kurduğun gerçek hedefine ulaşamazsın. Onca çaba, emek dolayısıyla zamanın, boşa gitmiş gibidir.

Tam da böyle hissettiğinde, belki biraz durmak gerekir, ara vermek, içinden çıkıp, biraz da dışarıdan bakmak belki? Derin bir nefes almak!

Nefes alırken düşünmek…

Bazen kendi hayatımızı bir adım dışarı çıkıp seyretmek gerekir, bir film izlercesine; Başrolünde senin olduğun, senaryosu henüz tamamlanmamış! O zaman tam da içindeyken delicesine çırpınmaya ara verip, ‘’Bİ DUR’’up dışarı çıkınca, fark etmediğin detayları görebilirsin belki…

Çözüme ulaşmanın en iyi yollarından biri de bakış açını değiştirmek olabilir. Mesela, ”bu senin değil, başkasının konusu olsaydı ve sana fikir sorsaydı ne derdin, nasıl bir çözüm önerirdin?” gibi, ”atladığın detaylar neler olabilir?” gibi, ”gerçekten bir çözümü var mıdır?” gibi, ”olmaması belki de en iyisi” gibi, ”şimdi hiiiç zamanı değil!”gibi, ”onun göremediği neleri görürdün?”gibi, gibi, gibi…

Şanslıysan, arada pat diye çıkar gelir kucağına! Şaşırırsın, tam burnumun dibindekini niye göremedim diye!

Düğüm düğüm olan bir kolye zinciri düşünün, bazılarınız en az bir kez uğraşmışsınızdır. Elinize alıp yakından bakarak tek bir düğümü açmaya uğraşırsınız bir türlü bitmez, birini çözerken diğeri sıkışır. Şöyle düzgün bir yere bırakıp tüm resme uzaktan bakınca, nereden başlayacağınızı, hangi düğümün diğerini etkilediğini görürsünüz ya! İşte hayattaki sıkışıklıklarımız da aynen öyle, bırakıp seyretmeyi bekler bazen ve sadece buna ihtiyaç duyar belki de! Kendi halinde, derenin akışına, zamanın sihirli gücüne bırakınca çözülüverir sorunlar bazen, kim bilir?

Bazı bazı biraz durmak dinlemek, gözlemek, anlamak gerekir!

Sessizliğin içinden gelen sesi, karmaşanın tam ortasındaki sakinliği, tepkisiz yüzlerin ardına saklanmış içerdeki çığlığı, anlamak fark etmek gerekir.

Bazen de, başkasının penceresinden bakar gibi mesela, kendi çerçeveni de biraz genişletmek, açısını ve yerini değiştirmek, gerekebilir. Alışılmışın dışında gece gökyüzünü seyretmek için tavanda açılan pencereler misali…

Durmayı, bilinçli olarak seçmek ve istemek güzel de, kimseyi dinlemeden kendi kurallarını koymuş olan hayat buna o anda izin vermeyebilir!

Öyle hızlanmışsındır ki, yaşamın seni yokuş aşağı hızla gönderirken, ‘Bİ DUR…’’ un lafı bile olmaz! Trenin penceresinden el sallayanın yüzünü göremeyecek, son anda fark edecek kadar hızlı gitmektesindir.

İşte o zaman, tam sorunların içindeyken, asıl çabalama amacın başka hedefe ait olsa da, istediğin gerçekleşmemiş olsa da, o çaban senin hayatını kurtarıverir belki, kim bilir?

Hani şu sütün içine düşen kurbağa örneği gibi, rivayet o ki; içinden çıkmak için çırpındıkça süt kaymak bağlar o da kaymağın oluşturduğu tabakayı kullanıp zıplayıp çıkıverir dışarı…

Belki de tüm bugünkü çabaların işte öyle bir dayanak, sıçrama noktası, çıkış yolu bulmak içindir ne dersin?

Şimdi duramıyorsak, soluklanamıyorsak da, çabayı sürdürmenin bilemediğin bir anlamı, bir nedeni vardır, tam da şimdi gerekmiştir, soluklanma zamanı henüz gelmemiştir, deyiveririz o zaman…

Bi ‘’DUR’’ ve ‘’KOŞ’’ lar içinde giden yaşamımıza sahip çıkmanın tüm gücüyle…

Sevgiyle kalın,

 

Belma Kafadar Karaçam
Profesyonel Koç