Bilim kurgu mudur?

,

Arkadaşlarımdan biriyle konuşurken bir hareket bana bir bilim kurgu filmini çağrıştırdı. Adını hatırlamaya çalışırken konu derinleşti, derken birkaç kez bu tür filmlerden konuştuk. Tavsiye edip duruyorum meğerse hiç sevmezmiş 🙂 gülmeye başladık. Sonrasında görüştükçe birbirimize bilim kurgu filmleri ve kitapları önerir olduk. Bunu yazsana dedi. Ben de (tabi öncelikle sizlerin desteğiyle, yazılarımı iyice sohbet formuna dökme cesaretiyle) olur dedim, dee… çok BİLmediğimi fark ettim o zaman KURayım dedim 🙂

Bilmeden kurmak ya da bilgini kurgunun içine katmak! Hangisi? Bilim kurgu tanımı şöyle veriliyor; ‘’yakın ya da uzak gelecek ile öykülerin bugün olası olmayan bilim ve teknoloji unsurlarını da kullanılarak oluşturulmasıdır’’ ya da ‘’Gerçek zaman ve yer dışında, çoğunlukla ileri düzeyde gelişmiş bilimsel tekniklerin yer aldığı, düş gücüne dayanan…’’

Çok önceleri varmış ama böyle anılması 50 li yıllarda olmuş, ilk eserler 2.yy da ortaya çıkmış. Bilim ve kurgu ne kadar tezat görünüyor. Hayal mi gerçek mi? Bildiğimizi gerçekten biliyor muyuz? Öyle mi sanıyoruz? Hayat aslında, sadece bir kurgudan mı ibaret! Kimin kurgusu? İnsan olan yerde hayal olmaması mümkün mü? Her şey düşünce ile başlamadı mı? Sonra dedim ki; izleyebilseydim, acaba hayatım nasıl bir film olurdu? Şöyle uygunundan halk matinesine gidip içerik değil saati uyduğu için izlediğin bir film misali! Beklentisiz önyargısız otursan koltuğa ama elinde yiyecek içecek olmasa! Hatta yanındaki izleyici filmin hızının düştüğü yerlerde çıkınca buluşacağı arkadaşları ile konuşmasa, teknolojiyi sadece kendine kullanıp tuş sesini bile kısmadan yeni moda haberleşme ‘’whatsapp’’ ile yazışmasa velhasıl dikkatini dağıtmadan izleyebilsen filmi (bu arada reklam alıp başka bir konuya kaymak üzereyken hızlıca geri dönelim)

Neler görürdün, sonunu ilk sahneden tahmin eder miydin, oyuncu performansı nasıl olurdu, “-Amma gerçekçi yahu’’ mu derdin, yoksa ‘’-Yakışmamış rol yaptığı belli’’mi derdin? ‘’-Ben olsam bunları filme almazdım’’ mı derdin? Oturduğun yerden oynayan sen değilmişsin gibi bazen ‘’-Hadi söyle nasıl tutuyorsun içinde’’ diye haykırasın gelir miydi? Gibi gibi gibi… Bak bakalım senaristi kim yönetmeni kim bu izlediğin filmin? Peki, kendi filminin senaristi ve yönetmeni SEN olsan! Başrolde kim olurdu, yardımcı oyuncu kim, öyküsü nasıl? Peki şu anda kim var gerçekten başrolde? Sen gibi görünüp yandan yandan rol kapanlar var mı? Oyun senin kurallarına göre mi oynanıyor, figüran mısın, gerçek oyuncu mu, dublör kullanıyor musun, sonunu görebiliyor musun? Bazen filmin sonu başından bellidir ya, bazen da hiç tahmin etmediğin şekilde biter sağ gösterip sol vurur sana! Eee kimi zaman hayatta öyle değil midir? Sen gardını aldın mı peki, istediğin yöne çevirebilme gücün var mı? E hadi o zaman kurgulayayım tüm bilgimi içine katıp oynamaya başlayayım. Film arasını uzun da tutabilirim, birden fazla ara da verebilirim hatta yarıda bırakıp sil baştan tüm filmi yeniden yazabilirim, film benim değil mi? Dedim kendi kendime…

Buraya kadar okuduysan, sen de yapabilir misin? Taptaze bir yıl geliyorken, hep bir temiz sayfa, 1 Ocak’ tan itibaren başlıyorum söylemleriyle, en iyi dilekler ve umutlarla yılı karşılıyorken… Bu sefer gerçekten tam da istediğimiz gibi kurgulayamaz mıyız hayatımızı… Ne dersin? Bildiğin bilmediğin her şeye herkese rağmen en baştan yazmaya var mısın? Yepyeni yılda yepyeni filmlerde görüşmek umuduyla, fragmansız bilimkurgular dilerim:)

Sevgiyle kalın

Belma Kafadar KARAÇAM
Profesyonel Koç