Oto Pilottan Çıkma Vaktimiz Geldi

,

İnsan beyni nedensiz hareket etmez ve insan beynini harekete geçiren en temel şey; meraktır.
Yani ‘bilinmeyeni bilme’ye duyulan yoğun istektir.

Çünkü, bilince mutlu oluruz.

Tarihe baktığımızda; küçük büyük tüm keşifler ‘bilinmeyeni bilme’isteğinin ve merakımızın bir sonucudur. Bugün ise bu istek inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Dünyada her gün 2.500 ‘ün üzerinde yeni araştırma yayınlanıyor ve bu araştırmaların büyük bir çoğunluğu da İnsan beyninin nasıl çalıştığını bulmak üzerine yapılıyor.

Beynin nasıl çalıştığını bilmek neden bu kadar önemli?
Nasıl çalıştığını bilmediğimiz bir şeyi kontrol edemeyiz.
Kontrol edemediğimiz şeyi yönetemeyiz.
Yönetemediğimiz şey bizi yönetir.

Beynin en çok isteği şey dış dünyayı kontrolü altında tutmaktır.
Çünkü, kontrolü altında olunca kendimizi güvende hissederiz.

Bugün geldiğimiz noktada, dış dünya kontrol edilebilir durumda mı?
Etki alanımız dışındaki,dış dünyada,durumların birçoğu kontrolümüzün dışında gelişiyor.
•    Teknoloji, dijital dünya, hızla değişiyor ve biz bu hıza yetişmek durumundayız,
•    Her gün yoğun bir veri akışına maruz kalıyoruz ve ihtiyacımız olan dataları bulup çekmek zorundayız,
•    Değişen ekonomik dengelere uyum sağlamak ve getirdiği rekabetle baş etmek durumundayız,

Hatta, etki alanımızda olduğunu düşündüğümüz birçok durum bile kontrolümüz dışında kalabiliyor.
En basitinden,kahvaltıda sipariş ettiğimiz az pişmiş bir omletin isteğimiz kıvamda gelip gelmemesi bile kontrolümüzün dışında kalıyor. Hal böyle olunca, gün içinde kontrol dışı birkaç durumla dahakarşılaştığımızda, beynin kontrol merkezinde alarm zilleri çalmaya başlıyor. Kontrolü kaybettin, güvende değilsin!

Güvende değilsin! demek,
Kaç! Savaş! Yada Don! demektir,
Bu durumda beden adrenalin ve kortizol üretir,
Adrenalin ve kortizolise stres demektir.
Kısacası stresin formülü= olmasını istediğimiz durum- olan durum  arasındaki farktır.

Bu oluşan süreçte, bizi güvende tutmak isteyen ilkel beynin (amigdala) bir suçu yoktur. O, 2017 yılında olduğumuzu bilmiyor. Her an avcı toplayıcı çağdaki gibi köşe başından yırtıcı bir aslan çıkabilir dürtüsüyle sadece kontrolü ele alıyor.Yani yönetemediğimiz şey bizi yönetiyor!
İlişkilerimizde, tepkilerimizde, karşılaştığımız kişi ya da olaylarda, olmasını istediğimiz durum ile olan durum arasında fark, bir gün az bir gün çok ama hep var olduğunda stres günlük “normalimiz” haline gelmeye başlıyor.
Normalleştirdiğimiz bu durumlar bir zaman sonra içten içe bizi tüketmeye başlıyor.
Hepimiz biliyoruz ki, sürekli strese maruz kalmak bizi fizyolojik ve psikolojik olarak yıpratıyor.

Bir zaman sonra “Bana neler oluyor?” diye sormaya başlıyoruz ve bu soruyu sorduğumuz anda “Değişim” isteği başlamış oluyor.
Peki! Bunu nasıl yapacağız?
Her gün kendimize bıkmadan usanmadan sorular soracağız yani “Koçluk” yapacağız.

Şu anda olan bu durumu değiştirebilir miyim?
Farklı bakış açıları üreterek koşulları değerlendirebilirsin,

Şu anda olan bu durumu değiştiremiyorsam nasıl yaklaşmalıyım?
Değişken durum ve olaylara esnek bir anlayışla yaklaşabilirsin,

Şu andan sonra nasıl yaklaşırsam sonuç benim için daha tatminkar olur?
Ortamı hızla analiz ederek, risk haritası çıkarıp bu doğrultuda stratejiler geliştirebilirsin,

Bunu ne zaman yapmalıyım?
Hemen şimdi! Duraksamadan, çeviklikle.

Gün içinde aldığımız kararların %95’ni oto pilot modda veriyoruz.Değişim sürecinde,otopilot moddan çıkıp olanın farkında olmalıyız. İlk karşılaştığımız zorlukta pes etmeden, yeni davranışların oluşması ve zihnimizde patikalar yaratması için kendimize zaman tanımalıyız.Değişimin sonucunda, yaşamdaki dengemizi bulup (1), yönetimi ele alıp,hayatın direksiyonuna geçmeliyiz.

İzlememiş olanlar için, ilham verici bir değişim ve gelişim hikayesi,Deshun Wang

(1) Yaşamımızda aradığımız şey nedir?

Faydalı olması dileğiyle,

Bilnur FİDAN YILDIRIM
Executive Coach,Communication Expert,
Instructor and Yoga Teacher

Bilnur Fidan Yıldırım

Bilnur Fidan Yıldırım

Yazarın Diğer Yazıları