Bir Irmak Sevginin Hikâyesi…

,

İnsandaki duygularla suyun akışı arasında önemli benzerlikler bulmuşumdur hep. Irmakların doğuşu, büyümesi, zaman zaman kaybolup sızıntılarla akışını sürdürmesi, önüne bentler yapılması, bu bentleri her defasında aşması, faydası, zararı, hep daha ileriye gitme hedefi gibi daha birçok unsur; suyu (ırmakları), insanın hislerindeki gelişmelerle beraber aklıma getirir.
Yamaçlarda, dağların eteklerinde, vadilerde belirir çoğu kez ırmaklar.
Doruklara yağan karların erimesidir ilk damlaları.
Toprağın altında sabırla bekler berfinler.
Yağmurla arkadaş olur sonra; çoğalır, büyür, büyür, büyür…
Irmağın ilk emeği alın teridir bu bekleyiş, çoğalma ve büyüme.

Adını coğrafyasından alır ırmaklar ve bastığı topraklara hayat verir adıyla. Çiçeklerin tebessümünde, güllerin kokusunda, tabiatın dokusunda onun adı yazılıdır; görülmeyen ve bilinmeyen.

Gariptir, dosttur, sırdır bir ırmak suyun akışı…
Varmak istediği denizlerdir, okyanuslardır.
Hedefi en büyüğe ulaşmak; sevgilisine kavuşmaktır.

Zaman zaman suyun akışı durdurulmak istenir; bentlerle, setlerle, barajlarla. Mecrası, yönü, yatağı değiştirilmek istenir. Bir ırmak su, bütün bunlara sabırla direnir, bekler. Onun için önemli olan akmaktır. Sızarak da olsak akmak ve “sevgiliye” her şeye rağmen ulaşmak. Çünkü O, bütün ırmakların denize varmayı arzuladığını, hepsinin çabasının bu yönde olduğunu bilir.

Kendini deniz olmaya, denizlere ulaşıp benliğinin vuslatına saklar.
İkide bir dalgalanmaz, köpürmez…

Zaman zaman ortadan kaybolduğu bile olur bu yüzden. Fakat gözlerden uzak akışını sürdürür bir ırmak su. Toprağın altının üstünden daha hayırlı olduğunu anlamıştır sanki o dönemlerde… Yeniden toprağın üstüne çıkmak için bekleyişini, çoğalmasını, en önemlisi de akışını sürdürür.

İnsanın yüreğine de böyle düşer doruklardan kar taneleri gibi sevgiler.
Sarılıp sarmalanır şefkatle. Gizlenir insanların kem gözlerinden, kıskançlıklarından.
Korunur kin ve nefretten, tabulardan. Hasretle, gurbetle, vuslat ateşi ile yanan yürek sıcaklığında büyütülür ırmaklar gibi.

Bir ırmak suyun akışıdır sevgi, insanın damarlarında.

İnsanın içindeki çiçeklerin tebessümünde, güllerin kokusunda, tabiatın dokusunda hep birilerinin adı yazılıdır görülmeyen ve bilinmeyen.
Gariptir, dosttur, sırdır sevgi insanın yüreğinde…

 

Kimi zaman çile ve gözyaşı sıkıntısıdır; kimi zaman acı, keder ve elem.

Kaderi aynıdır bir ırmak suyun akışı ile sevginin…
Önüne çıkan engeller, zorluklar değiştirmez bunu.

Dayatmayla, yok saymayla, baskıyla, işkenceyle akışı durdurulamaz sevgilerin. Tıpkı trilyonlar harcanarak yapılan barajların, bir ırmak suyun akışını durduramadığı gibi.

Herkes çok iyi bilmelidir ki bütün ırmaklar denize akar.

Bir suyun akış hikâyesi ırmağın denize dökülmesine; yürek sıcaklığında büyütülen sevginin öyküsü ise insanın toprakla kucaklaşmasına kadar sürüp gider…

Osman Güzelgöz

www.osmanguzelgoz.com