Maymun Tuzağı

,

Güney Asya’da avcıların “Maymun Tuzağı” dedikleri ve maymun yakalamak icin kullanılan bir çeşit tuzak var. Yıllardır kullanılan bu tuzakla maymunlar yakalanıyor. Tuzakta, bir hindistancevizi oyuluyor ve iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanıyor. Hindistancevizinin altına ince bir yarık açılıyor ve cevizin içine oradan tatlı bir yiyecek konuyor. Bu yarığın büyüklüğü ise sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar. Yani elini içeride yumruk yaptığında elini dışarı çıkaramıyor. Tuzağın işlemesi şöyle oluyor; Maymun, tatlının kokusunu alır, yiyeceği almak için elini içeri sokar ve yiyeceği kavrar, ama yiyeceği kavrayan elini dışarı çıkaramaz. Avcılar geldiğinde maymun çılgına döner, kaçmak ister ama kaçamaz. Esasen bu maymunu, tutsak eden hiçbirşey yoktur. Onu tutsak eden sadece onun kendi bağımlılığının gücüdür. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmaktır. Ama zihnindeki açgözlülük o kadar güçlüdür ki bu tuzaktan kurtulan maymun çok nadir görülür.

Böylesine bir tuzak tabi ki sadece maymunlar için geçerli değil. Konfüçyüsün bir hikayesi insanlar için de aynı şeyin geçerli olduğunu gösteriyor. Konfüçyüs bir gün ders anlatırken öğrencilerine içinde elma olan bir vazo gösterir ve bu elmayı vazodan çıkartan kişi elmayı yiyecek der. Açıkmış olan bir öğrenci hemen yerinden fırlar ve vazoya elini sokarak elmayı çıkartmak ister. Elmayı tutar ama “elimi çıkartamıyorum”der. Konfüçyüs “elmayı sıkı sıkıya tutmaktan vazgeçmediğin sürece elmayı çıkartamayacaksın” der. Konfüçyüs daha sonra eline vazoyu alır, ters çevirir ve elma eline düşer.

Her iki hikayede bize gösteriyor ki bizleri tuzağa düşüren ve orada kalmamıza neden olan şey, arzularımız, hırslarımız ve zihnimizdeki bağımlılıktır. Tüm yapılması gereken, elimizi açıp benliğimizi ve bağımlı olduğumuz şeyleri serbest bırakmak ve dolayısıyla özgürleşmektir.

Konuyu Koçluğa bağlayacak olursak; Hepimizin hayatında elimizi kaptırdığımız, tutsağı olduğumuz tuzaklar var. Bizi bağımlı kılıyor, zayıflatıyor, hatalara sürüklüyor ve belkide ilişkilerimizi bozuyor. Fakat bunların ne kadar farkındayız? İnsanın kendini tanıması, hatalı olduğu, bağımlı olduğu hususları keşfetmesi ve bu hususları serbest bırakarak özgürleşme isteği geliştirmesi bir farkındalık sürecidir veya başka bir deyişle bir koçluk sürecinin sonucunda varılacak noktadır diyebiliriz.

Bu farkındalık gelişmezse birey kendi kişiliğinin zayıf, geliştirilmesi gereken ve güçlü tarafları hakkında fikir sahibi değildir. Yine bir Konfüçyüs sözüylebu konunun önemini belirtelim;

Güçlü olan, zayıf yanını herkesten iyi bilendir; daha güçlü olan ise zayıf yanına hükmedebilendir.”

Birsen Aktuğan
Ekonomist, Profesyonel Koç