Bu Yıl Ne Kadar Eksildin Kendinden?

,

Kendini, kendinden ne kadar eksildiğini ne kadar eklendiğini değerlendirmek için ne güzel zamanlardır “yeni yıl” “yeni yaş” “yeni başlangıçlar”. Yeni yıla dilekler ve isteklerle başlayıp ona bir sürü sorumluluk yüklemek kolay. Çünkü nasıl olsa yeni, gıcır gıcır. Yaşanmamış, yazılmamış, çizilmemiş öylece bizi bekliyor. Ama ya yaşadığımız, yazdığımız, çizdiğimiz, zamanını kullandığımız yıl? Geçmiş olan yıl? Onu her gününde sorunlar, sıkıntılar, istekler, üzüntüler, koşuşturmalara mı boğduk yoksa kararınca yorup ardından soluklanacağı nefes alacağı anlar ve onlardan da çocuklarımıza ve onların çocuklarına aktarılacak, bir kış akşamı birlikte kahkahalarla anlatılacak anılar mı yarattık?

Gelecek yıla daha iyi hazırlanma, geçmiş yıldan öğrenme, daha çok anı biriktirme ve yeni yılı da çok yormamak gayretiyle yılın sonuna doğru daha yoğun bir şekilde kendime şu soruları sorar oldum son yıllarda…

Ne kadar eksildim kendimden, “benden”?

Hangi güzelliklerden ne kadar ekleyebildim “bene” ?

Ne kadar gerçekleştirebildim “beni” ?

Ya memnuniyet durumum nedir “benden”?

Bana bu soruları sordurarak kendimi hatırlatmaya yardımcıdır bir deniz bir de kitaplar… Onlar; içinde kaybolmaktan hiç korkmadığım, her içine dalıp çıktığımda yenilendiğim, içine daldıkça güzelleşen, derinine indikçe derinleştiren, bana yeni pencerelerin açılması için umut olan, yol olan, sonsuzluğu anlatan, sona geldiğimi düşündüğümde ufukta bana yeni başlangıçlar sunan çok sevdiklerimdendir. Belki de bundandır ne zaman bir sorum ya da sorunum olsa çözümü çareleri onlarla birlikte daha kolay bulmam. Ne zaman ki cevabını bilmediğim sorular çıktı karşıma cevabı da onlarla birlikte geldi. Ya bir kitapçıda tesadüf ederiz kendileriyle sessizce çağırır beni al diye, ya da bir dost vesilesiyle kendisini kavuşturur size.

Bu dost vesilelerini oldukça sık yaşarım. Hani yaşlı teyze sohbetlerinde birisi sorununu anlattığında şu otla şunu karıştırır sıcak suda kaynat ılık ılık iç ya da filanca doktora git onun yazdığı ilaçlar çok iyi geliyor diyerek öneriler verenler vardır ya işte benim de iştahla bir yemek tarifi veren şefler ya da şifali bir ot tarifi veren aktarlar gibi şu kitabı okudum bak çok iyi geliyor, bak bir okusan tekrar okursun diyen dostlarım var.

İşte tam bu yılın sonunda sorular sorulmaya hesaplar kapatılmaya başlandığında yani “Ne kadar eksildim kendimden? sorusuna yanıt ararken bir dostumun önerdiği Bessel A. Van Der Kolk’un yazdığı “Beden Kayıt Tutar” kitabıyla tanıştık. Travmaların “benden” ne kadar eksilttiği, bu eksikliği fark etmenin önemi ve fark ettikten sonra yapabileceklerimiz sunulmuş bu kitapta. Kitabın her bölümü son derece güzel ve öğreticiydi benim için ama özellikle bir bölümünde yazılanlar çok daha dikkat çekiciydi.

….Kendisi de toplama kampında kalmış olan Krystal, hastalarının pek çoğunun profesyonel olarak başarılı olduğunu ancak özel ilişkilerinin mesafeli ve umutsuz olduğunu görmüştü. Duygularını bastırmak, bir çok şeyi kaybetme pahasına iş dünyasında başarılı olmalarını sağlamıştı. Bu insanlar, bir zamanlar ezici olan duygularını bastırmayı öğrenmişlerdi ve sonuç olarak da ne hissettiklerini bilmiyorlardı. Çok azı terapiye ilgi göstermişti… (syf. 99)

Hayatı bir işten bir işe, bir başarıdan bir başarıya, bir hedeften bir hedefe, bir ödülden diğerine koşarak yaşarken, yaşadığın travmaları normalleştirmeye çalışırken ya da normalin bu olduğunu düşünürken; şarkı söyleten, dans ettiren, kahkahalarla güldüren, ağlatan, yağmurda ıslatan, çimenlerde yuvarlandıran, sırtüstü yatıp bulutlardan masal yazdıran, düştüğünde güldüren, yeni heyecanlar yeni deneyimler yaşatan, “Beni ben yapan”, “BEN” e ne oluyor? Ne kadar eksiliyorsun bunlardan?

Ne kadar erken fark edersek o kadar iyi. Çünkü henüz zamanın, enerjin ve üstelik daha yaşanmamış, yazılmamış, çizilmemiş, gıcır gıcır bir yılın var önünde.

 

Handan Boztepe