Büyük Yaşamlardan Öğretiler…

,

Yaşam koçları olarak sürdürdüğümüz sosyal sorumluluk projesi kapsamında kapılarını bize sevgiyle açan Sefa Huzurevi’nin Kurucusu Gül ERBEK ile sohbet etme şansına sahip olduk. Bu ay bu sohbeti paylaşmak istiyorum sizlerle…

Bir grup gönüllü yaşam koçu olarak sizinle başladığımız “Huzurevlerinde Koçluk” projesinde koşulsuz şartsız güvenle kapılarınızı açtığınız için öncellikle çok teşekkür ediyoruz. Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben uzun yıllar kamuda çalıştıktan sonra, eşimle beraber felçli ve Alzheimer hastası olan kayınpederim için açtık bu kurumu. Uzun yıllar evimizde baktık baktırdık, ancak profesyonel bir bakıma ihtiyacı olduğunu anladık. Türkiye’de huzurevinin olduğunu bakımevlerinin çok az olduğunu gördük, bizim çıkış noktamız da bu oldu. Uzun yıllar kamu kurumunda çalışmış olmamızın deneyimini bu kuruma aktardık. Ailece 12 yıldır bu hizmeti hak ettiği şekilde yapmaya çalışıyoruz.

Fedakârlık ve özveri isteyen bir hizmet veriyorsunuz, yaşamanıza nasıl yansıyor?

Öncelikle ilk açtığımız yıllarda ruhsal anlamda kendi kendime çok sorguladım, yapı olarak yardımsever bir insanımdır. Bu duygularımı kuruma aktardığımda çok yıprandığımı fark ettim. Profesyonelleşmek gerektiğini karar vererek, bu gerekliliğe göre hareket etmeye başladığımda çok daha verimli olmaya başladım. Bu iş duygu isteyen bir iş, duygularınızı katmazsanız, asla başarılı olamazsınız. Çünkü işin özünde insan var, evrak işi yapar gibi bunu yapamazsınız.

Kendiniz de neler keşfettiniz?

Çok şeyler yapabileceğimi gördüm, daha önce niye yapmadığımı ve neler yapabileceğimi sorguladım, imkanlarım çerçevesinde de bunları hayata geçirdim. Ufkumu çok açtı benim, Sadece iş yaşamım da değil özel hayatıma aileme de yardımseverliğim yansıdı.

Ne hissediyorsunuz yardım ettiğiniz de?

Çok mutlu oluyorum, inanılmaz bir manevi duygu inanılmaz bir haz bu hiçbir şeyle ölçülmez, birinin eli gözü dili ayağı beyni olmak, büyük bir keyif veriyor üretken ve yararlı hissediyorum.

Tecrübelerinizin ışığı altında bir sürü anılar biriktirmişsinizdir, paylaşmak ister misiniz?

Nasılsınız kelimesi bile o kadar değerli büyüklerimiz için; Geçmişte bir amcamız vardı, rahmetli oldu. Mehmet amca nasılsın dediğim de o kadar mutlu olurdu ki ben senden ne kadar razıysa, rabbim de senden o kadar razı olsun, derdi, o an yaşadığımız tüm yorgunlukların yerini huzur ve keyif alıyor. Gönül bağı kuruyoruz hepsiyle tek tek kurmazsanız yapamazsınız bu işi…

Bir sürü hayatlar tecrübelerle karşılaştığınız yaşamınızın bu döneminde neler öğrendiniz?

Yaşanmışlığı görüyorsunuz, üzüldüğümüz küçücük konuların anlamsız olduğunu, her olayın geçeceğini sorunlar karşısında daha pozitif olmayı, ölümün kaçınılmaz olduğunu, bu hayatın bizim olduğunu keyifli geçirmenin bizim elimizde olduğunu öğrendim.

Huzurevlerinde olmayan büyüklerimize karşı bizler neler yapmalıyız?

Büyüklerimizin en çok ihtiyacı olan sosyal hayat. Onları sadece evde görev gibi ziyaret etmekten çok, dışarıda yararlı olduklarını hissettirecek faaliyetlere yönlendirmek gerekiyor. Ancak bunu her zaman başarmak çok zor, çünkü gençlerin kendi hayatları ve yoğunlukları olduğundan huzurevleri ve bakımevlerine yönlendirilmek gerekiyor, bu kuruluşlar da hem sosyal hayat hem bakım ve sağlık bölümleri yer almaktadır.

Son söz olarak büyük yaşamlarla berabersiniz neler söylemek istersiniz?

Çalışmayı ve üretmeyi elden bırakmamak gerekiyor, ne iş yaparsak yapalım en iyisini yapalım, olumlu düşünelim, her acının üzüntünün bir sonu var, her şeye rağmen hayat devam ediyor, yaşama sımsıkı sarılmak gerekiyor, o zaman her şey kendiliğinden düzeliyor, aynaya nasıl bakarsanız yaşam size o görüntüyü sunuyor.

Huzurevinizde misafir ettiğiniz sevgili Güzin Hanım’ın söylediği şekliyle; “sevginin tanımı, müstesna özel insan Gül Hanım”, tecrübelerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.

Ben çok teşekkür ederim, çok keyifli bir sohbetti.

 

Şengül Demir
Profesyonel Koç