Editör’den

CoachTeam Magazin olarak geçen yıl başladığımız yayın hayatımızda bir yılı geride bırakırken, her ay yeni yazarların da bize katıldığı büyük bir aile olduk. Yazılarımıza gelen yorumlar bizi daha da heyecanlandırarak yol almamızı sağladı. Değerli paylaşımlarıyla bizimle birlikte olan tüm yazarlarımıza çok teşekkür ediyoruz.

Bu ay bir de buradan paylaşmak istediğim bir kitap haberimiz var. 24 koç harika bir amaç için bir araya geldi ve harika bir kitap ortaya çıktı. Benim de yazarları arasında olmaktan büyük heyecan duyduğum kitabımız “Teoriden Pratiğe Koçluk” artık satışta. Farklı şehirlerden hatta yurtdışından bu projede yer alan tüm koçlar, tek bir yürek olarak bir kitap oluşturdu. Bölümler paylaşıldı, sorumluluklar alındı, bilgiler çoğaldı. Kitabımızın koçlar ve koç olmak isteyenler, koçluğu merak edenler için bir başucu kitabı olduğunu düşünüyorum ve tüm katkısı olan koçlarla, heyecanla şimdi kitabımızın okuyucularıyla buluşmalarını bekliyoruz.

Arka kapaktaki yazıyı da buradan paylaşmak istiyorum…

“Bu kitap, profesyonel koçluğu merak edenler, mesleğe yeni başlayan veya meslekte yol kat etmiş koçlar için bir el kitabı olması amacıyla; “Koçluk için Bir Arada” diyen 24 koç tarafından, koçluğu ‘teoriden pratiğe’ taşıyan süreci anlatan yalın bir dille yazıldı. Kitapta profesyonel koçluğa ilişkin temel kavramlar, koçluk yaklaşımları, koçluğun odak alanları, koç-müşteri ilişkisi, koçluk hizmetinin sınırları, araç ve yöntemleri, sık rastlanan yanlış uygulamalara açıklık getiren ayrıntılar ve mesleki yeterliliklere yer verildi.”

İnternetten Sipariş vermek isterseniz aşağıdaki adresleri ziyaret edebilirsiniz:

http://www.dr.com.tr/
http://www.kitapyurdu.com
http://www.pandora.com.tr
https://www.kitapsihirbazi.com
#teoridenpratigekocluk #atlantisyayınları #peon

Keyifli okumalar

Ceyda Tezel
Editör

Editör’den

Sonbahar… Bir başka deyişle hazan…

Kısalan günler, sararan yapraklar, yağan yağmurlar ve esen serin rüzgârlar…

Bazen hüzün bazen de umut olur bize. Kimimiz keyifle geçen güzel yaz günlerinin özlemini duyarız, kimimiz göçmen kuşlar olmayı dileriz…

Kışa hazırlanan doğayı hissetme, onun tekrardan doğuşuna kadar kendini dinlenmeye hazırlamasını izleme zamanıdır. Yağmurun, sıcaktan kuruyan toprağı ıslatmasını izler, mis gibi yayılan toprak kokusunu koklarız…

Sonbahar aslında yeni başlangıçların, yeni yolculukların, yeni umutların da habercisidir…

Öyle bir ilkyaz ol ki korkut yaprakları,

Öyle bir son yaz ol ki tut yaprakları,

Sararıp dökülürken güz rüzgârlarında

Ardında savrulsunlar, unut yaprakları.

Sevinçlerinde onlar vardı, hüzünlerinde onlar

Seninle yeşerdiler, seninle soldular…

Olsunlar senden sonra da umut yaprakları.

Özdemir Asaf

Editör’den

Keyifler değil hayatı değerli yapan,
Hayattır keyif almayı değerli kılan…
Bernard Show

Bazı zamanların, bazı yerlerin, bazı kişilerin sizin için özel olduğunu hissedersiniz. Bazen çok tanıdık, bildik bazen çok da bilmediklerinizdirler. Bununla birlikte çok özel dediğiniz zamanları paylaşırlar sizinle. Üstelik bazen haberleri bile olmadan.

Hepimizin hayatımızda böylesine zamanlar olmuş mudur acaba?

Bir güne uyanırsınız, bir sabahı paylaşırsınız, bir şarkıyı, bir duyguyu, bir tebessümü…

Bazen sevdiklerinizle, bazen bilmediklerinizle…

Bir şarkı sözü, bir film karesi, bir kitap bölümü, bir şiir mısrası alıp götürür sizi denizin mavi sularına.

Bazen de kanatlanır uçarsınız uçsuz bucaksız gökyüzünde.

İster bildik olsun sizinle olanlar ister olmasın; güzel anları paylaşmak değerlidir, kendi yolumuzda giderken kesişen yollarda.

Kendi yolunuzda bulduklarınızla yürürken öğrendikleriniz ve keşfettikleriniz de sayısız taç yaprakları olan lotus gibi açılır ruhunuzda…

Dileriz, keyif almayı değerli kılan bir hayatınız vardır. Ve bu hayatı bu bayramda da özel olduğunu bildikleriniz ve belki de bilmediklerinizle keyifle yaşarsınız…

İyi bayramlar…

Editör’den

Dili dışarıda yorgun Ağustos

Kapladı yüreğimizin yangınını

Karanlığı giyinip hiç olduk yazında

Keyfimiz kelebeklerle dost,

Karıncaların geceye yol aldığı tatlı bir sonsuzluk

Artık düşebilirim

Düşebilirim göğün hafifliğinden yere…

 

 

Ağustos sayımızı keyifli okumalar…

 

Editör
Ceyda TEZEL

Editör’den

Bir harika sayı daha. Bu defa yazın ortasında kıpır kıpır Temmuz ayı…

Sabahın erken saatlerinde pencereden içeriye giren manolya, limon, kekik kokan mis gibi Ege havası ile uyanmak. Biliyorum çok kışkırtıcı ama şu sıra aile yanı, çocukluk anıları…

Tatilin o dayanılmaz tadı…

Hani çocukken, biriktirdiğiniz o en sevdiğiniz şekerleri en sona bırakmak gibi.

Anın tadını çıkarmak…
Orada olduğunuz zamanı hissetmek…
Büyüklerinizle yanyana olmak…
Onların varlığı ile tamamlanmak…

Şu kısa zamanda yogayı hayatıma katmanın bana öğrettiklerinden deneyimlediğim; ağaç pozunda ayakların yere bastığında içindeki ağacın köklerini hisset, köklerin ne kadar sağlamsa sen o kadar sarsılmaz bir duruş sergilersin, kollarını başının üzerinde gökyüzünde birleştir. Artık tüm dikkatin kendindedir… Tüm içsel kurduğun bağı hissedersin. Yukardan gelen enerjiyi alabilmek için köklerinden beslenirsin. Sana gereken şey de denge ve yakaladığın içsel uyumdur…

Şimdi bundan sonra yapmak istediklerimize, olmak istediklerimize odaklanmak… bilmek… yol almak.

Durmaksızın yürüyorum bu kıyılarda…
Kumla köpüğün arasında,
Birazdan silecek belki,
Gelen dalga, ayak izlerimi.
Kabaran köpüğünü önüne katacak,
Ve hep denizle kıyı orada benimle olacak…

Her daim köklerinizi bilmeniz, bulmanız ve hissetmeniz dileğiyle…

 

Editör
Ceyda TEZEL

 

Editör’den

Yıllardır önce İstanbul’dan Ankara’ya taşınma kararı verdiğimiz zaman alışmak nasıl olur diye düşünürdüm. İstanbul’dan ayrılmak, başka bir yere yerleşmek…

İstanbul’u özlemek!

Aradan şimdi yıllar geçti. Geçen hafta yine İstanbul’dan yeni dönmüştüm ve akşam eğitime gidiyordum. Arabada radyodan yayılan Michael Bolton – When a Man Loves a Woman, camdan içeriye giren hafif rüzgar…

En sevdiğim yol, sakin trafik ve birden beni benden alan, tüm arabanın içine yayılan mis gibi iğde kokusu… Bahar zamanı burcu burcu kokan ve seni kokusuyla mutlu eden iğde kokusu. “Ya evet iyi ki buradayım!!!” dedirten. Özellikle de ODTÜ’nün önünden geçerken, insanı nedensiz mutlu eden, yine yaz geliyor dedirten iğde…

Sonra düşlersin eski mahalle arası, ta çocukluğuna gidersin, taş yol, yolun iki yanında iğde ağaçları. Yolun en başından sana ulaşan iğde kokusu. Kokuyla birlikte yürürsün, yürürsün, bir kısmı yerlere serilmiş ama çoğu dalında çiçekleri ile her yere kokular saçan bu kadife ağaca yaklaşırken ince bir yaz yağmuru başlar, hafiften yıkar iğdeyi, o koku o yağmur taneleri ile oynaşır, kaynaşır ve iğde kokusu yazı müjdeler…

Tüm kışın yorgunluğunu, karamsarlığını geride bırakarak, içimizi, ruhumuzu rengiyle, huzuruyla, umuduyla, kokusuyla dolduran iğde zamanına merhaba…

 

Editör
Ceyda TEZEL

Editör’den

Mayıs ayı benim için çocukluğumdan beri “Erguvan zamanıdır”…

Mis gibi deniz kokusu, martıların sesi, baharın esintisi, erguvan rengine boyanmış, yeşilli morlu sokaklar…

Şimdi belki burada deniz kokusu yok ama rüzgara kendimi bırakınca, gözlerimi kapadığımda tüm erguvanların görüntüsü alıp beni o muhteşem huzura götürüyor. Martların çığlıklarına, vapur düdüğünün sesi karışıyor, mis gibi denizin kokusu ve o muhteşem erguvanlar. Salkım salkım sahildeki evlerin önünde onlara eşlik ediyorlar onlarca yıl. Kışın sert rüzgarlarından koruyorlar yaşlı ahşap bedenlerini belki o soğuk kış günlerinde ve şimdi tekrar baharın müjdesi, huzurun, mutluluğun habercisi olarak renkleriyle bezemeye devam ediyorlar her bahar gibi. Eflatun ile mor renkleri arasında bir coşkudur bu gizemli hava. Geçmişin geleceğe emanet ettiği bir sırdır erguvan.

Reşat Karabağ’ın dizeleri gibi;

Benim düşlerimde,

Senin renklerinde,

Saklanmış bin bir desenli yaşam…

Her bir dalın bir başka,

Seni seviyorum erguvan ağacı!

 

Ve ayrıca “Anneler Günü” de bu ay içinde…

Kaç yaşında olursak olalım, annelerimiz için hep çocuk kaldığımız, sevgiyle, sabırla sarıp sarmalandığımız tüm annelerimizin anneler gününü kutlarız…

 

Editör
Ceyda TEZEL

Editör’den

Yeni bir ay ve yeni bir sayı daha… Zaman geçtikçe, biz yüreğimizi sizinle paylaştıkça daha keyifli ve heyecanlı geri sayımlar oluyor. Bu sayı giriş yazımda, “Nisan ayında ne yapsak?” tüyoları vermek geldi içimden

  • Hayatımızla ilgili kararlar vermek gerekiyorsa, baharında ılık esintisine uyum sağlayarak, daha sakin, daha düşünerek kararlar vermek. Elbette ki cesur olmaktan korkmamak… Bununla birlikte başkalarını eleştirmekten uzak durmak, yarın pişman olacağınız sözleri bir kere daha söylemeden önce düşünmek… Hayatınızda yerine oturmayan taşları fark edip, bu konuda bahar temizliği çalışmaları hakkında kararlar almak.
  • Hayatımızda sorun olarak gördüğünüz şeyler üzerinde düşünmek. Resim yaparken biraz uzaktan resme bakmak gibi… Böylece her ayrıntıyı daha sağlıklı değerlendirebilme şansı… Bazen sorunlardan uzaklaşmak çok daha net görmeyi sağlamaktadır. Kendi istediğiniz sonuçlara odaklanmak…
  • İlişkilerinizde yaşadığınız sorunları geçmişe bağlamaktan vazgeçebilmek… Onu tanımak, onu anlamak onu fark etmek, onu dinlemek, onu bilmek… Ve elinizden geldiğince bulunduğunuz anda kalabilmek. Hissetmek… İlişkinizdeki rüzgarı, yağmuru, güneşi…
  • Kendini rüzgara bırakabilmek… Korkma, öyle kış rüzgarı gibi sert değil. Alıp götürmez seni. Önce rahatla, ayaklarını bas toprağa ve toprağın gücünü hisset… Aç kollarını, rüzgarda salın, ayakların daha sağlam bassın toprağa… Köklerini hisset… Seni o kadar güçlü yapan, seni tüm sarsıntılardan koruyarak, dimdik kalmanı sağlayan köklerini… Beslen, seni sen yapan bu zamana, bu bulunduğun yere getiren tüm kaynaklarından. Ve on
  • Tüm yazılar
  • lara teşekkür et ki daha da büyü…

İşte artık yeniden uyanma, büyüme, daha uzakları keşfetme zamanı… Hayatınızda mucizelere yer açma zamanı… Nisan zamanı…

 

Editör
Ceyda TEZEL

Editör’den

Doğanın yeniden hayat bulduğu, yeşillendiği, yeniden uyandığı bahar aylarını karşılıyoruz. Artık pencereyi açtığımızda içeriye dolan ıhlamur, hanımeli kokularını özledik. Kışın üzerimizi örttüğü ayların son bulduğu, umudun, üretmenin, paylaşmanın ve tazelenmenin zamanı…

Derin bir uykudan uyanmanın mahmurluğu içinde toprak. Kuru dalların hayat bulduğu, bereketin bol olduğu bahar aylarında, aynı zamanda da bedenimizin ve ruhumuzun da uyanma zamanı…

Kışın güneşe hasret, battaniyenin altındaki melankolik hallerimiz, yerini neşeye ve iyimserliğe bırakmaya başladı bile. Bu iyimserlikle yapacak çok iş var her bahar sabahı. Temizlenmek, tazelenmek zamanı şimdi…

Bahar temizliğine kendi ruhumuzdan başlamalı belki de. Daha önce yapmadığımız, hep başka bahara ertelediğimiz şeyleri yapmaya başlayarak.

Kış boyunca kurumuş kabuk bağlamış yaşama sevincini yeniden canlandır,

Erkenden uyan, çık dışarıya, nefes al,

Ayaklarının altında toprağı, gökyüzündeki bulutları, ağaçtaki çiçekleri fark et,

Bulduğun her tohumu ek,

Sen ek ki; doğa sana cevap versin,

Gülümse; hayata, ailene, arkadaşlarına, dostuna, tanıdığın, tanımadığın herkese,

Hisset yaşadığını,

Ve baharı,

Ve aşkı,…

Ve hayatı…

Behramoğlu’nun dizeleri gibi;

Bu sabah mutluluğa aç pencereni,

Bir güzel arın dünkü kederinden,

Bahar geldi bahar geldi güneşin doğduğu yerden

Çocuğum uzat ellerini…

 

Editör
Ceyda TEZEL

Editör’den

Dışarıda kar, buz olmuş, hava eksi 10 olmuş, ne fark eder!!! Önemli olan sizin nasıl hissettiğiniz. Hele aylardan Şubat ise…

Şubat ayı, Anadolu’da antik çağlardan beri aşkın ayı. Antik Yunan takvimlerinde Ocak ortasından Şubat ortasına kadar süren ve Gamelyon denilen ay, Zeus ile Hera’nın ilahi aşkına adanmış.

Bu aşk, Anadolu topraklarındaki bir savaş sırasında gerçekleşmiş. Efsaneye göre; o zamanlar İda, şimdiki adıyla Kaz Dağı’nda, Truva savaşı sırasında.Truva’lı Paris’in Helen’i kaçırması sonucunda çıkan savaşı kazanmak üzere olan Truva ordularını, tanrıların tanrısı Zeus’un desteklediği söylenir. Bu duruma sinirlenen tanrıça Hera, Zeus’u baştan çıkarır.

Zeus, Hera’yı Gargaros Tepesi’nde bugünkü adıyla Adatepe Zeus Altarında (Ege Denizinin doğu kıyısında, İda Dağının yamaçlarında, Edremit Körfezinde) safranlardan, sümbüllerden oluşan bir yatağa yatırır ve kimse görmesin diye etraflarını altın bir sisle örter.

İşte İda’daki bu olay tarihe kutsal evlilik olarak geçmiş ve Şubat ortasına kadar bu döneme Gamelyon ayı denmiş.

Aşk iki kişiliktir denir; iki beden, iki akıl, iki yürek. Aynı zamanda aşk bir yaşam biçimidir.

Yaptığın şeyi aşk ile yapmak…

Bir şeyi yapmak için onu gerçekten istemelisiniz. Bir şeyi sevmek için ona delice inanmalısınız.Her beden, bir toplum; her akıl, bir deniz, bir değerler toplamıdır. Her yürek de kaynaktır.

Biz de bu ay içinde yeni çalışmalarla, yeni başlangıçlarla, yeniden denemeler dileyelim… İki kişi, iki akıl, iki düş, iki yürek…

Aşk, iki kişilik yaşam yolculuğudur; hayatınızın tüm patikalarını tek yolda buluşturur.

Aşk, iki kişilik bir yoldur; doğru yürünürse sonsuzluğa dek uzanır.

Size kendiniz olabilme şansını veren;içinizi sıcacık, yumuşacık duygularla coşturan aşklar yaşamanız dileğiyle…

 

Ceyda TEZEL
Editör