Sana da mı kimse inanmıyor?

,

Bana kimse inanmıyor diyen kişinin en başta kendisine inancı yoktur maalesef. Çünkü, kendisine gerçekten inanan kimsenin başkasının inancına ihtiyacı yoktur.

Ben benim! Yol benim! Tek yol benim! diyorsan kardeşim, yolun açık olsun; olurda! İnan kendine, bir yaradana bir kendine! Gerek yok başka birine; hatta ne babana ne annene! Yalnız başardın bu dünyaya gelmeyi, yalnız gideceksin, yalnız başaracaksın bu dünyadan gitmeyi. Yardımcılar vesileler olacak her zaman, yardımcılara yardım et; sana yardım edebilmeleri için ve durma, devam et! devam et! Durma yorulma!

Bilmen gereken en önemli şey şu; mücadele ile başladı bu yaşam, mücadele ile devam edip, mücadele ile de bitecek! Bitmeyecek tek şey mücadele, işte o hiç bitmeyecek. Bittiğini hissettiğin gün, geçmiş olsun, sanırım öldün ve cennettesin:) Başka türlüsü yok kardeşim.

Bunu okuyan SEN; her kim isen, zengin, fakir, orta halli, çalışan, öğrenci, anne, ev hanımı…. vb.

Şu sınavdan sonra, şu atamadan sonra, şu ödemeden sonra mı diyorsun? Deme! Çünkü bitmeyecek! Sen bunlarla ve mücadele ile yaşamaktan keyif almayı, mutlu olmayı öğreneceksin! Ve emin ol olmasaydı bu zorluklar, keyif alamazdın yaşamaktan; çünkü yazılımımız böyle 🙂 Şimdi koy bir kahve ya da demle bir çay… Hem onu keyifle iç, hem çalış, hem düşün… Kendine inanmaya başla! Kendime inanma konusunda önündeki engelleri tespit et, ve onların üzerine git, onları ortadan kaldırmak için planlarını yap. Yaratıcıdan sonra inanman gereken tek varlığı; SEN’ i dinle… Kendini dinle! O sana söyleyecek yapman gerekenleri ve giderilecek eksiklikleri. Haydi kardeşim durma artık! Şikayet etmeyi kes, bir şeyler yap! Adım at! Yaptıkların ya da yapmadıklarını boş ver artık, dönüş var mı geriye? Ama gidiş var ileriye! Şimdiyi yaşa anlamaya çalış. Durmanın sana katkısı var mı?

Nasıl yani, huzuru hiç bulamayacak mıyız, bitmeyecekse bu mücadele? Şimdi asıl konu başlıyor… En büyük mücadele nerde? Huzur aslında nerede? Hemen söyleyeyim, bildiğin gibi; İçinde yoksa eğer, hiç bir yerde!

İç çatışmaların, kendine inanmaman, kıskançlığın, ihtirasların varsa, sana ne Bali, ne Tibet, ne Kabe, ne de dünyanın herhangi bir yerinden fayda yok! Hani diyorsun ya, ‘çekip gidesim var buralardan diye’ herkes hayatında en az bir kere söylemiştir bu malum cümleyi. Nereye gidersen git, beynin ve ruhun yani tüm çatışmaların seninle birlikte gelecek! İçinde tevekkül ve inanç varsa huzur her yerde senin için. İşte o vakit, hiçbir mücadele zor olmuyor senin için, o güç ile kayaları bile yerinden oynatıyorsun gerekirse! Ve hiç yorulmuyorsun ruhen ve beynen! Bedenen yorgunlukta biraz dinlenince geçiyor. Geçiyor, gidiyor ve geçecek… Kardeşlerim hepsi geçecek! Her gün ve her acı geçecek… Hayat geldi ve geçiyor bile, farkında mısın? Yaşadığın günü dopdolu yaşamaya, yeni sen ile barışmaya, tanışmaya hazır mısın? Yoksa SEN’ i kabullenmeyecek kadar, inandıklarını yaşayamayacak kadar korkak mısın?

Devam et kardeşim devam et! Herkes sen gibi merak etme! Herkes korkuyor! Herkes çekiniyor. Yolundan sapmayanlar inananlar fark oluşturuyor!

Hayatı dolu dolu yaşayanlara deniliyor deli, varsın desinler, fark edersen eğer hayat denilen şey bırakılan ayak izleri… İşte o gün anlayacağız yürümemizin ve devam etmemizin gerekliliğini!

Haydi kardeşim sakın durma! Tam yol ileri!!!

AKIŞTA KALIN, KENDİNİZ KALIN…

 

NOT: Bundan sonraki yazılarıma bana özel bir özellik koymak istedim. Yazarken dinlediğim eserlerden seçtiklerimi sizinle paylaşacağım. Böylece, yazarken oluşan ruh halimi sizlerle beraber çok daha etkin paylaşacağımı ve etkileşimimizin kuvvetleneceğini düşünüyorum. Aşağıdaki eserlerden size uygun olanı seçerek yazıyı okumanızı tavsiye ederim. Beraber akışa geçebilmek için…

Yazı okunurken dinlenilebilecek müzikler :

  • Imagine Dragons: Believer
  • Karl Jenkins: Palladio
  • Eminem : The way i am

Tuğçe Balcı

 

Dünyayı Ben Değiştirebilirim!

,

Evet, şu sıralar ülkemizin durumu malum, birçok sıkıntı mevcut. Peki, sadece biz de mi böyle ? Tabii ki değil. Yaşadığımız gezegenin durumu hiç de iyiye gitmiyor. Savaşlar, terör, açlık, iklim bozulmaları. Her tarafta farklı sıkıntılar ama mutlaka sıkıntı var. İnsanoğlu kendi bindiği dalı, hırsları ve nefsi için kesebilecek kafada olabilen tek canlı. Kendimizi, kainatın bir parçası değil de efendisi görmeye devam ettiğimiz sürece bu böyle devam edecek. Hafızamız ise bir o kadar kötü durumda. En basit örnek, hasta olduğumuzda ki bu sadece grip bile olabilir, bir garip olabiliyor, gücümüzü ve yaşam hevesimizi kaybedebiliyoruz. Yada bir olay başımıza geldiğinde anlık tövbeler edip, toparlanmaya çalışıyoruz. Sıkıntı geçince ise, her şey hemen unutuluyor. Hiç bir şey yaşamamış gibi, ders almadan aynen yola devam. Peki insan kötü doğabilir mi? Asırlardır, felsefenin ve psikolojinin uğraştığı bir konu bu. İnsan doğuştan kötü olabilir mi ? Siz nasıl düşünüyorsunuz bu konuda ?

Diyelim ki kötü, yada diyelim ki iyi doğuyor; fark eder mi ? İyi yada kötü,bunu kim nasıl tanımlıyor?

İnsan titreşimlerden oluşan, tıpkı kainat gibi bir varlık. Dinlediği müzik, yediği gıda, gördüğü muamele ile şekillenen bir canlı, tıpkı diğer tüm yaratılmışlar gibi. Peki, hal böyleyken suçlu kim ? Yada bir suçlu var mı? Kötü olan nedir ? Yılan kötü bir canlı mıdır, yada akrep? Olmasalardı, doğanın dengesi bozulurdu. Her yaratılmışın bir görevi var. Kötü kötülüğünü yapmalıdır demiyorum elbette, ama kötünün varlığı değil midir, iyiyi var kılan ve değerli olmasını sağlayan? Yılanın ve akrebin zehrinin kullanıldığı birçok alan mevcut. Bunların hepsi ayrı faydalar ve güçler. Mühim olan eldeki yeteneği nasıl değerlendirdiğindir!!! İşte mesele, bunun idrakında. Yılan birini öldürebilir, yada ameliyatta, ilaçlarda kullanılan zehri ile hayata döndürebilir… Önemli olan, onu değerlendirmeye alan zihniyet! Yerinde duramayan, kabına sığamayan çocuklar için bir örnek verelim; akıllı ve iyi eğitimciler bu tip çocukların kıymetini bilir, onları liderlik yapacakları durumlarda değerlendirip, enerjisini iyi yollarla kullanırken, o çocukları kazanırlar. Hem sınıf düzenini, hem de çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlarlar. Diğer taraftan, ki çoğunlukla böyle oluyor; çocuğu sürekli suçlayıp, eleştirip, ortamda rezil edip, ebeveynine şikayet edip, ondan gelecek için bir canavarda hazırlayabilirler. Bizden olmayanı hor gördükçe, değersiz kıldıkça, kendimize ettiğimiz kötülükten habersiz yaşar gideriz. Bugün fakir bir çocuğa verdiğiniz sadaka yerine, onunla konuşup, kendisini değerli hissettirmeniz çok daha önemlidir.(Maddi yardım yapmayalım demiyorum, şefkat ve istekle yapalım diyorum) Suratına bakmadığınız o çocuk büyüyüp, bir gün suratını asla tanıyamadığınız, nitekim yüzüne bakmamıştınız! bir kişi olarak size veya yaşıtı olan çocuklarınıza bir zarar verdiğinde sadece o mu suçlu sizce ? Bunun tersi senaryoda, dokunduğunuz bir kalp sizi hiç olmadık bir yerde bir durumdan kurtarabilir, yada teşekkür etmeye gelebilir. Birçok insanın hayatında, ‘şu kişi o gün bana yardım elini uzatmasaydı, yada benimle bu konuşmayı yapmasaydı bugün burda olmayabilirdim’ şeklinde bir anlatım duyarsınız! İşte bu noktada, küçücük bir hareketinizle dünyanın gidişatını iyi yada kötü olarak değiştirebilirsiniz! İşte bu kadar güçlüdür, insan! Bilim insanları kainattaki bu algoritmaya ‘ KELEBEK ETKİSİ’ diyorlar. Bize çok iyi, akıllı eğitimciler,ebeveynler ve güzel eğitim almış farkındalığı yüksek insanlar lazım! Küçücük bir hareketinin bir fırtınaya yada bereketli yağmurlara dönüşebileceğinin farkında olan!

Bir tsunamiyi bir kum tanesi, çığ olayını da bir kar tanesinin başlattığını unutmayalım…

Hepimiz çocuktuk, hemen hemen herkes dünyayı değiştirmeyi düşünmüştür çocukken; büyüyünce ne değişiyor? İçimizde öğrenilmiş tembellik ve vurdumduymazlık oluşuyor maalesef. Peki asıl neyin farkında olmalıyız sizce, büyüyünce ? Farkındalık şurda başlıyor aslında, dünyayı değiştirmek istemek çocukça belki, ama değiştirenler nasıl başardılar ? Bir hedeften ne zaman vazgeçer insan ? Hemen cevap vereyim, nereden başlıyacağını bilmediği zaman! Size bugün dünyayı değiştirmenin sırrını verip bitireceğim yazımı ;

‘Dünyayı değiştirmeye dünyanın kendisinden başlayacak kadar aptal değilim artık!, onu değiştirmek için kendimden başlamam gerektiğini anladığımdan beri, büyük dalgalar büyük etkilerdeki kum tanesi, kar tanesi olmam gerektiğini kavradığımdan beri…’

KENDİNİZİ DEĞİŞTİRİN, DÜNYA DEĞİŞSİN DOSTLAR !

Sevgiyle, sağlıkla, farkındalıkla, değişimle ve en önemlisi akışta kalın….

Tuğçe BALCI