Jüpiter YAY Burcuna Geçiyor

,

Jüpiter Yay Burcuna geçiyor, muhakkak hepiniz duymuşsunuzdur. Bu göstergeyi sadece Yay Burcu özelinde incelemek yanıltıcı olacağından, Neptün ile yıl boyu tekrarlayacağı açı bakımından ele almayı uygun görüyorum. Bu şekilde incelendiğinde Ay’ın döngüsel hareketiyle, bir ay içinde defalarca tetiklenecek önemli bir enerjiyi de inceleme fırsatı bulmuş olacağız. Balık Burcu’nun klasik ve modern iki yöneticisi kare açı ile birbirlerini görecekler, üstelik ikisi de yönettiği burçlarda çok güçlüler. Balık Burcu, aşkınlık, dini, mistik deneyimler, gündelik hayatın ve materyal dünyanın gerçeklerinden kaçma, başkalarının acılarına duyarlılık, bağımlılıklar, kurban olma, feda etme, merhamet konularıyla ilgilidir (detaylı bilgi edinmek için Balık Burcu ve psikolojik fonksiyonu hakkında okumanızı tavsiye ederim) ve bu dünyada deneyimlenebilecek en aşkın ruhsal hali gösterir. Bu iki yönetici gezegeninin kare açı ile birbirlerini görecek olmaları, 3 kez tam açılı olacak şekilde, bu yılın balıksal temalarla ilgili gerilimli bir yıl olacağının en bariz göstergesidir. Haritanızdaki Balık Burcu deneyimine bağlı olarak karşılayacağınız mistik bir zaman dilimi bizleri bekliyor. Burada eklenmesi gereken bir diğer konu da geçtiğimiz dönemde, Jüpiter Akrep Burcu’ndayken bu deneyimi yumuşak ve şifalandırıcı olarak deneyimlemiştik bu yüzden hepimiz bu enerjiye bir ölçüde aşinayız haritalarımızdaki açılardan bağımsız olarak.

Yay Burcu Jüpiter’in kendi yeridir, orda en güçlü iyimserlik, büyüme, özgürlük, bilgiçlik potansiyelindedir. Davranışlarda hafiflik ve aldırmazlık, düşüncelerde felsefi bir derinlik ve ben bilirimcilik vardır. Her iki burç da aşkınlık ister ve bilgi ile bütünleşme, büyüme ve yükselme ideali vardır. Kare açının vereceği aşırılık ve illüzyon da hesaba katıldığında, kişisel haritadaki ilgili alanlarda gerçeklerden sapma ve kendi kendini kandırma deneyimlenme riskinin olacağını söylememiz gerekir.

Biraz da değişken nitelikten bahsedelim bu noktada, her iki gezegen de değişken burçlarda zira. Değişken nitelik bir elementin başka bir elemente dönüşmeye hazırlandığı bozunma evresini gösterir; element ortaya çıkmış, yükselip doruğa ulaşmış artık bırakıp dönüşme evresine gelmiştir. Başka bir deneyimin ortaya çıkabilmesi için çözünme ve bozulma gereklidir. Psikolojik olarak da korunaklı bir bozunma sürecinden geçiyoruz çünkü Jüpiter ve Neptün ilahi sevgiyi almakla ilgili iki gösterge, biri bizi sevgi, şevk ve sevinçle doldururken diğeri aşkınlık, mistik haller ve zihinsel olarak odaklanamama ile gelen yükselme ve huşu hissi veriyor. Bu ikisinin kare açıyla transitte oluşu başımıza gelen her ne olursa olsun onu rahatlıkla ve istekle kabul edeceğimizi, heyecanlanabileceğimizi, yanlış yorumlayıp akışa kolaylıkla girebileceğimizi ve hayrına inanabileceğimizi, teslim olmaya istekli olabileceğimizi gösterir. Öte yandan kaçırma, yakalayamama, başarısız olmaktan korkma şeklinde de mistik korku deneyimlenebilir.

İnsanların gündelik yaşantılarına yansıyışı aşırı iyimserlik, spiritüel gurur, gerçek dışı idealler ve hayaller, gerçek hayatın zorluklarına katlanamama, vazgeçiş, yaşanan hayatın idealize edilmiş olanla hiç alakası olmadığını zaman zaman fark edip hezeyanlara düşme, sürekli uzak seyahatlere çıkma isteği, düzeni bozma başka aşkın modele geçme yanılgısı, madde bağımlılığı, kaçış için geliştirilmiş tekniklere zarar verici düzeyde sapma (aşırı ibadet, aşırı spor, intihar, okuma, gezme, yeme, alkol, sigara kullanma… ) ve dengelenmesi gereken duygusal yükselişler şeklinde olabilir. Bu süreçte dengeli, mantıklı, sayılı, hesaplı, akli yeme içme, çalışma, eğlenme ve spor rutinleri geliştirmek topraklanmaya en yararlı yöntem olacaktır.

Peki hiç mi iyi tarafı yok? Böylesi zorlukların daima müthiş fırsatlar barındırdığını söyleyebiliriz. Aşkınlık deneyimini sevgiyle yakalama şansı var. Maddi dünyanın kısıtlamalarını terk etmeksizin, onunla barış yaparak ve kabul vererek bir üst seviyeye çıkma, artık kavga etmeme, başkalarına gönüllülükle hizmet etme, sadece varlığı sürdürerek zararsızca yaşama sanatını öğrenme şansı var. Önemli spiritüel öğretmenlerin, ruhsal liderlerin haritalarında bu açı kalıbı görülür zira.

Jüpiter’in giriş anı haritasını da inceleyelim,

Yükselen 0 derece koç, Ay boşlukta gibi görünüyor, ama değil Jüpiter’in kavuşum orbunda. Ay fazı yeniay, ama Ay yanık değil. Aynı anda bitiş ve yeni başlama gösteriyor. ASC yöneticisi 12. evde. Bir süreç bitmiş gibi ama yeni başlama da umut ve şevk de orda. Ay düğümleri Yengeç-Oğlak aksına geçmiş, eski yüksek değer kalıplarını bırakıp öze köklere yönelme var. ‘Gerçekten değerli olan ne?’ sorusunu sormamızı ister gibi. 12. Ev gizli düşmanlara atfedilir. Aslında bizim bilinç dışımızı, bütünleşilmesi gereken alanı gösterir. Gizli düşman kim? O karşımıza herhangi bir zamanda çıkan aslında bizden olan, ama tanımadığımız gölgemizdir. Karşımıza eşimiz, iş ve parasal ortaklıklar yaptığımız kadınlar, bilgili önemli insanlar, annemiz, babamız, mistik öğretmenler, seksi genç kadınlar ve erkekler, öz değerimizi, maddi varlıklarımızı ve öz saygımızı yerle bir edebilecek ruh eşleri gibi çıkabilirler. Bu süreçte bizi destekleyecek olanlar ise ilişkide olduğumuz genç anlayışlı, akıllı, bilgili insanlar ve güçlü otoriter yaşlı kişiler olacaktır.

Bu an haritasına ve yıl içindeki açılara bakarak söyleyebileceklerimiz kuşkusuz çok daha fazla olabilir ama konuyu toparlamak gerekirse, Neptün ve Jüpiter’in gerilimli kontağının etkisiyle farkına varmadan çok yüksek farkındalık geliştirebileceğimiz bir yıla giriyoruz, bu süreç dilerim hepimizin en yüksek hayrına olsun, hep birlikte yükselelim insanlık ailesi olarak…

 

Ülgen KARAARSLAN
Astroloji Danışmanı
DİP ASA, MAPAI, ISAR CAP

www.instagram.com/uraniamercury/

4 Element 4 Mizaç

,

Astroloji, hiçbir sınırlama olmaksızın, psikoloji tarafından onaylanmaktadır, çünkü astroloji geçmişin tüm psikoloji bilgisinin özetini temsil etmektedir.

C.G. Jung

The Secret of the Golden Flower üzerine açıklamalarından

Dört element kavramı hiçbirimize yabancı değil, zira pek çok eski metinde, farklı kültürlerin mitolojilerinde, psikolojide, bilim tarihinde, ve teolojide sık sık konu edilir. Dört elementi dünyanın direği, dünyevi alemin varoluş biçimi, yapıtaşı gibi açıklıyor ezoterik metinler. Antik Yunan’da Hippocrates vücut sıvılarını dört elementle izah etmiş ve bunların oranlarındaki bozulmaları ‘hastalık’ diye adlandırmış. Hipocrates’ a göre Ateş elementi ‘sarı öd’, hava elementi ‘kan’, toprak elementi ‘siyah öd’ ve su elementi ‘mukus’ ile ifade ediliyordu. 1700 lerin sonlarına kadar hem mizaç ile hem de hastalıklarla ilişkisi kabul gören dört element daha sonra bir süreliğine rafa kaldırıldı. Burada bahsetmek istediğim dört element bizim günlük yaşantımızda karşımıza çıkan insan mizaçları ile ilgili.

Ateş elementi, choleric, güçlü kolerik diye tabir edilen, dışarıya doğru genişleyen, ısı ve ışık yayan, sabırsız, hevesli, ilham dolu, çocuksu egosal, güçlü, dürüst, coşkulu, neşeli bir mizaçtır. Ateş elementi burçlar koç, aslan ve yay dır. Bu burçlar iradelerini doğrudan kullanmak konusunda oldukça bilinçlidirler ve eril burçlardır. Fakat sabırsız ve nazik olarak vakit kaybedemeyecek kadar aceleci olabildiklerinden bencil ve umursamaz görünmek gibi bir gölge tarafları vardır.

Su elementi, phlegmatic, barışçıl soğukkanlı diye tabir edilen, sakin sezgisel, dişil, somut olmayanın sezgisel olarak farkında olan, duygusal dünyanın içinde kaybolan bir mizaçtır. Çok yüksek sezgisel farkındalığı olduğu halde kaynağını somut olarak bilemediğinden bilgisini ifade etmekte oldukça zorlanan bir yapıdadır. Suyun doğasında da olduğu gibi şekilsiz, her kabın şeklini alabilecek bir yapı gibi uyumlu ve barışçıldır, huzur vermeyi öğrenirse huzur bulur yoksa bilinçdışı farkındalığın verebileceği korkularla mantıksızca savunmacı eğilimde olabilirler. Tıpkı su gibi akışa güvenmeyi öğrenmek onların bilgeleşmelerine ve evrimleşmelerime imkan sağlar. Yengeç, akrep ve balık burçları su burçlarıdır.

Hava elementi, sanguin, popüler optimist mizaç ile ilişkilendirilir. İyimser, zihinsel, yaratıcı, teorisyen, felsefi, nesnel, mantıklı, sosyal ve iletişimcidirler. Yaratımın düşünsel, zihinsel kısmında aktiftirler, insan bilgisinin oluşumu ve korunup aktarılması bu elementle ilişkilidir. Fazla teorik olmakla gerçekçi olmamakla eleştirilirler, aşırıya kaçmaları halinde fanatik ve tuhaf görünürler. Fiziksel dünyanın ihtiyaçlarını anlamakta güçlük çekerler, buna bedenlerinin ihtiyaçlarının farkında olmamak da dahildir (açlık, uyku gibi). Erildir, iradelerini kullanırken bilinçlidirler. Hava burçları, ikizler, terazi, kovadır.

Toprak elementi, melankolik, mükemmeliyetçi mizaç ile ilişkilendirilir. Dayanıklılık, fiziksel dünyanın tam olarak farkında olmak, anda ve mekanda olma bilgisi, pratik mantık, duyular aracılığıyla çevreyi algılama, sabır ve disiplin. Onlar doğuştan para kazanmak, fiziksel ihtiyaçlarını gidermek, hedefine ulaşıncaya kadar sabretmek gibi bilgilere sahiptirler. Onların gölge yanları ise dünyayı sadece maddi ve beş duyu ile yakalanana indirgeme eğilimleridir. Bu onların uzun vadede fazla temkinli donuk bir yapıya bürünmelerine, hayal gücünden yoksun renksiz ve katı bir hayat sürmelerine neden olur. Dar görüşlülük, sınamadıkları yeni bilgilere kapalılık ve bu tür hareketli, canlı ve yaratıcı insanlara şüphe ile yaklaşma eğilimi geliştirirler, halihazırda yarattıkları şeylere aşırı güvenip, bağlanıp, değişime inanmayarak son derece sabit deneyimleri hayatlarına çekip kendi kehanetlerini en çok melankolikler doğrularlar. Boğa, başak ve oğlak toprak gurubu, dişil burçlarıdır. Genellikle kararlarını fiziksel algılarına göre bilinçsizce duyularıyla ve deneyimleriyle alırlar, bu anlamda su gurupları gibi sebeplerini doğrudan ifade etmekte zorlanabilirler.

Bunlar genel olarak Güneş burçlarına bağlı olarak değerlendirebiliriz, etkisi yadsınamaz, fakat bir mizacı belirlerken sadece Güneş burcunun elementini değerlendirmek yeterli değildir, haritada yükselen, yükselen yöneticisi ve konumu, 1. ev ve 1. evde yerleşmiş gezegenler, Ay burcu da çok önemlidir, hatta ortaçağ metinlerinden öğrendiğimiz ve oransal olarak elementleri tam olarak hesaplayabildiğimiz teknikler de vardır ve oldukça kullanışlıdırlar. Bir danışanla çalışırken elementler temelinden hareket ederek , kişinin mizacını dolayısıyla temel ihtiyaçlarını belirleyerek ilerlemek oldukça güvenlidir. Koçluk eğitimlerinin de çok önemli bir parçası olan mizaçlar, Astroloji Harita Danışmanlığında da çok hızlı ve kesin veri sağladığından ilk incelenmesi gereken verilerdendir.

Keyifli, mutlu, huzurlu bir Ekim ayı olsun…

 

Ülgen KARAARSLAN
Astroloji Danışmanı, Öğretmen
Dip.ASA, MAPAI, ISAR CAP

@uraniamercury
@studiovenussirius

Yararlanılan kaynaklar: Astroloji, Psikoloji & Dört Element, Stephen Arroyo, Barış İlhan Yayınevi.

Astroloji, Gelişimsel Evreler ve Astropsikoloji

,

Konu kişisel gelişim, koçluk ya da insan psikolojisi olunca çoğumuzun aklına astroloji gelmiyor. Bu cümleyi ‘doğal olarak’ diye bitiremedim çünkü öyle değil bugün astrolojinin bana göre en kullanışlı alanlarından biri ‘Astropsikoloji’ dir. Astropsikoloji, astrolojinin, doğumdan itibaren gezegen transitlerini ve burçların psikolojik ihtiyaçlarını, psikolojik gelişimsel evrelerle açıklayan bir alanı. Hem horoskopu hem de insanı gelişebilen, evrimleşen yapılar olarak değerlendirir ve haritalardaki gezegensel ilişkilerin bireydeki entegrasyon seviyesine ve bu seviyeyi yükseltmeye vurgu yapar.

Astropsikolojinin bize öğrettiği en önemli konu bireydeki gelişimsel dönemlerin bir şekilde transit gezegen döngüleriyle örtüşmesidir bunun en basit örneği bir çocuğun ilkokula başlaması döneminin haritasındaki ilk Satürn karesine denk gelmesidir. Evet tam 7 yaşında transit Satürn natal Satürne kare yapar ve çocuk otorite ile karşılaşır, yeni bir şekil almaya zorlanır ve bu yeni şey daraltıcıdır, sorumluluklar yüklenir ve öğretmen hayatına girer. Bu çocuğun yaşadığı ilk ciddi krizdir, alışıldık davranış modellerini bırakmaya zorlanır, başarıyla atlatılması için çoğunlukla desteğe ihtiyaç duyulur. Ya da Jüpiter in transitlerinin yıllık olarak çocuğa yansıması da buna örnek olarak verilebilir. Tek yaşlarda çocuklar daha uyumlu ve etraflarına karşı duyarlıyken, çift yaşlarında çok daha fazla kendilerine güvenen, asi, hırçın ve egosantrik olurlar. Bildiğiniz gibi Jüpiter her yıl bir burç geçer ve haritada ortalama 30 derece ilerler yani bir yaşındaki çocuğun Jüpiteri natal jüpitere aversiyon açısı yapıp onu desteklemezken ertesi yıl 60 lık (sekstil) açı yaparak çocuğu destekler, şımartır, özgüvenini artırır ve çocuk daha dediğim dedik olma cesareti bulur. Bu 3 yaşında kare açı ile çocuğa içsel sürtüşme yaratırken 4 yaşında üçgen açı ile destekleyerek yine özgüveni tavan bir problem makinası çocukla karşılaşırız. Örnekler bu şekilde çoğaltılabilir fakat bazılarınız şimdi ergenlik dönemini merak ediyor olabilir hemen söyleyeyim, 12 yaş ben dünyayı kurtarırım, siz hiç bişey bilmiyorsunuz gibi söylemlerin başlangıcı olarak ilk Jüpiter dönüşüdür, daha ne desin çocuk iki Jüpiterli bir birey olarak 😊

Gelişimsel evrelerin burçların psikolojik ihtiyaçlaryla nasıl bağlantılandrıldığını örneklememiz gerekirse benim en sevdiğim örnkler Başak, Terazi ve Akrep burçlarıyla ilişkili olanlardır. Şöyle ki Başak evresi 19- 26 yaş arasını kapsar ve kişinin iş hayatına atılıp küçük detaylarla oyalanarak tablonun bütününü hiç görmeksizin deli gibi çalışıp faydalı olmaya ve işini öğrenmeye, hizmet etmeye çalıştığı evredir. Yetişkinliğin acemiliği. Bütüncül olarak bakıldığında en çok çalışılan ve en az kazanılan, en az ne yapıldığının anlaşıldığı evredir. Terazi evresi 27-35 yaş arasında evlenip , ilişkide denge kurmakla ilgili derslerin bolca deneyimlendiği evredir. Bu evrede kişi hayatındaki herkesi idare eder ve ilişkisinin sürmesi için çabalar, neredeyse başka hiçbir yolu yokmuşcasına fedakarlık yapma eğiliminde olur. Bu evlilik ve sosyal ilişkiler meselesi başarılmalıdır zira. Fakat yaş 36 civarına geldiğinde kişi birden niye bu kadar çabalayıp bu kadar az doyum sağladığını sorgulamaya başlar. Akrep evresi sinsice başlamıştır, eşine, yakınlarına, annesine ya da mantıksız dayatmaları olan herkese rest çekecek gücü kendinde bulmaya başlar. Daha derin cinsellik ve gerçek yakınlık ihtiyacı duyar ve bunu hayata geçirmek için atılması gereken adımları atmaktan çekinmez. Gerçekten olmayan herşeye her duyguya açıkça meydan okur… Ebeveynler kaybedilir, ölümle yüzleşilir. Bu evrede eğer cesaretsizce davranırsa bir sonraki evreye geçemez ve gerçek dönüşüm ve büyüme şansını kaçırır. Hemen hemen herkes bunu hissettiğinden görünürde sağlam ama özünde zayıf olabilecek tepkiler verilir hayata karşı, motosiklet almak, eşinden ayrılmak ya da evlilik dışı ilişkiye girmek gibi, gerçekten acılı süreçle yüzleşilmeden kaçamak şekilde yapıldığında kişi büyüyemeyerek bir sonraki evrede yaşlanmaya başlar ve durumun yüzeyselliği anlaşılır. Bu evrelerin her biri bir iki yaş önce yada sonra deneyimlenebilir yada iki evre içiçe geçmiş olarak bir süre birlikte yaşanabilir. Mesela okulunu bitirmeden iş hayatına atılan biri Başak evresini 14- 15 yaşında deneyimlemeye başlayabilir, ya da başka biri daha geç bitirebilir.

Özellikle akrep evresi gerçek bir ikinci ergenlik evresi gibi deneyimlenir. Bu evrenin 9 yıllık süresince çok önemli gezegen transitleri eşzamanlı olarak yaşanır. Bu evrenin kalitesi, kişinin bu sert transitlere verdiği cevaplar ve kendi haritasındaki gezegensel kombinasyonları entegre etme seviyesi ile iilişkili olarak değişkenlik gösterse de başarılmış olması ile olmaması arasındaki fark bir sonraki evreden çıkarken hızla yaşlanma ya da sözüne danışılan örnek yetişkin modeli olması arasındaki farkla kendini gösterecektir.

Gelişimsel astroloji bireysel gelişim sürecimizle bebeklikten yaşlılığa bağlantılandırılan gezegensel döngülerini açıklar. Yukarda verdiğim örnekler çoğaltılabilir ve her yaş dönemine yayılabilir. Modern Astrolojinin en kullanışlı ve doğruluğu sınanmış alanlarından biridir. Kişisel gelişim ve kendini tanıma sürecinde kullanılabilecek pek çok bilgiyi bir seans gibi bir sürede sunan son derece gelişmiş bir araçtır. Danışanın kendini tanımasını ya da en azından o evredeki ruh halinin farkına varmasını sağlamak için kullanılabilir. Ister doğum haritası ister yaşam koçluğu danışmanlığı yapılıyor olsun danışanı doğru tahlil etmek çok kıymetlidir. Bu anlamda astropsikoloji bilgisi bize kısa yoldan rehberlik eder. Astropsikoloji, Astrolojinin bir süreci, olayı, durumu öngörebilmesini değil, onun birey tarafından deneyimleniyor olmasını önemser. Bu anlamda da astrolojinin uygulamasıyla da en danışan odaklı alanıdır ve koçluk ile doğrudan bağlantılandırılabilir.

Astrolojiyi ve her güzel bilgiyi insanlığın aydınlanması ve yükselmesi için daha fazla kullanabilmemiz dileğiyle, mutlu bir Eylül ayı olsun…

Sevgiler,

 

Ülgen CURA KARAARSLAN
Astrolog
Dip.ASA, ISAR CAP
www.instagram.com/uraniamercury/

Astroloji Nedir? Kişisel Gelişim İçin Nasıl Kullanabiliriz?

,

Bir yaz yağmuru ne anlama gelir? Ya da bir kara kedinin yanınızdan geçip gitmesi? Ormanlık alanda kuşların birdenbire havalanmaları ? işten geç çıkmanız? Komşunun çocuğunun bademciklerinin şişmesi? patronunuzun eşinin kayak yaparken bacağını kırması? Sokaklari suyla süpüren aracın sizin şeridinizi yavaşlatması? bunlar ne kadar anlamlı veriler, her yerdeler, her andalar, her gün milyonlarcasını okumadan yanlarından geçip gidiyoruz, sadece ilgili olduklarımızın farkına varıyoruz ve onlara anlam yüklüyoruz oysa ki hepsi eşit derecede anlamlı büyük tablo bakımından. Peki bütüncül olarak okuyabilseydik bu verileri nasıl olurdu? Neler değişirdi, ya da kendimizle ilgili olanları en azından doğru okuyabilseydik?

Bu noktada Astroloji aklıma geliyor işte. Astrolojinin kadim zamanlardan beri üzerinde çalıştığı şey tam olarak astronomik göstergeleri kullanarak karmaşık görünen bilgiyi okumak. Fakat hala bir çerçeveye ihtiyaç var örüntümüzün anlamlı olabilmesi için, bir bireysel harita ya da olay anı haritası gibi. Veri denizinden ilgili verileri çekmek gerekiyor ardından. Bu konu ile ilgili sınırlarımız ise astrolojinin hali hazırda bilinen bilgileri ve astroloğun yeterliliği oluyor. Sanıldığının aksine çok fazla çalışma, gözlem, deneyim gerektiriyor, bu yapılmadığı takdirde derinleşme sağlamıyor ve gölgesine düşülüyor.

“Astroloji ne değildir ya da nedir?” başlıklı sayfalarca yazı yazılabilir, evrendeki eş zamanlılığın en iyi göstergesi olması bakımından pek çok bilim adamı tarafından kullanılmış bir yöntemdir mesela tarihte. Günümüzde ise bilimsel çevrelerce yok sayılır ve tüketim anlayışımızın gerektirdiği şekilde ‘işe yaramazsa yaramasın fakat iyi satılsın’ metası durumundadır. Oysa ki farklı alanlarda insanların yararına kullanılabilecek çok güçlü bir araçtır, özellikle kişinin kendini tanıması için çok faydalı bilgiler sunar. Kişinin kendi gücünü eline alabilmesi için yapması gereken iç gözleme tarafsızca ışık tutar, bununla birlikte olası bütün verileri okumayı bilen bir astroloğun dahi kendi haritasının zayıf yönlerini okuyabilmesi zaman alır. İnsanların iç görü geliştirme süreçleri ile doğru orantılı olarak gelişecek bir objektiviteyi gerektirir. Bu yönüyle de görüldüğü gibi bir sihirli değnek değildir.

Astroloji çok güzel bir bilgidir, iyi insanların elinde çok güzel bir araçtır, astroloğun bunu tarafsızca kullanabilmesi, gölgesine düşmemesi, kendi merkezinde kalabilmesi bu bilgi ile şımarmaması için farklı beceriler kazanması gerekir. Gölgesi ne mi? ‘Seni senden daha iyi biliyorum ile başlayan, bunu şunu yapmazsan kıyamet kopacak’ ile biten insan egosu. Pek çok kişisel gelişim aracında olduğu gibi danışanı kendi gücünü kabule sevk etmek yerine bağımlı kılmak, merkezlenmesine katkı sağlamak yerine, yerine merkezinden saptırmak riski. İşte bu noktada danışmanlık becerileri, etik ilkeler bilgileri yanında, tarafsızlık, merkezlenme ve sınırlar ile ilgili bilgileri de doğru anlamak ve kullanmak gerekir. Danışanı kendini tanımaya, kendi kararlarını almaya cesaretlendirmek, başka bakış açılarının varlığını ve bunların seçilebileceğini fark etmesini sağlamak hem astroloğun hem de danışanın kişisel gelişimi bakımından çok faydalı olacaktır.

Astrolojiyi ve her güzel bilgiyi bütünün aydınlanması ve yükselmesi için kullanabilmemiz dileğiyle

Sevgiyle…

 

Ülgen CURA KARAARSLAN
Astrolog
Dip. ASA, ISAR CAP
www.instagram.com/uraniamercury/