Aşk, Özgürlük

,

Boynuna tasma takmak,
BİR’isine aşık olmak ve
Yarattığın PUT’lara tapmak arasında
ince nüanslar olduğunu öğretir hayat…

Öğrendiklerin susuz kalmış bir tarlanın altında can çekişen tohum gibidir…
Can suyuna olan inanç
güç verir toprak ananın inşirah yaşayan göğsüne…

Aynı toprak kim bilir kaç kez bildiğini unutmuştur, sancı ile doğurduğu filizlerin boy verme döngüsünde…

Nisa’na övgüm var ey oniki ayın sultanı… Zamansız esen ezan sesine uyanırım her namaz vakti…
Ulu orta ulumaya davet edilirim…

Bir Asena olurum
Bir Zühre…

Kudretim arının bal teknesinde yatan kusursuz prizmada gizli…
Arının yemeği dağdaki çiçeğin poleninde… Aşkın sırrı bir kır çiçeğinde…

Bu sebeple;
Her şafak güneşle yıkanırım
Sulamak için denizin maviliğini…

Sen hardal sarısı entarini
Gül bahçeme savur sevdiğim…
Bir o yana bir bu yana…
Ben AY’ı kaybetme korkusuyla
Türkülerimi yıldızlara yığarım…

Zührece 🌸

Zühre Özlem Keskin

 

Ah ömrümün deli tütsüsü…

,

Ah ömrümün deli tütsüsü…

İçimde; buharlaşmaya meyletmiş süt kokulu bir seyr-i uruç döngüsü var… Ve sağılmaya hazır memelerim… Ucunda ise hedefini arayan BİR katre… Emzirsem dünya doyacak… Dokunsan BEN…

İçimde; karın tokluğuna geceye meyletmiş bir fahişenin, evde süt bekleyen erkek çocuğu sızısı var… Ve nuru pak bir Adem doğurma sevdası…

Ey kainat üzerinde yaşayan kalabalık!… Vücut ikliminden yağmur yağdıracağım birazdan…
Her damlası hak nakışlı semadan yeryüzüne armağan…

Kandili yak sen Aşk ile… Misafirler ne gecede hayat bulur ne döngüde… Her can kalbine çekilir Cibril hadi dediğinde…

Leyle-i Miraç gecesi her aşk geldiği öze meyleder… İndirmeden perdelerini oturamazsın O son sedire… O sedirden başka gidecek mekan mı yok sanırsın!…

Gel Allah ile kandırma kendini, Gönlümün sedirine buyur…

Sevginin dürülü olduğu kalpte ateş var ise…
Ateşin küllerinden çıkan buhur közde nar ise…
Koynuna aldığın Muhammed’e yOL ise….

Gel otur…

Yundun yıkandın ise süt ile;
Miraç’tan inmeyi unutma güzel dost…

Gönül,

Aşkı muhabbet ister…
kalpte ateş…
nasıl olsa
önümüz bahar…
gülün kokusu miraca meyleder…

Ah ömrümün deli tutkusu…

Zührece 🌸

 

Zühre Özlem Keskin

 

Anason

,

Babam anason kokardı…
Ve her anne, babası anason kokan kızların gözlerinde lotus çiçeği…

Benim gülüşüm çocuk…

Annem üstlenirdi tekel işçilerinin babamda etkisini azaltan kadeh sayısını…

Sonra bir bakmışım annem anason buğdayı kokulu…

Benim gülüşüm çocuk…

Gece konmuştu evimiz o yüzden gece uyumayı sevmezdi mahallem… Koca Koca kadınlar, çocuklar otururken ip atlarlardı… Babam mahalleye bi girerdi bütün mahalle anason kokardı… ip kokuya duyarlı… Sallanırdı iki kadın arası…

Ama benim gülüşüm çocuk…

Her mevsim çiçek açardı kapımızın önü… Saat geceyi vuranda O davetkar koku, yüreğimi ağzıma buyur ederdi … Babam görünürdü köşeden… Sarhoşluktan başı dönerdi evin inceden…

Ama benim gülüşüm çocuk…

Avluda duyduğum ayak sesleri, kokuya duyarlı burnumun hassasiyetini arttırırdı… Ve bu nedenle hassastık gelen misafirlere… OLsunlar isterdik hep baş köşede.. içimizdeki anason koRkusunu paylaşmak için misafirperverce…

Ama benim gülüşüm çocuk…

Anason çayının anne sütünü arttırdığını duyduğumdan beri, demlenirim her gece… çocuklarımı doyurasıya sarhoş büyütmeliyim nefesimle… Ben de büyümeliyim belki….

Ama benim gülüşüm çocuk…

Anason kokan babaların yüreğinde sakladığı kız çocuklarına aşığım..
Bir de ;
yağmur sonrası menekşe kokan cehaletime…

Ama benim gülüşüm çocuk…

Meyhanede ki şu meşhur gerzek filozof anlattı anasonun ömrünü…
Öldüğünde değil anasonun dibine vurduğunda gömülürmüş babalar…

Ama benim gülüşüm soğuk…

 

Özlem Keskin

Kimse(Dil)siz

,

Kim istemezdi..
Bir sevda yüreciğinde ki;
Her dükkana ayrı hatıralar bırakmayı…
Hangi varlık üstlenmek isterdi
Ömrüne kilitlenmiş
Antika tadındaki hislerimi…
Hangi hurdacı kaç dirhem biçerdi…
Senelerin üzerini parlatmaya çalıştığım
Yarım sevdamı almak için…

Bir dilenci düşün;
Suratı böğürtlen karası, yüreği küf
O’na sunulan bir gülümseme gibi aklımda biteceksin…
Sevdan yaşıyorken hala içimde
Hiç bir cerrar açmaz elini
Kimselere haber etmedim ki…

Diyelim ki AŞK sarrafıyım…
Mürekkebe boyanmış ay ışığında
Eskiler alırım…
Yok satarım…
Kanadı ise kanatları kaldırımdaki sersem serçenin…
Vahdet-i Vücud olsun bundan gayrı
Tek gerçeğim…

 

Kalbine Duacıyım…

Özlem Keskin

Söylesene Kamer

,

Söylesene Kamer;

Diğer yüzünde ne kadar Şems’i gördün!!!

Susma söyle….
Sus da söyle….

Yaşam nehrinde akıp giden hayatlarımızı sandala teslim etmiştik belli ki… Kaç ahşap parçasının BİR araya gelmesinden oluşmuştu TEK sandal bilinmez… Nehir de merak etmedi bunu eni konu… Bilinen en önemli kısmıydı kaburgası… İnsanın omurgası gibi… Sandalın adını AŞK koymuştu Yaşam Nehri… Aşk koymuştu da adını; teninde yüzdürdüğü aşkın içinde neler olduğundan bi haber rüzgara teslim etmişti parçasını… İnsanın içinde yüzdürdüğü milyonlarca minik BENler gibi… O benler tarafından yönetilmeye alışan bir insAN, İNSan olmaya çalışan BİR ben… Ne çok duyduk bunları değil mi? Kimin sandalında neleri yüzdürdük… Bir ben karar alacak diğer ben sabah unutacak… İçindeki suçsuz ben; diğerinin aldığı ya da bozduğu kararla bir ömür bedel ödeyecek belki!!!

BİLmek ve yapaBİLmek farklı şeyler, kendimden bilirim…Bu durumda;ne kendimiz hakkında ne de başkaları hakkında hiçbir şey bilmiyoruz…Bilmek yOLuna;içimizdeki BEN’lerle tanışmaya, onlara fırsat vermeye, anlamaya çalışmaya, dinlemeye ve incelemeye yani bütün benlerimizi Yaşam Nehrinde yüzdürmeye başlamakla adım atabiliriz…

İçimizdeki rahatsızlık veren duyguları izlemek, zaman zaman konfor alanımızdan çıkarak bütün BENlerin rollerine soyunup, bazen acemi bazen baş rol oyuncusu OLabilmek…

Kişi, her şeyi sevgi ile yüzdürdüğünde; üşüyecek ve utanacak hiçbir şey Olmadığını farkedecektir!!!

Yine mi konu sevgiye geldi… AŞK… Sahi Sevgi neydi?… Kendini dış dünyadan ayıran varlığının; bedenine, yaşantına, hayatına, ilişkilerine verdiği bölünmüşlük hissini toparlamaktı sevgi!..
Dilinde, özünde, zihninde doğru bildiğin her ne varsa süzgeçten geçirip kendini kaça böldün ise BİR de toplamaktı AŞK!..

Kendi hayatını yaşadığından emin olmak, merkezinde neyin yada kimin olduğunu görmek için, daha bir üst bilince ve şuura geçerek hak ettiğin bir yolda yürümekti sevgi!..
Duygularının,düşüncelerinin, yaşamının sorumluluklarını almaya içindeki potansiyeli açığa çıkararak; Biraz da kendine hizmet etmenin, kendinle yakınlaşmanın, kendini daha derinden tanımanın zevkini aldığın BiR yOLda yürümekti AŞK!…

Şimdi kendi yaydığın ışığın yolunda yüzmeye ne dersin? Yeterince ıslandığını düşünüyorsan uzat elini seni aşk sandalında aşıklarla bekliyorum… Yaşam nehrinin tam ortasında…

Sen istersen O olur!!
Kalbini dinle…
Kalbine duacıyım…
Aşkla

 

Zühre Özlem Keskin