Mutluluk bir sanatsa eğer…

,

Konu sana ne olduğu değil, buna senin nasıl tepki verdiğindir…

Epiktetos

İçinden geçtiğimiz şu günlerde biraz nefeslenmek ve uzaktan bakabilmek için daha önce okuduğum bir kitabı tekrar elime aldım. Bu sabah da erkenden bahçeye indim ve terliklerimi çıkartıp çimlerde dolaştım, toprağa bastım, sabah esintisinde kendimi daha umutlu, daha mutlu, daha amaçlı hissederek…

Bu konuda bilirkişiler (ben daha sadece bu konuda araştırmacı, okuyucuyum) der ki; Budizm’de en çok kullanılan mantralardan biri olan “Om mani padme hüm” olumsuz duyguları kontrol etmeye odaklanır. Om egoyu arındıran cömertlik, ma kıskançlığı arındıran ahlak, ni tutkuyu ve arzuyu arındıran sabır, pad önyargıyı arındıran hassasiyet, me açgözlülüğü arındıran teslimiyet ve hüm kini arındıran bilgeliktir.

Sıklıkla yapmaya çalıştığım kendimle baş başa kalabilmek. Bu tam olarak bence isteklerin ve duyguların farkına varılma yoludur ve böylece kendimizi onlardan özgür kılabilmektir. Aslında sadece zihni düşüncelerden arındırma değil de, düşüncelerimizi ve duygularımızı onlara kapılmadan oldukları gibi gözlemleyebilmek belki de. Böylece tüm duygularımızı fark ederek, istemediklerimizle nasıl baş edebileceğimizi de keşfedebiliriz.

Yazımın başında bahsettiğim kitap İkigai. Japonların uzun ve mutlu yaşam sırları. İkigai iki sözcüğün birleşmesinden oluşuyormuş. İki hayat, Gai hedef, amaç anlamına geliyor. Bir yaşam tarzı seçimi. Bir tatil günü sabahında bile sizi yatağınızdan keyifle çıkmanızı sağlayan şey diye tanımlanıyor. Kısacası size her sabah “iyi ki varım, yaşıyorum, hayattayım” dedirten amaç, arzu veya tutku…

Hayatımızın tutkusunu bilmek nasıl olurdu? İşimi seviyorum, arkadaşlarımı seviyorum evet ama keyif aldığım belirli bir hobim yok. Bu çoğumuzun söylediği şeylerden…

Ve sonuç da hayatınız için birçok tutkuyu, amacı bulabileceğimiz yerde, yapabildiklerimiz tüm hafta sonunu saatlerce Game of Thrones’in eski bölümlerini tekrar izlemek mi?

O zaman ne yapmak gerek? İkigaimizi nasıl bulacağız?

1.bölüm için;

Bu hayatta neyi yapmayı seviyorum?

Gerçekten ne yapmak istiyorum?

Neyi yaparken heyecan duyuyorsun?

Tutku duyduğum, heyecanlandığım şeyler neler?

  1. bölüm için;

Dünyada neyin değişmesini istersin ve bu değişime senin katkın neler olabilir?

Olumlu katkı sağlayabileceğin ortamlar neler?

  1. bölüm için;

Kendini çok da zorlamadan hangi konularda başarılısın?

Kendini güçlü gördüğün alanlar neler?

Kendini biraz zorlasan neleri başarabilirsin?

Neye yeteneğin var?

Yeteneğini geliştirmek için neler yapmalısın?

Seni neler motive eder?

  1. bölüm için;

Hangi işlerden para kazanabiliyorsun?

Ne gibi işler sana maddi kazanç sağlayabilir?

Bireysel bir çalışma mı bu, yoksa takım çalışması mı?

Tüm cevapları tabloya yerleştiriyoruz. Acele etmeden, kendinize zaman vererek üzerinde çalışın. İşte tüm bunların ortak noktası İkigainizi oluşturuyor…

Yaşımız kaç olursa olsun, ‘Bu saatten sonra olmaz’ lafını bırakıp önce nefes alma sebebimizi bularak işe başlıyoruz.

Kitapta bahsedilen bir bölüm daha var ki, beni benden alan. Vabi-Sabi

Er ya da geç hepimiz zor anlar geçiririz ve bunu geçirme şeklimiz yaşam kalitemizde büyük bir fark yaratabilir. Hayatımızın iniş çıkışlarına karşı koymak için uygun zihinsel, fiziksel ve duygusal direnç eğitimi gerekir.

“Yedi kere düş, sekiz kere kalk” Japon özdeyişi

VABİ-SABİ; mükemmel olmama hali, yani hayatın içinde yakalanan, doğal mutluluk ve huzur! Bu yaklaşım olayları müdahaleci olmadan, doğanın kendi doğal ritmi içinde kabulü yani mükemmelliyetçiliği dışlıyor. İddiasız, sıradan, doğal, abartıdan uzak şeylerde de mutluluk ve huzuru bulabilmek. Vabi-Sabi’yi benimseyen yaşlı Japonlar, kırışıklıktan yoksun bir yüzün, yaşanmışlıktan da yoksun kalacağına inanıp kusurdan da memnun olabilmek, azı çok sayabilmek, basit ve eski ile de mutlu ve huzurlu olabilmek lazım diye düşünüyorlar.

Mutluluk daima kalbin kararıdır. İkigainizi keşfedince onu her gün takip etmek ve güçlendirmek hayatınıza anlam kazandıracaktır. Hayatınızın bir amacı olduğunda da her şeyde mutlu bir akış yakalayacaksınız. Modern hayatın bizi kopardığı hayatımızın amacını tekrar keşfettiğinizde, hayatı dolu dolu yaşayarak, zevk aldığımız şeyleri yaparak ve hoşlanmadığımız şeylerden uzaklaşarak içsel pusulanızı takip etmeye başlamışsınızdır.

Bu yolculuktaki 10 kural ile bitirmek istiyorum;

Aktif kalın, emekli olmayın… Sizi motive edecek hep bir işiniz olsun.

Ağırdan alın… Yavaş yürüyün çok ilerleyin.

Midenizi tıka basa doldurmayın… Yüzde 80 doyunca yemeği bırakın.

Çevrenizde iyi arkadaşlarınız olsun… Dost biriktirin.

Bir sonraki doğum gününe kadar şekle girin… Su hareket eder ve pırıl pırıldır.

Gülümseyin… Olasılıklarla dolu bir dünyada olmanın keyfini çıkarın.

Doğayla tekrar bağlantı kurun… Şarj olmak için doğaya dönün.

Teşekkürlerinizi sunun… Doğaya, çiçeğe, arkadaşlarınıza, ailenize, kendinize teşekkür edin.

Anı yaşayın… Geçmiş için pişmanlığı, gelecek için kaygıyı bırakın ve günün tadını çıkarın.

İkigainizi takip edin… İçinizdeki tutkuyu keşfedin.

Sevgiyle kalın

Ceyda Tezel
Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
www.optimalkocluk.com.tr

Ceyda Tezel

Ceyda Tezel

Yazarın Diğer Yazıları