Benim Dengemi Bozmayınız!

,

Ankara’da sonbahar… Havalar bazen yaz, bazen ayaz. Benim gibi iflah olmaz yaz düşkünleri için bugünlere alışmak zor olsa da biliriz elbet, her mevsimin ayrı bir güzelliği var. Bahçede yağmur kokusu, çıtır yapraklar, saçımızda rüzgâr… Ne çabuk uçuyor takvim sayfaları. Adeta daha dün yazdı, şimdi sonbahar.

Yazıya oturduğumda baktım ki bugün tam da ekinoks. Gündüzle gece tastamam eşit, doğa geçiş mevsiminde, denge başrolde. Denge ki çoğu zaman kurulması güç, bozulması daha kolay; denge ki yaşamın tam da merkezinde, zıtlıkların içinde bir katre… Denge sonsuz, biteviye… Gece olmadan, güneş doğmuyor. İnsan arada karanlığa savrulmasa, aydınlığın tadı kekre kalıyor.

Canını sevdiğim yaşam, biz kendimiz için mümkün olan en iyiyi istediğimizde, isteklerimizi eylemlerimizle desteklediğimizde, arada karanlığa düşüp dizlerimiz kanadığında ve kalkıp yola devam ettiğimizde gerçekten akmaya başlıyor.

Önümüzde hassas kantar; bir yanda göze alışlarımız, alışkanlıklarımız, gündelik sorumluluklarımız, kaygı ve pişmanlıklarımız, heybetli konfor alanımız; diğer yanda arzularımız, hedeflerimiz, esrik hayallerimiz … Şu ya da bu tarafta değil, kefelerin toplamında gerçeğimiz. Ardında koştuğumuz alacalı mutluluk resmi, hani o tanıdık denge ve tatmin hissi, kendi gerçeğimizi bütünüyle görebildiğimizde mümkün oluyor… Ve o zor yakalanan pembe resim de çoğu zaman geçip gidiyor. Ya olduklarımız, ya isteklerimiz, ya mümkünlerimiz sene be sene, mevsim be mevsim değişiyor. Hiçbir şey sabit kalmıyor.

Dengeli döngü, döngülü denge, adına her ne dersen de. Bu hal içinde her şey bir biçimde yerini buluyor. Sonbahar insanın içe dönerek duygularını fark etmesi, kendiyle çalışması için en uygun zaman. Yorulduysan duraklayabilir, içine sinmeyenlerden arınabilir, konuşmak istemiyorsan susabilir, yaptıkların olmadıysa tekrar deneyebilirsin. Dilediğince yaprak döküp, kendi yağmurunda yıkanabilirsin. Arada soluklanıp, kendine bakabilirsin…

Sevgili okur, hiç düşündün mü; içindeki kendinle yekten dengede, çevrendeki insanlarla ve yaşamla tümden uyum içinde olmak nasıl olur? Böylesi bir ahenk için hemen şimdi, minik bir adım atsan ne olur?

Turgut Uyar’ın güzel şiiriyle bitirelim. (Sonradan Sezen Aksu da Onno Tunç ile beraber bestelemişti.)

“Tel cambazının tel üstündeki durumunu anlatır şiirdir”

Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız

Sokaklar şöyleymiş
Ağaçlar böyleymiş

Çiğdem Eren Kiziroğlu, ACC
Profesyonel Koç, Eğitmen

Çiğdem Eren Kiziroğlu

Çiğdem Eren Kiziroğlu

Yazarın Diğer Yazıları