Çok Sıkıldım, Çekiç Arıyorum…

,

Bazı anlarda ruh halimiz bize şunları söyletiverir ya; “-Çok sıkıldım bunaldım. Nedenini bilmiyorum içimde bir şeyler var, ne oldu şimdi, ters olan ne anlayamıyorum. Hiç sevmedim böyle hissetmeyi ama çıkamıyorum da bu durumdan!”

Eeee peki çıkmasam ne olur? Bilmem! Bilsem de devam eder miyim? Zaten bilemezsem ne değişiyor ki?

Böyle bir gel/ git durumları, kendinle konuşmalar ya da vızıldayan iç sesini susturmaya çalışmalar…

Hiç böyle hissettiğiniz oldu mu? Bazılarınızın “- Çoook ” dediğini duyar gibiyim 🙂

Peki, sonra ne oldu hatırlayan var mı?

Bir telefon, bir haber, sosyal medyada paylaşılmış bir foto, dışardan gelen çocuk kahkahası, fırından gelen ekmek kokusu, bir parça çikolata, bir soru, bir müzik, çalan kapı zili, komşunun köpeğinin sesi, üşüdüğün için kalkıp giydiğin bir hırka, aniden çıkan bir gökkuşağı, çimen kokusu, çiğ damlası ve benzerleri… Minicik minnacık şeylerin ardından bir önceki çıkılmaz sandığımız hislerden çıkıp gitmişiz değil mi? Belki şimdi bunları okumasanız o anları hatırlamayacaktınız bile…

Benimki de iş mi yani ne güzel unutmuştuk, geçti gitti niye hatırlatıyorum sanki?

Hatırlatıyorum, çünkü böyle sıkıntılı anlar geldiğinde, zamanın göreceliği misali bir uzar bir uzar ki sormayın gitsin. Aslında bazen (her zaman değil maalesef 🙂 ) bir anda bu sevimsiz ruh durumu değişebildiğine göre, öyle uzun boylu kalamayacağının farkına varabilelim istedim. Ve istedim ki böyle afakanlar bastığında geçtiğini de düşünelim. Beynimizin bir yerlerinde kodlanmış bir umut olsun ki çabucak sıyrılıverelim. Sevmediğimiz bu ruh durumundan çıkmak için bize neyin iyi geldiğini arayıp, bulup çıkaralım ve onu dar günlerde kullanılmak üzere tutalım istedim.

Hani genelde annelerimizin ne olur ne olmaz diye, cüzdanlarının bir köşesinde bekleyen küçücük güvence parası misali… Bunun içinde neşe, mutluluk dolu olduğumuz anların fotoğrafını çekip beynimizin yüreğimizin gizli köşelerine kaydedelim, ihtiyaç durumunda kullanılmak üzere…

Böyle yazınca birden aklıma toplu taşım araçlarındaki imdat çekici geldi! O cam ardındaki duruşu bana hep olumsuzu çağrıştır. Kaza konusunu ve olma olasılığını hatırlatır. 🙂 Hep öylece kalsın isterim camı hiç kırılmadan! Oysa başka tarafından bakarsak, asıl anlamı tehlike anında oradan çıkıp gidebilme umudu olmalı öyle değil mi?

İşte anlara, anılara, nesnelere, renklere, durumlara dolayısıyla tüm duyularımızla sürekli kaydettiklerimize ne yüklediğimiz tamamen bize bağlı! Ne tarafından bakıp yorumladığımız da…

İmdat çekicini kurtulma umudu ya da kaza olasılığı diye görmek farkındalıkla duygularını analiz edip olumsuzları ayıklayıp olumlular ile kodlamak alışkanlığını edinmek yetisi ile çoook orantılı…

Bu tamamen farkında olma konusunda disiplinli bir alışkanlık geliştirmeye dayanıyor. Hep olumlu tarafından bakıp kodları iyilikle güzellikle en önemlisi de umut ile yükleme alışkanlığı edinmeye ihtiyaç duyuluyor, çoğunlukla! Böylece çekiçler kaza değil kurtulma güvencesi olarak görünüyor bize…

Hadi böyle eğitmeye çalışalım mı kendimizi ne dersiniz? En azından umut dolu bir kaç çekiç edinmek üzereJ

Sevgiyle kalın

Belma Kafadar KARAÇAM

Profesyonel koç