Çokluk

,

Çocuk dünyaya geldiğinde sevgi, besin ve bakım ister. Sormaz ‘siz ne istersiniz?’ diye…

Sormaz ‘sizin de bir ihtiyacınız var mı?’ diye….

Düşünmez ‘bana verdiği sırada, onun ne düşüncesi, ne derdi var’ diye, sadece ister…

Çocuklarımı çok istedim. İsteğim beklentilerle doluydu, yalnızlığımı gidersinler, bana sevgi versinler istedim, ben sarılınca onlar da bana sarılsın istedim, ağlayınca benle ağlasınlar, gülünce benle gülsünler istedim. Olmadı…

Onlar istedi, ben verdim, onlar istemeyi kesince ve ben de her zaman istediğimi alamayınca…

İlk defa annemi, sırtımdaki yüklerin ağırlığını, hangi olayların beni zorladığını, ne zaman ne istediğimi, ne zaman ne istemediğimi, sınırlarımı, sınırlarımı nasıl ihlal ettiğimi, anladım. Sadece vermeyi beni sevsinler diye yaptığımı ancak verince hep istenilen sonuncun alınmadığını anladım.

Yaşamın bizden tek istediği evrimleşmemiz. Evrimleşmek için ne yaptığımı görmem, görürken beklentimin sonucunun bin bir türlü olabileceğini anlamamdır evrimleşmek diye düşünüyorum bugünlerde. Yaşamın kendi bedenim kadar sınırlı bir alan, sınırlı bir zaman içinde cevap vermediğini anladım. Evrimleşmek, yaptığım veya istediğim şeye ne kadar kalbimi koyduğuma bağlı. Kalbimdekini tam olarak dile, harekete geçirdiğimde işte o zaman zaman kısalıyor, mekan genişliyor.

Yoga matı da sınırlı bir alan… Kalbime dokundukça yoganın anlamı, yogayla matın dışına taştım. Hareketlerim zarafete, sözcüklerim ifade bütünlüğüne, dinlemem farklı bakış açılarına, anlayışım yaratıcılığa dönüştü.

Bir beden içinde ne kadar çok ben olduğunu anladıkça, kendime bakışım, başkalarını anlayışım, dinleme yeteneğim gelişti. Yalnızlığım yok oldu, çocuklarım, ilişkilerim ve benim bütünümle çoklu bir nüfus oldum.

Namaste…!

Aslı Tamaç
Yoga Eğitmeni
www.yasamlayoga.com