Değişim Mevsimi

,

“Bu sabah mutluluğa aç pencereni, bir güzel arın dünkü kederinden.

Bahar geldi, bahar geldi güneşin doğduğu yerden.”

Ataol Behramoğlu

 

Etraf bahar dallarıyla pembe-beyaz. Başucumuzda ilkbahara selam duran şairlerin güneşli dizeleri, üstümüzde bildik bir yerinde duramama hali… Açalım pencereleri hava girsin. Açalım kapıları. Dört başı mamur Nisan geldi.

Harekete geçmeli artık değil mi ya, cila geçmeli değişim ajandalarına.

Tüm doğa uykusundan uyanıyor. Taze bahar kokusu taze kahve kokusuna karışıyor. Bahar mevsimi aşkı, tazeliği, çiçeklenmeyi, belki de en çok değişimi çağrıştırıyor.

Biz kulaklarını çınlata duralım, değişim dediğimiz olgu kendi havasında. Öyle her çağrıya kolay kolay yanıt vermiyor, sırf bahar geldi diye şevkle çiçeklenmiyor. Kendisi uğrunda çalışılması gerektiğini biliyor. Yalnızca çağırılmak değil, sahiplenilmek de istiyor. Zira kendisi de biliyor; hızla değişen toplumda özellikle iki şey asırlardır pek de değişmiyor. Bunlardan biri değişim isteği, diğeri değişim korkusu. Öz sorgularımızı, yardım arayışımızı, gelişim yolculuğumuzu tetikleyen değişim isteğini, kendi bulduğumuz yardım kaynaklarımıza direnmemizi güdüleyen değişim korkusu bastırıyor.

Mevsimlerle akmak ve kendiliğindenlik içinde, doğal bir dönüşüm yaşamak yerine çoğumuz, mevsimlerin üstümüzden akmasını izlemekle yetiniyoruz. Islanmadığımız yağmurlara, açmadığımız erguvanlara, dökmediğimiz yapraklara güzellemeler diziyoruz.

Bu bahar, ince temizliğe kapıdan bacadan değil de kendimizden başlasak? Değişimi başka baharlara ertelemeden önce, içimize bakacak cesareti toplasak?

Güçlü yanlarımızı ve zayıf taraflarımızı dengeli bir şekilde görebilmek; değerlerimizi ve önceliklerimizi belirleyebilmek, bunları kendimize ve yaşamımızdaki herkese açık bir dille ifade edebilmek ve davranışlarımızı onlarla tutarlı bir şekilde sürdürmek; bu süreçte de tüm yoğunluğun içinde, kendimizle ve bizim için önemli olan insanlarla uyum içinde, duygu bağımızı devam ettirerek akabilmek olsun mu önümüzdeki mevsimin gündemi?

Islanalım mı bu defa, yıkanalım mı yağmurlarda? Kendimize izin verelim mi bu sefer, önce dökmeyi göze alıp kurumuş yaprakları, sonra tomurcuklanalım mı?

 

Çiğdem Eren Kiziroğlu, ACC

Profesyonel Koç, Eğitmen