Öteki akranıma…

,

Mahallede komşumuzdu, okulda sınıf arkadaşlarımız, sülaleden akraba belki..
Hep sinir olurduk birbirimize, bir türlü anlaşamazdık. Paylaşamadığımız şeyler vardı, anlayamazdık birbirimizi, farklıydık işte. Akrandık ama farklıydık. Çocukça zobalıklar yapardık birbirimize. Kendimizce nedenlerimiz vardı ve sevmezdik birbirimizi, dışlardık. Onlar hiç kazanmamalıydılar hep biz yenmeliydik. Bizim gibiler ve onlar gibiler hep vardı. Es kaza, hani yanlışlıkla aynı oyunda oynadığımız, aynı takıma düştüğümüz oldu belki, bir an birbirimize gülümsedik, yanlışlıkla aynı gole sevindik..Onlar kısa anlardı sadece, biz aynı olamazdık.. Haksızlık yapardı onlar ve cezasını biz çekerdik kimseye de anlatamazdık derdimizi. Onların abileri olurdu bir de, gölgesiyle korkutan, onlara güvenirlerdi, biz daha da uyuz olurduk. Dalga geçer, laf sokar, lakap takar, öteki oyunu oynardık, sonuçta mahalle de, okul da bizimdi, muhattap olmak zorundaydık, birarada olmak. Arada birinin annesi, babası, bir öğretmen bir yetişkin çıkardı, adı üstünde o büyük biriydi bizse çocuk. Başımızı okşar, derdimizi dinler, siz arkadaşsınız derdi. İlla bir öteki olmak zorunda değildi, bir arada olabilirdik sonuçta çocuktuk ve oyun oynuyorduk memleketi kurtarıyor değildik ya!..
Demem o ki yetişkin insanlar, büyükler ne kadar azsa, küçüklerin sakinlemesi o kadar zor olurdu hatırladığım. Şimdi bakıyorum da hala öyle..Çocuklara şefkat göstermeyen, derdini dinlemeyen, hoşgörülü olamayan büyükler de zamanında aynı muameleden mahrum kalan çocuklarmış. Savaşarak, dövüşerek, ayrıştırarak varolmak genlerimizde, öğrendiklerimizde, psikolojimizde mevcut. Mahalledeki öteki çocuklar hep olacak; ordan bakınca biz, burdan bakınca onlar olacak..
Kazandığımız, kaybettiğimiz oyunlar, haksızlığa uğramalar, yok yere yediğimiz dayaklar.. Hangilerini hatırlarsınız yıllar sonra? Hangi skorlar, sonuçlar, galibiyet, malubiyetler hatırınızda?
“Siz arkadaşsınız! ” diyen sesi hatırlarım mesela..ama diye başlayacak cümleme, sinirden titreyen sesime, sindiremediğim haksızlığa, ne demek istediğini anlamak istemeyişime rağmen..o sesi hatırlarım, o bakışları, o şefkatli eli..

Ne bir galibiyetin sevinci ne de malubiyetin üzüntüsü, o şefkatin verdiği huzurdan daha kıymetli ve kalıcı değil..Yetişkin, büyük olan biziz artık, mahalledeki çocuklara ne anlatmak istersin, peki ya hala öteki olan akranına?

Demet Ulus
www.demetulus.com

Demet Ulus

Demet Ulus

Yazarın Diğer Yazıları