Atatürk’ü Anlamak demek

,

Ata’m tam bir Türkiye sevdalısı,
O nedenle söylemlerinin büyük çoğunluğunda, Türklük ve Türkiye Cumhuriyeti var.
Bir ülkenin taşıdığı bir özellik, ülkenin özelliği olabilmesi için;
Onu oluşturan fertler o özel­liği taşıyabilmelidir.
Ata’mın bizlere gösterdiği hedef çağdaş uygarlık düzeyi…
Bu düzey durağan sabit bir düzey olmadığı için,
Sürekli gelişme, değişim ve yenilik bizlere tavsiyesi…

Ata’m, “Memleketler çeşitlidir, fakat medeniyet birdir ve bir milletin gelişmesi için bu tek medeniyete katılması gerekir,”

Diyerek hedefimizi tek olan medeniyete katılmak olarak gösteriyor.
Bu da içinde sürekli gelişim, değişim ve yenilik barındırıyor.
Bağımsız bir ülke olabilmek, o ülke insanlarının bağımsızlık özelliğini taşıması ile sağ­lanabilir.
Bağımsızlık içinde gelişimi, yenileşmeyi ve değişimi barın­dırır.

Ata’m, “Ben manevî miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş, kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevî mirasım ilim ve akıldır,”

Diyerek bize bilim ve akıldan ayrılmadan, sürekli değişim ve yenilenmeyi işaret ediyor.
Her zaman çağın yolumuzu aydınlatacak ışığını yakalayabilmemizi hedef olarak gösteriyor.
Hiçbir kalıplaşmış kural bırakmamak demek,
Zamanımızın, çağımızın gereklerini yerine getirebilmek demektir.
Kuşak teorisine göre her yirmi yılda bir hayatımıza yeni bir kuşak ekleniyor.
Bence istisnalar hariç her yeni gelen kuşak bir öncekinin üst versiyonu…
Bu nedenle zaten doğanın dinamik yapısına aykırı, kalıplaşmış kurallar bırakmak.
Kalıplaşmış kurallar bırakmamak demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demek.

Ata’m, “Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kudretli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir,

Diyerek bilim, sanat, maneviyat ve felsefenin bileşimini,
Bünyesinde barındıran nesiller yetiştirmeyi, siyasetin hedefi olarak gösteriyor.

“Alnında ışığı ilk duyumsayanlar sanatçılardır,”

Diyerek sezgilerimizin kapısını aralık bırakmamıza işaret ediyor.
Fikir terbiyesi ne kadar güzel bir ifade…
Fikrimizi terbiye etmek demek, içsel uyumumuzu yakalayabilmek demek.
Fikri sabit olmamak demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demek.

Ata’m, “Ben insanların kalbini kırarak değil, kazanarak hükmetmek isterim.”

Diyerek ikna kabiliyetinin önemine işaret ediyor.
Önce kendimizi sonra insanımızın kalbini kazanmanın yolu, ikna edebilmekten geçiyor.
Kendimizi ve insanları kalplerimizi kazanarak ikna edebilmek demek,
Hayatın içinde hedeflerimize doğru ilerleyebilmek demek,
Sürekli gelişmek, değişmek ve yenilenmek demektir.

Ata’m, “Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin,”

Diyerek kendisinin dahi kendi taraftarı olmadığına vurgu yapıyor,
Ve bana göre kendini bu noktada ölümsüzleştiriyor.
Hangimiz taraftar haline geliyorsak, objektif olmaktan uzaklaşıyoruz demektir.
Objektiflikten uzaklaştığımız zaman aldığımız kararlar,
Ne bizim hayatımıza ne de hayata fayda sağlamayacaktır.
Eğer bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin demek,
Sürekli gelişme, değişim ve yeniliği hayatımızın içinden çıkarmamamız demektir.

Ata’m, “Şimdiye kadar milletimizin başına gelen bütün felaketler, kendi kader ve alın yazısını başka birisinin eline terk etmesinden kaynaklanmıştır,”

Diyerek doğru olanın kendi yolumuzda, kendi aydınlığımızda ilerlememiz olduğuna vurgu yapıyor.
Ve kendine, kendi kaderine sahip çık diyor bizlere.
Kendi kaderimize sahip çıkabilmek demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demektir.

Ata’m “Çocukluğumda elime geçen iki kuruştan birini eğer kitaplara vermeseydim, bugün yapabildiğim işlerin hiçbirini yapamazdım,”

Diyor ve fikrini, gönlünü, kendini okuyarak geliştirdiğini söylüyor.
Okumasaydım bu yaptıklarımı yapamazdım diyor.
Kendisini yenileyenin, tazeleyenin biraz da kitaplar olduğunu söylüyor.
Kitapların içinde bir hazine gizlidir.
Bazen okuduğumuz bir cümle, içsel motivasyonumuzun ateşini yakabilir.
Kitap okumak demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demektir.

Ata’m, “Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir; yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır,”

Diyerek bize Nutuk’u bırakıyor ve Nutuk dışında ondan fazla kitap yazıyor.
Nutuk’la bizim daha iyi anlayabilmemiz için, tarihi yapan ve yazan oluyor.
Yapılanları birinci elden anlatıyor bizlere.
Gelişmek, değişmek ve yenilenmenin adı gene kitaplar oluyor.

Ata’m, “Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli kültürdür. Kültür, okumak, anlamak, görebilmek, görebildiğinden anlam çıkarmak, ders almak, düşünmek anlama yeteneğini eğitmektir,”

Diyor, kültür tarifi gene benim yüreğime değiyor.
Anlama yeteneğini eğitmek demek, gözümüzdeki sis perdelerini aralamak demek.
Anlama yeteneğini eğitmek demek, ezberlerden kurtulup anlamak demek,
Anlamak demek sürekli gelişmek, değişmek ve yenilenmek demektir.

Ata’m, “Ancak hür fikirlere sahip olan insanlar, vatanlarına faydalı olabilirler, ve onlardır ki vatanlarını kurtarıp muhafaza etme kudretine sahip olurlar” “En iyi fertler kendinden ziyade mensup olduğu toplumu düşünen, onun varlığının ve mutluluğunun korunmasına hayatını veren insanlardır.”

Diyor, önce fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bireyler olup,
Ardından mensubu olduğumuz topluma, fayda sağlayan bireylere dönüşebileceğimizi söylüyor.
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür olabilmek, sürekli değişmek, gelişmek ve yenilenmek demektir.

Ata’m, “Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapılmaya layıktır.”

“Çocuk sevgisi, insan sevgisi için bir ihtiyaçtır.”

“Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.

Çocuklar, her türlü ihmal ve istismardan korunmalıdır,”

Diyor, evet çocuklarımız için cennet bir dünya, cennet bir vatan istiyorsak,
Çocuklarımızı çok sevmeli ve onları korumalıyız.
Çocuklarımızı yetiştirirken kendi isteklerimizi, onlara iletirken isteklerimizi anlamalarını sağlamalıyız.
Sonra anlam aramaktan vazgeçen bireylere dönüşmesinler.
Biz açıklayalım ki ne demek istediğimizi, onlar da hayatı sorgulasınlar,
Ve daha kolay anlasınlar.
Çocuklarımızı korumak demek, bizim kendimizi geliştirmemiz, değiştirip, yenilenmemiz demektir.

Ata’m, “Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; Çalışkan olmak!”

Diyor, çalışkan olmamıza ihtiyacımız var.
Ancak bu çalışkanlığımızla, toplumsal faydaya katkı verebilmemiz için,
Önce kendimizi bir bireye dönüştürebilmek için çalışmalı, sonra toplum için çok çalışmalıyız.
Çalışkan olmak demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demek.

Ata’m, “Yurtta barış, dünyada barış,”

Diyor, yurtta ve dünyadaki barışa katkı verebilmek için,
Önce kendi iç barışımızı sağlamamız, sonra hayatın karşısına çıkmamız gerekir.
Barış demek gelişmek, değişmek ve yenilenmek demek.

Ata’m, “Kadınlar yeniden doğuracaklar kendilerini,”

Diyor… Ata’m biliyor kadının gücünü.
Kadınların doğurganlığından geldiğini düşündüğüm, hayata bütünsel bakabilme yetenekleri var.
Önce kendimizi yeniden doğuralım, sonra bu halimizle hayata yeniden dokunalım.
Kendini yeniden doğurmak demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demek.

Ata’m, “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenlere bu aşkım malumdur. Ben yaşayabilmek için mutlaka bağımsız bir milletin evladı kalmalıyım,”

Diyor, bağımsız ve özgür bir ülke için, önce kişilerin bağımsız ve özgür olması gerekiyor,
Kendi esaretimizin iplerini çözebilmemiz gerekiyor.
Özgür ve bağımsız olmak demek, gelişmek, değişmek ve yenilenmek demek.

Ata’m, “Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek değildir.

Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hisse­diyorsanız bu kâfidir” diyor.

Ata’m, “İki Mustafa Kemal vardır: Biri ben, et ve kemik, geçici Mustafa Kemal…

İkinci Mustafa Kemal, onu ‘ben’ kelimesiyle ifade edemem; o, ben değil, bizdir!

O, memleketin her köşesinde yeni fikir, yeni hayat ve büyük ülkü için uğraşan

aydın ve savaşçı bir topluluktur. Ben, onların rüyasını temsil ediyorum.

Benim teşebbüslerim, onların özlemini çektikleri şeyleri tatmin içindir.

O Mustafa Kemal sizsiniz, hepinizsiniz.

Geçici olmayan, yaşaması ve başarılı olması gereken Mustafa Kemal odur!”

Diyor… Ata’mı ölüm tarihinde çoğu yerde 193∞ olarak gösteriyoruz ya,
Bir insanı ölümsüzleştiren, onun evrensel hayata verdiği katkıdır.
İşte bu sözlerle ölümsüzleşir insan, bu sözler tarafsızlıktır, bağımsızlıktır.
Bu sözleri, hayata bakışı ve yaptıkları nedeniyle, dünya lideridir Ata’m.
Bu nedenle ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen, ölümsüz bir kahramandır.
Tam ben bunları yazarken, bir minik çocuk fotoğrafı geldi telefonuma.
Ata’mın büstüne sarılıp uyumuş…
Ben de gene çocuklarımdan öğrendim, Ata’mı daha çok, daha belli ederek, daha sıcak sevmeyi…
Bu fotoğrafı görüp kendi çocuklarımı da düşününce, bu topraklarda hayata gelirken,
Yüreğimizde Atatürk sevgisiyle geliyoruz herhalde.
Bu ülkenin topraklarını sulayan atalarımızın kanında, vatan sevdası var, inanç var.
Kendilerinden sonra geleceklere bırakacakları, bağımsızlık var, özgürlük var.
Ve “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum,” diyen komutanlarının sevdası var.
Atatürk’ü anlamak demek çalışmak demektir.
Atatürk’ü anlamak demek,
Anlama yeteneğimizi geliştirerek hayatı anlamak demek.
Atatürk’ü anlamak demek gelişmek, değişmek ve yenilenmek demektir.

Deniz Umut Doğan

Deniz Umut Erhan

Deniz Umut Erhan

Yazarın Diğer Yazıları