Duyguların izini sür

,

Bir süre ara verdim. Başka işler girdi araya ne yaşarsam gün içinde, farkında olmadan biriktiriyordum. Çünkü her yaşadığım bir duygu hissettiriyordu. Artık öğrenmiştim. Oyun oynamayı… Her gelen hissin nerede olduğuna bakmak, bu duygunun neden, nereden geldiğini sormak, bana ne gösterdiğini ne öğrettiğini bulmaya çalışmak benim oyunum olmuştu.

Siz hiç oynadınız mı bu oyunu?

Hadi şimdi oynayalım ne dersiniz?

Düşünün biraz bugünü nasıl geçirdiniz, neler yaşadınız, kimlerle konuştunuz, yolda, arabada kimlerle karşılaştınız, ya da bugün daha fazla ne ile uğraştınız? Mesela hep bir şeylere yetişmeye çalışmış olabilirsiniz, ya da hep birilerine bir açıklama yapmak zorunda kalmış, kendinizi anlatmaya çalışmış, ya da hiç olayla bir ilginiz olmadığı halde hep sizin dışınızda ki konular dönüp dolaşıp size gelmiş ve sizin yüzünüzden olduğu söylenerek suçlanmış olabilirsiniz. Şaşırırsınız muhtemelen ve anlam veremezsiniz.

Siz hiçbir zaman bir kişiye karşı suçlayıcı konuşmamanıza rağmen size suçlu muamelesinin yapılmasına…

Gerçekten neden böyle olur sizce? Burada bir enerji alışverişi vardır.

Bazen bize ait olmayan enerjilerle dolu oluruz. Bu bizi oldukça yorar. Sıkışıp kalmış hissederiz kendimizi, keyifsiz ve sinirli oluruz. Duyarım bazen, kaçıp gidesim var derler. Her şey çözümsüz, ağır ve zor gelir. Ruhun bir yerlere kaçıp gitmek ister. Zihnin ve bedenin buna izin vermez sonra zaman en büyük ilacın olur.

Ne yaparsan yap ne olacaksa o süreç içinde olur. Zaman durumu yönetmiştir. Ortalama üç gün sonra ne görmen gerekiyorsa, ne duyman gerekiyorsa, ne hissetmen gerekiyorsa yavaş yavaş anlamaya başlarsın teslim olur, akışta olmayı öğrenirsin.

Şimdi size önerim karşılaştığınız her durum için bir dakika durup kendinize dışarıdan bakıp düşünmeniz. Yazmayı sevenler bir kağıt kalem alsınlar o anki duygu, düşüncelerini yazsınlar. Yazdıkça daha netleşecek görülmesi gerekeni görebilecekler. Yazmayı sevmeyenler ise nerde olurlarsa olsunlar sadece bir dakika bedenlerinin dışına çıkabilmeyi başarırlarsa bunu bedeninizden süzülüp dışarıya doğru çıkmak deriz. Çıkabildiğiniz kadar yukarı çıkıp oradan bakmak tıpkı dünyayı uzaydan seyreder gibi bakın kendinize, durumunuza, yaşadığınız olaya, verdiğiniz tepkiye sorun her şey mümkün olsaydı nasıl olurdu, neye ihtiyacınız var?

Nasıl bir kaynağa ihtiyacınız var?

Yaşadığınız bu durum size neyi gösteriyor? Ne demek istiyor?

Tüm bunlara bakıp derin derin nefesler aldığınızda beta düzeyinden alfa düzeyine iner daha sakin ve olumlu düşünmeyi başarabiliriz.

Zihnimiz bize oyun oynarken yaşamla oyun oynamaktan vazgeçmek niye… Zihnimiz bize oyun oynar bunun farkında olursak bu oyuna iyi bir lider olabiliriz.

Yaşamımızın direksiyonunu başkalarına bırakmaz, kendimiz kumanda edebiliriz. Tıpkı sanal bir oyunda kendi seçtiğimiz avatarın kullanıcısı olduğumuz gibi.

Yaşamımın sanatçısı olmak istiyorum diyorsanız zihninizin oyunlarına karşılık vererek onunla oyun arkadaşı olabilirsiniz. Oyun oynarken arkadaşımıza uyum sağladığımız gibi zihnimizin bizde yarattığı duygularımızla uyumlu olmak ve dengemizi kurmak bir sanatçının ruhunun dansı gibi ahenkli ve eğlenceli olur. İşte o zaman keşif başlar ve yaşamdan zevk almaya başlarsınız. Zaman zaman kendimizle dalga geçmeyi de unutmamak gerek

Duygularınızın izini sürmeye devam edin…

Sevgilerimle,

 

Öznur Yılmaz Berk
Koç & Eğitmen Yazar

yaşamterzisi
www.narkendinol.com
www.oznuryilmazberk.com