Yeni Doğan Sahte Bilim !?

,

Vikipedi der ki; Bilim veya ilim, fiziki ve doğal evrenin yapısının ve hareketlerinin birtakım yöntemler (deney, düşünce ve/veya gözlemler) aracılığıyla sistematik bir şekilde incelenmesini de kapsayan entelektüel ve pratik çalışmalar bütünüdür. Koçluk aynen böyle bir çalışmalar bütünü: bazı metodlar içeren, bulgulara varan, gücünü psikoloji ve davranış bilimlerinden alan; ancak bunlardan biri olduğunu söylemeye asla cüret etmeyen… Dolayısıyla, az sonra okuyacağınız bu sert, suçlayarak yapılan giriş, olmayan bir duruma karşı ve tamamen algı yönetmek üzere, seyirciyi baştan tarafına çekmek için yapılan talihsiz bir durum.

Geçtiğimiz günlerde Ankara’da TEDx yapıldı “Dream of You” temasıyla. Türkçesi “Senin Hayalin”. Bir TED konuşmaları fanatiği olarak ben maalesef katılmamıştım ancak birçok tanıdığım katıldı programa. Sonrasında onların bir kısmından şu şekilde bir bilgi geldi: ‘konuşmacılardan biri koçları bayağı hırpaladı’ ve tabii ki konu ilgimi çekti. Birkaç gün önce TEDx bu konuşmaları yayınlayınca, ben de izleme şansına sahip oldum. Bahsedilen konuşmacı Prof. Dr. Acar Baltaş, kendisi psikolog ve birçok yayında imzası bulunan, ülkemizde kendi alanında çok tanınan biri. Ve Sn. Baltaş’ın konuşmasını dinlemek beni hem şaşırttı hem de hayal kırıklığına uğrattı. Hedef aldığı meslek grubu, söylediği şeylere cüret etmezken, Sn. Baltaş saldırılarında cüretkar davranmış. Bir neslin yetiştirdiği ve marka yaptığı bir değer için çok üzücü bir durum, hem de buna ihtiyacı hiç yok iken.

Acar Bey konuşmasının daha başlarında şunları söylüyor: “Son yıllarda kendi mesleklerinden sıkılan, kariyerlerine ikinci bir yolda devam etmek isteyen insanların büyük bir bölümü psikolojiyi kendilerine iş olarak seçti. Ve dolayısıyla sahte bir disiplin, sahte bir bilim doğdu psikoloji görüntüsü arkasında. Hangi sosyal topluluğa girseniz, bir masaya otursanız mutlaka bir ya da iki tane yaşam koçu çıkmaya başladı. Yani dolayısı ile kendi hayatlarında zorluk çeken insanların bir bölümü, başkalarının hayatlarını düzenlemek gibi bir misyon yüklediler kendilerine.” (Konuşmanın tamamını YouTube üzerinden TEDxAnkara konuşmalarında dinleyebilirsiniz.) Kurumların, tamamen iyi niyetle ve gelişim amaçlı yaptıkları, içeri koç alma konusuna; niyeti görmezden gelerek büyük haksızlık etmiş. Sonuçta her psikologdan aynı faydayı görmesek de, bu bizi psikoloji bilimini görmezden gelmeye götürmüyor. Organizasyon şemalarında yer alan pek çok koç, sonuçta ölçülebilir performans artışına varan, bireyden başlayıp tüm organizasyonun kültür ve iklim değişiminde dönüşüm sağlayan fayda sağlıyorlar.

Bir koç olarak bu konuşmayı dinlediğimde ben şunu çok net anlıyorum, Acar Bey’in bahsettiği şey gerçekten de ‘gerçek anlamda koçlukla bağdaşmayan şekilde bildiğini okuyan, hatta kendini terapist sanan sözde koçlarla’ ilgili. Bu durum bu mesleği belli standart ve yetkinliklerde sürdürme gayreti içerisinde olan bütün koçları da çok fazla zora sokuyor ve rahatsız ediyor.

Yalnız Acar Bey’in dikkate almadığı bir şey var ki, kendisi de açıyı biraz genişlettiğinde görecektir, bu durum pek çok meslek için geçerli; sanırım psikoloji konusuna konu yakınlığı kendisinde hassasiyet yaratmış. Her mesleğin içinde iyileri de vardır kötüleri de ve sadece o mesleği kötü icra edenleri dikkate alarak bütünü, üstelik de büyük kitlelere ulaşacak şekilde kötüleyip karalamak etik ilkelerle ciddi olarak çatışmaktadır. Keşke Acar Bey bunu yapmadan önce koçlukla ilgili olarak ‘girdiği sosyal topluluklarda karşısına çıkan yaşam koçlarından’ edindiği izlenimi baz almak yerine bu işin ne olduğunu biraz daha araştırsaymış.

Dünyanın saygın STK’larından biri olan Uluslararası Koçluk Federasyonu, ICF (International CoachFederation) koçluğu şu şekilde tanımlıyor: “Koçluk, müşterilerin kişisel ve profesyonel potansiyellerini en üst düzeye çıkarmak amacıyla düşünceleri harekete geçirmek ve yaratıcı bir süreçte onlarla ortaklık yapmaktır”. Yani bizler, Acar Bey’in konuşmasında verdiği örnekten yola çıkarsak eğer, insanlara “eğer gerçekten istersen sen de UssainBolt olabilirsin” diyerek ortada dolaşan insanlar değiliz. İnsanların kendilerinde var olan potansiyellerini en üst seviyeye çıkarabilmeleri için onlarla çalışırız ve biliriz ki, her insanın kendine özel bir potansiyeli vardır. Yeni VanGogh’lar yaratmak gibi bir misyonumuz yok yani! Koçlukta konu; bakmakla alakalıdır. Bakmadığı için görmediğini, fark etmediğini fark edip harekete geçmeyi sağlamaktır. Yanlış hedefleme, koçluk çalışmalarının varoluş amacına mal edilemez; tam aksi durum mevcuttur. Koçluk, kişinin yapmak istedikleri ve hedeflerini gözden geçirmesi, bunlarla ilgili farkındalıkların oluşması için yapılan çalışmadır.

Aslında tam olarak da Acar Bey’in bahsettiği başarı formülünde yer alan maddeleri uygulayarak çalışırız koçlar olarak. Şunları söylüyor Acar Bey, 1-Yatkın olduğun işi yap, 2-Zora ve zahmete katlan, 3-İnsan ilişkilerini güçlü tut, onları anla, dinle. Ve ekliyor: “Başarı, potansiyeli hayata yansıtmaktır.” Bizim de tam olarak yaptığımız şey koçluk süreci içerisinde, tüm bunları müşterimizle yaratıcı bir düşünsel süreçte çalışmaktır. Diyebilirim ki kendisi koçluğu çok güzel bir şekilde ifade etmiş aslında konuşmasında.

Şunu da özellikle eklemek istiyorum ki, “sahte bir disiplin, sahte bir bilim” olarak adlandırdığı koçluk mesleği ülkemizde, standartları Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından 22.5.2013 tarih ve 2013/41 sayılı karar ile onaylanmış, 29.6.2013 tarih ve 28692 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve 2015 yılının Temmuz ayında da MYK’nın yeterlilikleri onaylaması ile ‘seviye 6 meslek’ olarak resmiyet kazanmış durumdadır. Çok da sahte değil yani…

Aslında gerek ülkemizde gerekse dünyada enerjiden finansa, bilişimden medyaya, ticaretten savunma sanayiine hemen her sektörden büyük şirketlerin çoğunun çalışanları için bünyelerinde koç istihdam etmeleri ya da dışarıdan koçluk hizmeti almaları bu mesleğin hızlı ilerleyişini göstermekte. Diyebilirim ki şu meşhur ‘önümüzdeki 50 yıl içerisinde tükenecek meslekler’ listesinde koçluk yer almıyor.
Başta da söylemiştim, bir TED fanatiğiyim ve hemen her gün en az bir TED konuşması dinlerim, bugüne kadar yüzlercesini dinlemişimdir ve şimdiye kadar Türk ya da yabancı herhangi bir konuşmacının konuşmasını herhangi bir mesleği karalayarak yaptığını hiç görmedim. Keşke Acar Bey bu saygın mesleğin kendisini ayrı tutarak söylediklerini ifade etseydi. Çünkü bir koç olarak başarıya ilişkin anlattığı şeylere tamamen katılıyorum… Her şeyin çok hızla değiştiği, zorlukların çalışmadığımız yerlerden geldiği karmaşık sistemimizde; ezber bozan, sınırsız düşünme ve hayal etme kapasitemize odaklanan, yeniye izin veren, bazı eskilerle vedalaşmayı bilen yapılar olmaya öncelikle biz gelişimcilerin ihtiyacı var; bu da direkt reddetmek yerine, şans verip aslında ne olduğunu tam anlamaya çalışarak mümkün. Dünyamızın oyuncuları; yeni nesil, yürüdükçe birlikte keşfettiğimiz yollarla başarılı olacak. İyi bir koç olarak merkezimde bu inanç var.

Ebru Oğuş, PCC
ICF Profesyonel Sertifikalı Koç

www.optimalkocluk.com.tr

Ebru Oğuş

Ebru Oğuş

Yazarın Diğer Yazıları