Vagus Siniri ve Koçluk

,

Amerikalı MCC koç Marcia Reynolds diyor ki “koçlukta ustalık koçluk becerilerinde mükemmelleşmekte değil, koçun varlığının derinleşmesinde yatar.”

ICF temel yetkinliklerinde de koçun varlığı, şu şekilde ifade ediliyor; koçluk süreci boyunca varlık gösterir ve esnek olur, sezgilere ve kişinin iç bilgeliğine güvenir, bilmeme durumuna da açıktır ve risk alır, enerji sağlamak için mizahı etkili olarak kullanır, kendi kendini yönetmeyi sağlar, müşteride gerçekleşen enerji değişimlerini fark eder ve araştırır, daha fazlasını öğrenmek için merak eder.

Peki, nasıl olacak tüm bunlar? Bir yandan koçluk becerilerini en doğru şekliyle kullanmaya çalışırken bir yandan nasıl tam ve bütün bir şekilde varlık gösterebiliriz? Marcia’nın dediği gibi ustalığa giden yolda –koç olarak varlık gösterebilmede nasıl ustalaşırız?

Burada devreye ilginç bir şekilde vagus siniri giriyor. Sevgi siniri, şefkat siniri. Yalnızca memelilere özgü olan ve Latincede “dolaşan-gezen” manasına gelen vagus kelimesinden dolayı bu adı almış olan vagus siniri tüm bedenimizi bir ağ gibi sarıyor. Ve bu sinir ağının beni en çok ilgilendiren özelliği şu: bedenimizin üç temel merkezi bu sistem ile birbirine bağlı ve sürekli olarak birbirleri ile konuşuyorlar. Beynimiz-zihnimiz, kalbimiz ve bağırsaklarımız sürekli iletişim halindeler. Eğer her üçünden gelen bilgiyi birlikte kullanırsak buna koçlukta tüm beden varlığı ile yer almak demek mümkün.

Koçluk yaparken özellikle ilk zamanlarda çoklukla zihnimizde oluyoruz, koçluk becerileri üzerine düşünüyor ve zihnimizin içinde sıkışıp kalıyoruz ki bu son derece normal, hepimiz yapıyoruz. Ne zaman ki koçluğun temelini bildiğime dair bir güven oluşuyor, o zaman beynimi rahat bırakıyorum.

Zihnimi, kalbimi ve içgüdülerimi açarak hizalandığımda, duygularımla kendimi merkezlediğimde müşterim için tam olarak varlık gösterebilir hale geliyorum.

Zihnim, kalbim ve içgüdülerim işbirliği içinde olduğu zaman kendimi tamamen karşımdaki kişiye, danışanıma adamış bir şekilde, ona tam olarak anlaşıldığını hissettirerek dinlemem mümkün olur. Zihnim açık, berrak; kalbim şefkatli, merhametli; sezgilerim cesur olduğunda, yalnızca karşımdaki kişiyi değil, kendimi de dinlemem değişecektir… Ve ancak o zaman danışanlarımı da gerçekten duymaya başlayabilirim. Empatiye giden yol açılır benim için.

Empati yalnızca karşımdakinin nasıl bir şeyleri deneyimlediğini anlamak değil, ne deneyimlediğini gerçek anlamda hissetmektir, karşılarsın bunu, alır ve sonra ona geri verirsin. Koçluk gerçekten bu anlamda almak ve vermekle ilgilidir. Ne olduğunu düşünmek zorunda değilsin, analiz etmezsin, çözmeye çalışmazsın, sadece alır ve geri verirsin.

Yalnızca kendimi açtığımda, ondan geleni alıp ve ona geri verdiğimde, onu benim ne duyumsadığımı keşfetmeye davet ettiğimde artık neyin ortaya çıkacağını bekleyebilirim. İşte bu şekilde koçlukta alan tutarım.

Tüm bunlarla ilgili olarak çok önemli bir konu var aklımda, koçun öz farkındalığı. Bir koç olarak kendi öz farkındalığım ne kadar yüksekse, tüm bunları yapabilmek o kadar kolaylaşıyor. O zaman zihnim, kalbim ve içgüdülerim hizalanmaya başlıyor, kendi merkezimi kolaylıkla bulabiliyorum. Geçen ayki yazımda bahsettiğim şekilde berrak açık bir zihinle, merhametli/şefkatli bir kalple ve cesur içgüdülerle bir bütün olarak varlık gösterebiliyorum.

Öz farkındalığımı geliştirmek için elbette kendimle çalışmalıyım. Kendiyle çalışmayan bir kişi bir başkasıyla nasıl çalışabilir ki zaten? Önce kendim, ben kimim, ne istiyorum, nasıl duygulara sahibim, benim inançlarım, değerlerim, endişelerim, değerlerim neler? Nerelerde güçlüyüm, nerelerde güçlenmeye ihtiyacım var? Tüm bunlar önce kendi içimde bir keşif yolculuğu. Ve benim bildiğim kadarıyla, bu yolculuğa çıkmanın en güvenilir yollarından biri meditasyon yapmak. Sürekli dışarıya bakıyoruz, meditasyon içeriye dönmekle ilgilidir.

Tam bu noktada vagus sinirine dönersek; yapılan araştırmalar ortaya koyuyor ki, meditasyon yapan insanlarda daha güçlü bir vagus profili görülüyor. Ve bu da az önce konuştuğumuz üç merkezin iletişimini güçlendiriyor. Bu iletişimin güçlenmesi benim daha derin varlık gösterebilen bir koç olmamı destekliyor. Yani beni daha güçlü bir koç yapıyor!

Sevgili Marcia’nın dediği gibi, koçlukta ustalık koçun varlığının derinleşmesinde yatar, koçluk becerilerinde mükemmelleşmekte değil. Elbette temel koçluk becerilerini ve bunları nasıl uygulayacağımızı öğrenip çalışmam gerekiyor. Ve onları o kadar iyi bilmeliyim ki, seanslarda onları unutup bir koç olarak varlık gösterebileyim. Çünkü danışanımın gerçekten ihtiyaç duyduğu şey karşısında mükemmel bir koç olması değil, koç olarak benim tüm benliğim ile orada bulunmam.

Konu koç olarak ne kadar derinden var olabilmemle ilgili çünkü ancak bu şekilde karşımdaki bireyi, o yaratıcı, tam ve bütün kişiye tüm varlığımla hizmet ederek hem onu hem de kendimi onurlandırabilirim.

Ebru Oğuş, PCC
Profesyonel Koç, Koç Eğitmeni

www.optimalkocluk.com.tr

Ebru Oğuş

Ebru Oğuş

Yazarın Diğer Yazıları