Ölüler ülkesi bekçisi

,

Yeraltı Dünyası’na hiç gittiniz mi bilmiyorum ama eğer şu an bu yazıyı okuyorsanız orada bulunmadığınızı rahatlıkla söyleyebilirim çünkü oraya gitseydiniz kesinlikle ölmüş olurdunuz.

Yeraltı dünyası aynı zamanda Ölüler Ülkesi olarak geçer. Bu krallık ölen kişilerin cezasını çektiği yerdir. Eğer orada bir yürüyüşe çıksaydınız manzara kesinlikle şöyle olurdu: siyah bir bataklıkta çırpınan, dik bir tepenin zirvesine koca koca kayalar taşımaya çalışan insanlar… Bu insanların hepsi işledikleri yüzünden sonsuza kadar cezalarını en ağır şekilde çekmeye mahkum bırakılmışlar. Hepsinin başında da Yeraltı Dünyası’nın Tanrısı Hades var.

Durun, durun! Yazdıklarım sizi korkutmasın, mitoloji dünyasındayım elbette. Pek gerçek değil bu anlattıklarım, hatta hiç değil. Fakat diyelim ki gerçek,  o zaman ne olurdu? Ruhlar dünyalarından kaçıp bizim yanı başımıza mı gelirlerdi? Veya yolunu şaşıran bir insan, kendini yanlışlıkla Ölüler Ülkesi’ne atabilir miydi?

İşte tüm bu soruların cevabı Kerberos’ta. Kerboros’u bilenler aranızda muhakkak vardır fakat ben yine de anlatayım. Kerberos, Yeraltı Tanrısı Hades’in üç başlı köpeğidir. Ölüler Ülkesi’ne bir kez girmiş olan ruhların efsanevi Styx Nehri’nin ötesine geçip kaçmalarını ve insanların oraya girmelerini engeller. Aslında baktığımız zaman görevi oldukça önemli. Bir düşünsenize ruhların etrafta dolanıp yaşayanların bataklıklara düşmesini, korkunç olurdu. Hem suçlular cezalarını çekemez hem de çirkin bir manzara oluşurdu. Bence ruhlar tarafından kapımızın çalınmasını istemiyorsak hepimiz Kerberos’un varlığına minnettar olmalıyız kesinlikle.

Kerberos, tam da bu iş için yaratılmış sanki. O kadar ürkütücü görünüyor ki kimse ona karşı direnemiyor. Aslan pençeli, yelesi yılanlardan oluşan ve yılan kuyruklu bir yaratık Kerberos. Kesinlikle koruyucuların en asili, en sadığı ve en korkuncu…

Üç başlı köpek edebiyatta da büyük bir öneme sahip ve sanırım buna verilebilecek en iyi örnek de Harry Potter’ın birinci kitabı Felsefe Taşı’ndan başka bir şey olamaz. Kerberos Felsefe Taşı’nda Fluffy ismiyle karşımıza çıkıyor ve bu kitaptaki görevi Ölüler Ülkesi’ni korumak değil, felsefe taşını korumak.

“Fluffy” kelimesi İngilizce’de “pofuduk, tüy gibi yumuşacık” anlamına geliyor ve bence J.K Rowling’in böylesine korkunç bir köpeğe bu ismi vermesinin sebebi aslında onun zararsız olduğunu anlatmaktır. Ayrıca, kitapta Fluffy’nin müzikle uyutulabildiğini ele alırsak eğer bu köpeğin ne kadar uysal olduğu sonucuna da varabiliriz. Bana göre Rowling, bu kitabında mitolojideki üç başlı köpeğin korkulan bir yaratık olmasını değiştirmek ve onun sadece görevini yapıp kimseye zararı dokunmadığını anlatmak istemiştir. Burada da şuna ulaşabiliriz ki Kerberos, hem disiplinli hem de zararsız, uysal bir köpektir.

Ekin Toygur
ODTÜ Koleji 7. Sınıf Öğrencisi

Ekin Toygur

Ekin Toygur

Yazarın Diğer Yazıları