Nuh’un Uzay Gemisi

,

Yalnızlık sizin için bir kâbus mu yoksa bir lüks mü?
Peki, hayatınızın sonuna dek sizden başka kimseyi görmeden yaşayacak olsanız, yanınızda uyuyan 754 kişiden birini uyandırmadan hayatınızı geçirebilir misiniz?

Uyuyanlardan birini bilerek ve isteyerek uyandırmak ve sizinle beraber aynı kaderi yaşamasına neden olmak ne kadar etik?
Kâbusunuzu tek başına yaşarken dürtülerinizi görmezden gelerek etik düşünebilmek mümkün mü?
Bu soruları insanın zihninde dolaşmasını sağlayan bir film olan Passengers / Uzay Yolcuları 2016 yılında yaptığım bir uçak yolculuğunda izlediğim Bilim Kurgu filmiydi. Ardından büyük heyecanla yazdığım eleştiriyi şimdiye dek yayınlamaya fırsatım olmadı ama bazı sahneleri hala aklımdan çıkmadı. Bana düşündürdükleri de…

Varoluşumuzun gizemleri üzerinde spiritüel olarak daha fazla düşünüp araştırdığımız, içinde bulunduğumuz süreçte, ezoterik ve okültik bilgiler doğrultusunda inançlar tartışmalara açılıp felsefik yaklaşımlarla sorgulanmaya ve farklı çıkarımlar elde edilmeye başlanıyor. Bazen bu çıkarımları, en büyük subliminal vericisi olan Hollywood bizlere üzerine para verdirip, üstelik Pop Corn da yedirerek pek keyifli hale getiriyor.

Sorgulatmak istediği konulardan bir kısmını da işte bu filme serpiştirmiş.

Anlatacaklarımı yazarken keyif kaçırıcı detayların ( Spoiler ) bulunduğunu başta söylemek isterim ki filmi seyretmemiş ama seyredecek olanlar bana kızmasın.

Dünya öyle bir duruma erişmiştir ki, programlanan bilgisayarlar ve makinalarla akıl almaz işler yürütülüp insan gücüne daha az ihtiyaç duyulduğu bir çağ başlamıştır. Bu yüzden insanların artık alternatif bir yaşam alanına ihtiyaçları vardır. Böylece başka bir galakside uygun bir alan bulunmuş ve adına Homestead 2 denmiştir. İnsan yaşamına uygun hale getirilebilsin diye de oraya öncü kuvvetler olarak bir uzay gemisi dolusu insan yerleştirilecektir. Avalon adlı uzay gemisi de maceracı ruhlu ve yolculuk ücretini ödeyebilen insanları taşıyacaktır. İçinde her türlü konfor ve lüks barındıran uzay gemisi ödeme hiyerarşisine göre herkese parası kadar tüm imkanları sağlayacak düzeyde dizayn edilmiş ve hazırlanmıştır. Yolculuk 120 yıl süreceği için 255 mürettebat ve 500 yolcu kişiye özel hazırlanan klostrofobik kapsüllerinde derin bir uykuya yatırılırlar.

Çok büyük şanssızlık sonucu meteor çarpmasıyla olmayacak bir aksaklık olur ve zınk diye bizim esas oğlan Jim’in ( Chris Prat ) kapsülü bozulup onu uyandırır. Tek başınalık deneyimini koskoca gemide tam bir yıl boyunca çaresizce yaşar. Bu arada boş durmaz çünkü makinalardan anladığı için çözüm bulabilmek için her şeyi dener, deneyimler ve sonunda vazgeçer. Tek dert ortağı bir barmen olan olan insan görünümlü androiddir. Jim, teknisyen olmanın avantajıyla gemide orayı burayı sıkıntıdan kurcalarken diğer 499 uyuyan kişinin dosyalarına erişip seyredip birine aşık olur: Aurora ( Jennifer Lawrence ) . Ünlü bir gazeteci yazar olarak dünya dışı galaksi yolculuğunu kitap haline getirip yayınlama düşüncesiyle bu maceraya atılmıştır. Jim, ara sıra gidip gelip Aurora’nın kapsülü başına onu uyandırıp uyandırmamak arasında karar vermeye çalışır ancak tek başına hayat artık iyice zorlaşmış ve çekilmez hale gelmiştir. Önünde 89 yıl kadar daha olduğunu düşünce iyice ikilemde kalır. Her gece tek arkadaşı olan Android barmen arkadaşı ile dertleşir ve sonunda bir gece yine dertleşip konuşurlarken uyandıracağı kararını verip bunu dile getirir.

Sonuçta kendine seçtiği hayat arkadaşını uyandırıp bu gerçeği ondan saklayarak zaman geçirmeye başlarlar. Bu gerçeği ona söylemeden gemide her türlü lüksü ve eğlenceyi denerler, sonunda birbirlerine aşık olurlar. Tam her şey çok güzel giderken barda oturdukları sırada android barmen ağzından Jim’in Aurora’yı bilerek ve isteyerek uyandırdığını söyleyiverir. Böylece yeni aşıklar kötü bir döneme girerler. Ayrılık sürecini içinde aynı gemide ayrı yaşamaya devam ederlerken bir başka aksaklık yüzünden gemi sarsıntı geçirir ve onlara hayatta kalmalarını sağlayacak bilgileri aktaracak bir kaptan yardımcısı uyanır. Ancak diğer ikisi kadar şanslı değildir çünkü bilgileri verdikten sonra onlara en büyük görevi vermiştir. Uyuyanların hayatlarının onlara bağlı olduğunu söyleyip bedenini orda bırakarak göçüp gitmiştir. Böylece aşıklar barış yapmış ve göreve soyunup hem kendilerini hem insanlığı çeşitli aşamalardan ve zorluklardan geçerek kurtarmışlardır.
Zamanı gelir ve herkes uyanıp kendine geldiğinde bir bakarlar ki geminin neredeyse tamamını küçük bir ormana çevirmiş olduklarını ve hayatlarını orda tamamladıklarını görüp hayrete düşen mürettebatı gösterirken film biter.

Çok tipik bilim kurgu zihniyeti, etik değerlerin sorgulanması, feminist ve Darvinist bir takım yaklaşımlarla incelemeler yapılmış bu filmde aslında spiritüel olarak da ne ve nasıl anlatmış bir bakalım dilerseniz:
İlk olarak dikkati, yapılandırılmış olan Homestead 2 gezegeni ve ona yolculuk yapan uzay gemisi Avalon isimleriyle çekiyor. Homestead, kelime anlamıyla ‘müştemilatı bulunan malikane’ veya ‘büyük arazi içinde bulunan ev ve eklentileri’ diye geçiyor. Yani dünya sonrası yaşantı için hazırlanan alternatif gezegen için en uygun ad. Üstelik sonunda ‘2’si var ki bu da dünyanın insanoğlu için ilk yaşam alanı olduğunun göstergesi. Uçsuz bucaksız bir gezegen ve üzerinde yaşayacak bir avuç insan oraya yerleşip kimi evde oturacak kimisi de evde yaşayanlara hizmet ederek müştemilat tarafında olacak. Dünyada zaten bizler de öyle ayrışmadık mı? Çalışanlar ve Çalıştıranlar olarak önceki düzenin değiştirmeye niyeti olmadığını farkediyoruz.

Avalon’un ise efsanevi bir ada olduğu söylenir. Kral Arthur döneminde Hristiyanlık henüz Britanya’ya yayılmamışken Pagan inancına sahip kişilerin merkezidir. Hatta Merlin’in bile burada yaşadığına inanılır. Ancak Hristiyanlık baskısı yüzünden inançlarını yaşayamayan halkla beraber ada, yavaş yavaş uzaklaşarak sisler arasında gözden kaybolur. Avalon adasını sadece barış ve huzur içinde yaşayamayacaklarını anladıklarında kalpten gitmeyi isteyenlerin bulabileceği söylenir. Aynı bu gemide tüm kalpleriyle yepyeni bir hayata başlamak için her şeyi geride bırakan insanların olduğu gibi. Çok ironik değil mi?

Gemide ilk uyanan insan Jim, elinden her iş gelmesine ve bozuk makinaları tamir bilgisine sahipken insan vücudundaki eril dişil dengeleri bozulunca, tek başınalığın verdiği azap ona sağlıklı kararlar aldırtmaz. Üstelik aşık da olur: Aurora. Jim’in adı gibi yaşadığı yalnız hayatın da bir anlamı yoktur. Ama ya Aurora? Roma Mitolojisi’nde seher tanrıçasının adıdır. Aynı zamanda “Güneşteki fırtınalar sonucu meydana gelip kutuplarda geceleri görülen renkli ve hareket eden ışıklar” anlamındaki Aurora, Jim için bir ışık, bir ümit ve yeni bir başlangıç anlamı taşıyordur. İşte bu adrenalin ile ahlaki bir ikilemin içine girer.

Uyandırsam mı? Uyandırmasam mı?

Ve sonucu libido belirler! Bembeyaz tenli Anglo Sakson kızı uyandırıp hemen oradan kaçıverir. Bu da bize Adem’in kendini yalnız başına edemediği ve tak başına üreyemeyeceği için ona hayatını devam ettirebilmesi için ondan daha farklı becerileriyle destek olacak olan, kendi zamanının en zeki ve güzel dişisi Havva’yı hatırlatmıyor mu?

Aurora, tüm güzelliği ve yıllarca uykuda olmanın sersemliği ile kendine gelmeye çalışır. Neler olduğunu anlamaya çalışırken Jim, ortaya çıkar ve ona tüm bilgileri aktarır, durumu anlatır. Kabullenmek elbette zor olur ama yakışıklı, becerikli ve ilk uyanan tek erkek Jim ona her açıdan yardımcı olur ve hiçbir konuda desteğini esirgemez. Koskoca gemide yalnız iki kişi olmanın avantajı (!) ile Avalon’un tüm imkanlarından sonuna dek faydalanırlar: Her çeşit lüks restoran, sinema ve popcorn, disko, bar, havuz, spor salonu, muhteşem uzay manzaraları ve uzayda gemiye bağlanarak serbest uçuş… Her yere istedikleri gibi girip çıkabildikleri için girdikleri yerlerin biri de DNA Bankası’dır. Homestead 2 gezegenine ulaştıklarında, üzerinde yaşadığımız dünyada bulunan her tür bitki ve hayvanın ve de akıllara gelebilecek tüm yaşam kayıtları, DNA kayıtları ile birlikte büyük bir laboratuvardadır. Burda akla gelen, ilk insanın dünyaya nasıl geldiği/getirildiği/oluştuğu/oluşturulduğudur. Adem ile Havva’nın tarih boyunca anlatılagelen öyküleri ve sonra da Nuh’un Gemisi akılda daha çok soru üretir. Avalon’da modern bir Adem ile Havva öyküsü post modern bir Nuh’un Gemisi’nde anlatılırken, Sümer Tabletleri’ndeki Tanrılar, onların ışıklı savaşları, gökten inenlerin verdiği şifalı bitki tohumları, Annunakiler, Tanrı Enki, vs derken, başka açılardan da sorguluyorsunuz filmdeki sahneleri. Merak ederseniz, Sümerler insanlık tarihine ışık tutan uygarlık olarak tabletlere tüm gördüklerini işlemişler biz insanoğlunun en eski zamanlarını. Üstelik tüm mitolojilerin de asıl kaynağıdır bu çok önemli tabletler. Uzun zamandır artık herkesin ulaşabileceği şekilde internette tabletleri bulup okuyup sonrasında ilk Sümerolog ve aynı zamanda Hititolog olan, yaşı 1 asrı devirmiş Muazzez İlmiye Çığ’ın yazdığı kitapları inceleyebilir ve şaşırmaya devam edebilirsiniz.

Filmde çiftimiz doğal yaşam ortamlarına alışıncaya dek birçok fiziksel ve psikolojik zorluğu yaşarlar ama atlatmasını da başarırlar. Bunlardan en önemlilerinden biri, Aurora Jim’in bilerek onu yandırdığını android barmen ima ettiğinde anlayıp büyük bir şok ve hayalkırıklığıyla karışık tüm kötü duyguları yaşar ve Jim ile konuşmamaya karar verir. Belki de bize Havva Anamız’dan kalan en eski miraslardan olan “Küserek Kapris Yapma” meziyetini çoğunluğumuz zaman zaman layıkıyla idame ettiriyoruz. Tabii filmdeki kaprisin de haklı olup olmadığı tartışılabilir. Çünkü eleştiriler o şartlar altında adrenalin ile libidonun baskısı altındaki beyin ve vücut yapısının doğru karar vermeye ne kadar izin verdiği de sorgulanabilir.

Ancak sonuç olarak Darwin’in “ Ortama uyum sağlayan hayatta kalır.” Teorisi bir kez daha uzayın derinliklerinde ispatlanmış olur, Aurora, herşeyi kabullenip Jim ile birlikte bir hayat kuracaklardır. Böylelikle aşk herşeyi affetmiş DNA ve tohumlarla yepyeni ve yemyeşil bir Aden Bahçesi / Garden of Eden yaratıp gelecek uyananlara gördüklerinde şaşıracakları bir ortam ve inanılmaz anlatımlarla dolu bir günlük bırakmışlardır.

Filmi merak ederseniz, izleyip okuduklarınıza dair sizin de söyleyecekleriniz olursa, email ve sosyal medya hesaplarımızdan paylaşın. Gelecek ay filme ve düşündürdüğü sorulara dair yapılan ilginç yorumları buradan da paylaşabiliriz. Şimdi başa dönüp soruları tekrar düşünün bakalım. Bu şartlar altında yalnız yaşamaya kim , neden, nasıl karar verebilir ?

Elif Taşlıoğlu Dastori

Elif Taşlıoğlu Dastori

Elif Taşlıoğlu Dastori

Yazarın Diğer Yazıları