Rüyalar

,

Çocukluğumdan hatırlayabildiğim ilk anılarım babamın müdürü olduğu bir fabrika lojmanındaki günlerimle ilgilidir. Küçücük bir çocuğa koskocaman gelen bir bahçe düşünün. İçinde çeşitli meyve ağaçları, rengarenk çiçekler, oyun parkı, arada bizimle oynayan kümes hayvanları olan bir dünyam vardı. Ah, ve tabii ki bir okaliptüs ağacının dallarına yapılmış ahşap bir oyun evi… Her çocuğun hayali… İşte, o özgürce toprakla iç içe geçirdiğim günleri şimdi yalnızca rüyalarımda görebiliyorum. Evet, gerçekten de rüyalarımda görebiliyorum. Her zaman değil ama ne zaman çok sıkıntılı bir durumla karşılaşsam veya gece gündüz aklımda çözümünü aradığım beni bunaltan bir problem olsa bir gece mutlaka o küçük ama kocaman dünyama gidiyorum. Bunu farkedeli aslında uzun yıllar oluyor. O zamanlar bu tekrarlanan rüyalarımı neden ve ne zamanlar gördüğümü hiç anlayamamıştım. Yine de çocukluğumdan dönüp her kalktığımda kendimi çok mutlu hissetmek çok hoşuma gidiyordu. İlginçti. Çok sonra bir gün yine mutlu uyandığımda lojmanların, aslında boğuştuğum durumlarda oraya kaçmak istediğim yer olduğunu farkettim. Çocukluk çoğunlukla insanın en güzel, sorumluluğu en az ve her hayalin gerçek olabileceği en saf olan yıllarıdır. Bir dönem sanırım büyümek bana da ağır gelmişti ve rüyalarım her defasında bana içimdeki çocuğu göstererek çözümü, hayallerimi ve o çocuğu kaybetmemekte olduğunu söylemeye çalışıyordu.

Hayatımız boyunca uykuda geçirdiğimiz bunca zaman ne çok rüya gördüğümüzü ve bir o kadarını da unuttuğumuzu düşünsenize…

Çoğumuzun hayatında hiç unutamadığı rüyalar yok değildir sanırım. Bunların hiçbir anlamı olmadığını söylemek, son zamanlarda bu konu üzerinde yapılan araştırmaların ve verilen eğitimlerin de katkısıyla gittikçe zorlaşıyor. Hatta aksine farklı çalışmalar geniş kapsamlı olarak sürdürülüyor. Üstelik rüya grupları kurulup üyeleri bu gruplarda aldıkları eğitimlerle birbirlerinin rüyalarını yorumluyorlar veya büyük firmalar, sabah saatlerinde ilk iş olarak belli günlerde bir araya gelip şirket başarısını nasıl artırabileceklerine dair gördükleri rüyaları tartışıyorlar.

‘Ben hiç rüya görmem.’, diyenlerden misiniz? Yanlış biliyorsunuz. Herkes rüya görür ancak bazıları hemen unuturken, diğerleri bazı rüyalarını hatırlar. Her rüyayı hatırlayabilmenin yolu sıkı bir eğitimden geçer. Sonrasında düzenli uyguladığınız zaman ve sonrasında alışkanlık haline geldiğinde siz bir rüya eksperi olma yolunda ilerlersiniz.

Düşündüğümüzde, medeniyetin en başından bu yana insanoğlunun uykuda gördükleriyle ilgili çalışmalar günümüze dek gelen kadim bilgiler ışığında halen devam ettiriliyor. Meksika’da yaşamış olan Toltekler, özel bir rüya görme bilgeliğine sahiptiler. Uykuda ve hipnoz boyutunda gerçekleşen şifanın, uyanık ve bilinç düzeyinde yapılandırılmaya çalışılan şifadan daha etkin olduğu farkedilmiştir. Diğer taraftan, Sufi Geleneği’nde ve Tasavvuf’ta rüyaların ayrı bir önemi vardır. Freud ve Jung, rüyalar üzerinde birçok araştırma. Peki, yaşamımızın üçte birini geçirdiğimiz bu uyku evresinde beynimiz ne durumda çalışıp rüya görüyor? Bilim dünyasının da fazlaca ilgisini çeken bu konuda oldukça çok araştırma yapılmış, dünyanın en iyi üniversitelerinde tanınan uzmanlar insan beyninin uyku evrelerinde ne gibi değişiklik gösterdiğine dair oldukça çok çalışmalarda bulunmuşlar ve hala sürdürmektedirler.

Rüya hâlindeyken beyin aktivitemizin çok yüksek olduğunu ortaya koyan araştırmalar için çalışan bilim insanları, EEG teknolojisini kullanıp beyin aktivitesinde gözlemlenen değişimleri göz önünde bulundurarak rüya sürecini beş farklı evreye ayırıyor. 1-4 olarak rakamlarla ifade edilen bu evrelere son olarak “hızlı göz hareketi” (REM: Rapid Eye Movement) adı verilen son evrede ki işte rüyalar burda görülmeye başlanıyor.

Yapılan bazı araştırmalarda REM evresindeki insanlar, her defasında uyandırıldıklarında genellikle rüya görmekte olduklarını belirtiyorlar. Uzun zaman rüya görmeleri engellenen denekler davranış bozukluğu gösterirken, REM evresi dışında uyandırılan deneklerde davranış bozukluğu görülmemiştir. Rüya görürken uyandırılıp uykuları bölünen deneklerse pekçok davranış bozukluğuyla karşılaşılmıştır. Buna dayanarak denilebilir ki, rüya görmek aslıda bizlerin uykudan daha fazla rüyaya ihtiyaç duyduğumuzu mu göstermektedir? Belki de rüya, yaşamlarımızı devam ettirebilmemiz için gerekli ihtiyaçlardan biridir.

Aslında çok fazla bilimsel açıklama ve deneye deyinebilecekken başka açıdan bahsetmek: Rüya Yorumları

Hangi birimiz gördüğümüz rüyaların anlamını merak etmiyoruz, değil mi? Hayatımız boyunca kim rüya yorumlarına şöyle bir göz atmamıştır? Çok çeşitli tarihlerde ve kültürlerde buna yönelik çalışmalar yapıldığı gibi neredeyse dünyanın düzenine etki edecek gelecekle ilgili rüyalardan bile bahsedilir.

Eric Fromm “Rüyalar, Masallar ve Mitoslar” kitabında der ki:

“Rüyâ yorumlamanın tarihi, rüyâyı psikolojik bir fenomen olarak değil de, bedenden ayrılan ruhun kendine özgü hayatı ya da hayaletlerin çıkardığı ses ve görüntüler olarak tasavvur etmekle başlar. Doğu kültürlerinde rüyâ, belirli dînî ve ahlâkî kalıplara göre yorumlanmaktadır. Böyle bir yorum yönteminde her sembolün belirli bir anlamı vardır. Yorumlayıcının çıkardığı bu anlamlar birleştirilerek değerlendirilir. Yakın doğu kültürlerinde yapılan rüyâ yorumlarının ilk dönemlerinde, rüyâların psikolojik kökenli oldukları tezinden değil de, Tanrısal mesajların iletilmesinde bir araç olduğu düşüncesinden yola çıkılırdı.”

Eski Mısırlılar’da rüyanın ve tabirlerinin gaybtan haber alma konusunda önemli bir yere sahip olduğu bilinir. Âsurlular ve Mısırlılar,bu konuda diğer milletlerden daha ileriydiler. Hintlilerin kutsal kitabı “Vedalar”da rüyâ yorumundan bahsedilir. İbranîler’de rüyâ yorumlamanın büyük önemi vardı. Fakat. Eski İran kültürü içinde de gaybın bilinmesinde rüyâların yorumlanması önemli bir yer tutar. Zerdüşt’ün semavî meseleler hakkındaki bilgisini çoğunlukla rüyâsında gördüğü meleklerden öğrendiğine inanılmaktaydı. Şeyhname’de istikbale ışık tutan rüyâlarla ilgi birçok örnek verilir. Yahudilikte Talmut kitabının son kısmında rüyâ yorumu konusu işlenmiştir. İncil’de de rüyâ konusu işlenmiş hatta Hristiyanlardan başarılı rüyâ yorumcuları çıkmıştır. Hristiyanlığın ve Yahudiliğin tek din ve ahlâkî mesuliyet anlayışı, rüyâ yorumuna karşı ilk reaksiyonları doğurmuştur. Eski Yunan, Roma ve Yahudi medeniyetleri, Âsur ve Mısırlıların rüyâ yorum metotlarını almışlardır. Modern fizikte atom fikrinin babası Demokritus, rüyâların dış dünyadaki diğer ruhların açık deliklerinden bedene girmesi ile meydana geldiğini söyler. Bugün dahi insan tabiatına dair yazdığı eserlerle bilinen Yunan filozofu Plutarch, “Symposiac” adlı eserinde rüyâlardan bahseder. 19 Aristo, Rüyâlar ve Onların Yorumları Üzerine adlı esriyle bu konuda ilk bilimsel eseri yazmıştır. Daldisli Macrobius ve Artemidorus, yorum

kitaplarının babası sayılan Oneirocritica’yı hazırlamışlardır.

Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi Cilt 10 Sayı 1’de yayınlanan Bülent Akot’un makalesinde kadim rüya tarihinden kesitler kısa ve net olarak böyle açıklanmış.

  1. Freud ve C.G.Jung’un rüyalar konusundaki araştırmaları, yazıları, tezleri ve deneyleri ise günümüzde psikoloji ve psikiyatri başta olmak üzere birçok disiplinde kutsal kitap niteliği taşır, k, kendilerine diğerr yazılarımda sıkça değineceğim.

Şu anda içinde yaşadığımız siber zamanda ise birçok bilim insanı, spiritüel ve bu konuya gönül verenler şimdiye dek bize ulaşabilen tüm bu bilgilerin ışığında şaşırtıcı sonuçlar elde edilen çalışmalar yapıyorlar. Dünyanın her yerinden erişimin sağlanabileceği seminerleri internet üzerinden yapıyorlar. Hatta, belli zamanlarda toplanan gruplarla birlikte rüyaların analizi üzerine çalışıp herkesin birbirine çözümlemesinde yardım edebileceği rüya yorum grupları kuruyorlar. Böylece, hem kendi dallarında –bilimsel veya spiritüel- çalışmalar yapan uzmanlar gönüllülerin değerlendirmelerinden bir hazine çıkartıyorlar, hem de bundan faydalanan gönüllü rüya çalışmacıları, kendilerini geliştirirken bir yandan da bilinçli haldeyken yaşadıkları hayatlarını, rüyadaki farklı bilinçlerinin onlara gösterdiklerini anlamaya devam edip kendi içlerine yolculuklarını sürdürüyorlar.

Sınırların olmadığı, zaman kavramının anlamsızlaştığı ve o anda yaşadığınız herşeyi istediğiniz gibi şekillendirebileceğiniz bir alan olan rüyalar aslında hepimizin bir oyun alanı gibi kullanabileceği sihirli bir bahçe gibi değerlendirilebilir. Düşünün, uçabildiğiniz, denizin altında nefes alabildiğiniz, ölümünüzü görüp bedeninizin üzerinde yükselebildiğiniz rüyalardan uyanır uyanmaz yatakta olduğunuzun farkına varmak ne garip, değil mi? Burdaki en sihirli kavram ise “farkına varmak” idi. Farkedebildiyseniz harika! Bu dünyada merdivenin basamaklarını tırmanırken kişisel gelişimimiz için yaptığımız herşey bir şekilde “farkındalık” ile ilgili değil midir?

Rüya Yorumları… Lüsid ( Berrak ) Rüya… Şamanik Rüya Yolculukları… Arketipler ve Kollektif Bilinç… Ve daha da fazlası. En kült konular ve sizin de uygulayabileceğiniz bir takım basit egzersizler ile rüyalarla ilgili birçok enteresan bilgiyi zamanla paylaşacağım.

Bir sonraki aya kadar hepinize hatırlayabileceğiniz bol rüyalı geceler diliyorum.

Elif Taşlıoğlu Dastori

Elif Taşlıoğlu Dastori

Elif Taşlıoğlu Dastori

Yazarın Diğer Yazıları