Bu Yol Tek Yön Mü?

,

Şu günlerde öğrencisi olan tüm evlerde gündem ortak… TEOG Kalktı, LYS,YGS kalktı. Şimdi ne olacak? Yeni sistem ve sınavlar nasıl olacak. İkamete göre mi yerleşecek çocuklar liselere, ortalamalarına göre mi? Yoksa merkezi bir sınav mı yapılacak üstün başarılı liseler için? Herkesin aklında aynı deli sorular…Bu belirsizlik ne kadar sürecek , lise ve üniversite girişleri için yeni düzenlemeler ne zaman açıklanacak bilmiyoruz ama çocuğunu her türlü ihtimale karşı hazırlamak isteyen veliler, okuldan okula, kurstan kursa koşturmaya devam ediyorlar. Tüm bu koşturmacanın içinde labtop gibi oradan oraya taşınan , belleğine durmadan yeni bilgiler yüklenirken durmadan değişen sınav güncellemelerini özümsemesi beklenen çocuklar ise gittikçe daha mutsuz daha umutsuz…

En iyi liselere girerek, bir üniversiteye kapağı atmak, gerçekten bu kadar önemli mi? Dünyanın gelişmiş ülkelerine baktığımızda gençlerin az bir kısmının üniversiteye gittiği genelinin ise lise sonrası çalışma hayatına atıldığını görüyoruz. Hayatlarını mutlu ve kendine yeter bir şeklide idame ettirebilen bu gençlerin üniversite mezunu olmak gibi bir dertleri de yok…Tabii ki belli hedefleri olanlar eğitim hayatlarına devam edip hayallerini gerçekleştirmek yolunda ilerliyorlar. Ama asıl önemlisi bu potaya giremeyen gençlerinde hayatları onları tatmin edecek düzeyde. Toplumun etiket baskısının olmaması da bu kolaylaştıran bir etken elbette.

Merceği kendimize çevirdiğimizde ise bambaşka bir tabloyla karşılaşıyoruz. Gençlerimizin tümü ne yapıp edip bir üniversite diploması elde etmeye çalışıyorlar. Haklılar mı? Belki… İş bulmak o kadar zor ki , üniversite mezunları bulamıyor, lise mezunlarının ne şansı olabilir diye bir düşünüyor herkes. Oysa İŞKUR kayıtlarına bakıldığında asıl zor iş bulanların özellikle taşra üniversitelerinden ve günlük hayatta geçerliliği olmayan bölümlerden mezun oldukları görülüyor. En kolay iş bulanlarsa ara eleman yetiştiren meslek liselerinden mezun olan gençler. Maalesef ülkemizde meslek liselerine bakış açımız o kadar yanlış ki bu okullara sadece ders başarısı düşük öğrencilerin gidebileceğini düşünüyoruz. Eğitim kastının en altına ittiğimiz meslek liseleri topluma yeterince anlatılabilse ve zihnimizdeki ön yargıları silecek güzel, başarılı örnekler sunulabilse belki de yıl ve para kaybından başka hiçbir getirisi olamayacak ölü bölümlerde gençlerimiz heba olamaz. Çünkü iyi yada kötü bir lisans diploması alan kişinin yüksek beklentilerle başladığı iş arama serüveni genellikle hezimetle sonuçlanmakta ve sonunda kendini eksik hissettiren, ne maddi ne manevi doyum sağlamayan bir işe mecbur bırakmaktadır.

Bu yazdıklarım elbette sadece birer seçenek. Asıl belirleyici olacak olan çocuğumuzun yetenek, istek ve hedefleri olmalı. Asla bizim beklentilerimiz, hayallerimiz değil. Onun bir ömür boyu yaşayacağı hayatı ve standartları güzelleştirmek her ebeveynin görevi elbette. Tek söylemeye çalıştığım bunu yaparken ayakları yere basan, ülke gerçeklerine uygun ve onu mutlu edecek bir yol haritası çizmenin gerektiği.

Emel Kandur Emiroğlu
Eğitimci, Profesyonel Koç

Emel Kandur Emiroğlu

Emel Kandur Emiroğlu

Yazarın Diğer Yazıları