Ertelemek Ya Da Ertelememek, İşte Bütün Mesele Bu !!!

,

Bu ay biraz daha “erteleme alışkanlığı” üzerinde duralım diyorum. Önce Amerikalı yazar ve konuşmacı Dick Biggs’e kulak verelim, diyor ki “Dünyadaki en büyük boşluk ‘bilmek’ ve ‘yapmak’ arasında kalan boşluktur.” Ve ekliyor, “Çok fazla insanla çalışma fırsatım oluyor ve bu insanları rahatlıkla ne yapacaklarını bilenler ve bildiklerini yapanlar olarak iki şekilde gruplandırabilirim.” Bu cümleleri okuduğumda ne kadar doğru olduğuna şaşmadan edemedim. Gerçekten de ertelemek yaşamımızda o kadar büyük bir alan kaplıyor ki birçok insan sadece bu nedenle, istediği halde ilerleme kaydedemiyor.

Şimdi kendinize sorsanız, “Hayatım boyunca bir kere bile ertelediğim bir şey oldu mu?” diye; her bir okuyucumuzun evet yanıtı vereceğinden eminimJ Peki bu ay, bu hafta ya da bugün bir şeyler erteleyeniniz var mı? Sabahları sizi uyandıran çalar saatiniz 5’er dakikalık erteleme modunda mı? Evet mi?

Konu ertelemek olduğunda o kadar çok dikkate alınacak insan var ki, bunlardan biri de “Hayata Dair Küçük El Kitabı”nın yazarı Jackson Brown, o da “Yapmalıydım ve yaptım arasında çok büyük fark vardır” diyor. Başarı en basit haliyle iyi fikirlerin hayata geçirilmiş olmasıdır diyebiliriz. Hani hoş bir anektod var; duş alan her insanın aklına harika fikirler gelir, önemli olan o esnada bu fikirlere sahip olmak değildir, duştan çıkıp kurulandıktan sonra bu fikirlerle ne yaptığımızdır fark yaratan. Ben kurulanırken fikir de kuruyorsa eğer ???

Birisi ile konuşurken, şunu yapmak istiyordum ya da bunu yapmak isterim dediğinde “Bunu hemen yapmanı ne engelliyor?” diye sorarım. “Hımm, evet bir gün yapacağım…” Peki ne zaman? Belki yazar John Maxwell’in sık sık bahsettiği Afrika parabolünü duymuşsunuzdur; Afrika’da her sabah gazel o gün en hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilerek uyanır yoksa ölecektir ve Afrika’da her sabah aslan o gün en yavaş gazelden daha hızlı koşması gerektiğini bilerek uyanır yoksa açlıktan ölecektir. Bir aslan mı yoksa gazel mi olduğun hiç önemli değildir Afrika’da, güneş doğduğunda koşmaya başlamış olmalısın! Bunu kendi yaşamlarımıza yansıtırsak eğer, hepimiz için doğru ve geçerli olduğunu görürüz. Bir an önce koşmaya başlamalıyız, yeterince erteledik! Yoksa ölecek hayallerimiz var…

Biraz erteleme bahanelerine bakalım, en çok duyulanı “Henüz zamanı değil” cümlesidir. Evet, gerçekten de zamanlama son derece önemli. Peki, alınan bir kararın zamanlama ile mi ilgili yoksa sadece alışkanlık haline gelmiş bir erteleme mi olduğunu nasıl anlayacağız? Bu noktada farklı hususlar dikkate alınmalıdır.

Bunlardan ilki, yaptığımız işler, projeler için ya da kendimize söz verdiğimiz son teslim tarihleridir. Eğer sürekli son teslim tarihlerini kaçırıyorsanız, bu bir zamanlama sorunu değildir, kötü bir erteleme alışkanlığıdır. Diğer bir husus, eğer “en erken ne zaman tamamlayabilirim” yerine sürekli olarak “bunu en geç ne zamana kadar tamamlamalıyım” diye soruyorsanız, tebrikler! siz başarılı bir erteleyicisiniz.

Diğer taraftan yapılacaklar listenize zaman zaman bir göz atın. Eğer sürekli olarak “3 hafta önce yapılmış olmalıydı” gibi maddelerle karşılaşıyorsanız, erteleme konusunda üzerinize yok demektir… Böyle listelerde sürekli bir sonraki güne, haftaya, aya ertelenen maddeler vardır. Geçen hafta yapmış olmalıydım, dün yapmalıydım, yarına mutlaka bitmiş olmalı !!!

Ve eğer listenizdeki bazı maddeler yapıldığı için değil de, zaman aşımına uğrayıp artık yapılmasına gerek kalmadığı için liste dışı kalıyorsa, bu gibi şeylerin hiçbiri artık bir zamanlama sorunu değildir. Siz bir “erteleyen”sinizdir.

Başarı hiçbir zaman tesadüf değil. Ve başarılı insanların önemli özelliklerinden biri, bir fırsat ile karşılaştıklarında hemen harekete geçmeleridir. Yarın ya da ertesi gün değil! Belki bir gün benim de zamanım gelir demezler, yaptıkları şey her koşul altında kendi zamanlarını yaratmaktır. “Zaman hırsızı” olarak tanımlanabilecek ‘erteleme alışkanlığı’ onlar için anlamsız iki kelimedir sadece. Ve zaman onlar için ertelenmeyecek kadar kıymetlidir…

Ebru Oğuş
Profesyonel Koç – Eğitmen

Capital Brave Dergisi, Ekim 2015 sayısı