Fallara inanmak ya da inanmamak!

,

Türk kahvesini içtikten sonra hemen ters çevirip bir fal baktırmak istemeyen var mıdır? İnsanoğlu var olduğundan beri kendisi hakkında diğer insanların düşüncelerinin ne  olduğunu veya geleceğinde neler olacağını hep merak etmiştir. Ayrıca özellikle kahve falı bizim kültürümüzün bir parçası haline gelmiştir. Kahveyi içmek ve sonrasında kendine  çevirerek niyet tutmak hepimiz için bir ritüel haline gelmiştir.  Peki, bu fallarda çıkanlara inanmak doğru mu? Hemen sizin ama falcı olacakları bildi dediğinizi duyar gibiyim…

Aslında fal baktırdığınızda her seferinde mutlaka doğru bir şeylerin söylenmesinin nedeni, Forer-Barnum etkisidir. Kadın ve erkeklerin fal, astroloji, tarot gibi geleceği öğrenmeye yönelik şeylere ilgi duyması veya biyoritm gibi asılsız bilimlere ilgi duymaları Forer-Barnum etkisi ile açıklanmaktadır. Forer-Barnum etkisi kişilerin özellikle  kendileri için hazırlanmış gibi görünen ama aslında büyük çoğunluktaki insanlara uyacak kadar genel ve belirsiz kişilik betimlemelerine yüksek puan verme eğilimlerini anlatan  bir gözlemdir.

1948 yılında Amerikan Profesör Bertram Forer psikoloji dersine girdiği öğrencilerine kişilik testi uyguladı ve sonuçları öğrencilerin kendisine dağıttı. Öğrenciler zarfı açtığında aşağıdaki metin ile karşılaştılar.

“Başkalarının sizi beğenmesine, size hayran olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz, ama aynı zamanda kendinize karşı eleştirel olmaya da eğilimlisiniz. Kişiliğinizin bazı zayıf yönleri var ama genelde bunları telafi etmeyi başarıyorsunuz. Kendi yararınıza çevirebileceğiniz halde kullanmadığınız önemli bir kapasiteye sahipsiniz. Dışarıdan disiplinli ve öz güvenli gözükürken, içten içe kaygılı ve güvensizsiniz. Bazen doğru kararı verip vermediğiniz ya da doğru şeyi yapıp yapmadığınız konusunda kafanızda ciddi şüpheler uyanıyor.Belli bir miktarda değişiklik ve farklılığı tercih ediyorsunuz; kısıtlamaların, sınırlandırmaların içinde kalmak sizi mutsuz ediyor. Bağımsız bir düşünür olmakla gurur duyuyorsunuz ve başkalarının iddialarını tatmin edici kanıt olmadan kabul etmiyorsunuz ama kendinizi başkalarına açarken çok açık, çok içten olmayı akıllıca bulmuyorsunuz. Bazı zamanlar dışa dönük, sokulgan ve sosyalsiniz; bazı zamanlarsa içe dönük, sakıngan bir kapalı kutu oluyorsunuz. Bazı çok gerçek dışı arzularınız var.”

Forer daha sonra öğrencilerinden bu yorumların şahıslarına ne kadar uyduğuna dair 5 üzerinden puanlandırma yapmalarını istedi. O gün Forer’in öğrencileri tarafından yapılan puanlandırmanın ortalaması 4,26 çıktı. Forer o gün aslında tüm öğrencilerine bir astroloji sayfasından alınmış sıradan bir metin vermişti. Forer’in yaptığı bu test ile özellikle harika, güzel olan tatmin edici ve övgü dolu ifadeler içeren herkese uyabilecek nitelikteki tüm sözlerin kişiler tarafından kolaylıkla içselleştirilebileceğini göstermiştir. Bu psikolojik ekinin ortaya çıkmasının en önemli nedeni aslında insanların kendileri hakkında ve geleceğe ait bir şeyler öğrenmeye olan merakıdır. Kendileri hakkında ve ilgilendikleri kişiler hakkında öğrenmeye olan bu sonsuz merakı nedeniyle insanlar herkese uyabilecek sözleri, kendilerine özgüymüş gibi algılarlar. Temelinde öznel geçerliliği de bulunduran bu etkide bir ortamda söz konusu sizseniz, siz konuşuluyorsanız veya konuşulduğunuzu düşünüyorsanız önerilere karşı zayıf olma durumunuz vardır. Sizin ifade edildiğinizi düşündüğünüz belirsiz cümlelerde zihniniz size ait şeyler arar. Bazı sözlerin sizi işaret ettiğini düşünüyorsanız beyniniz belirsizlik içerisindeki bu işareti sizinle kişiselleştirir ve belirsizliği kısmen ya da tamamen ortadan kaldırır.

 

Prof. Dr. B. Handan Özdemir