Farkında Olun Fark Yaratın

,

bk-y1

Hayattan ne isteriz diye sorguladığımızda, asgari geçimi sağlamış, güvenlik sorunu olmayanlardan gelen genel yanıtlar; sevgi, barış, mutluluk, hayatın anlamını bulmak, huzur ve benzeri yanıtlardır değil mi? Bunları neden istiyoruz, gerçekten biz mi istiyoruz…

Kendimizi gerçekten tanıyor muyuz, tanımalı mıyız? Tüm varlığımızla duygu zihin beden olarak farkında mıyız? Öncelikle kendimizle mi yoksa dış çevremizle mi daha çok ilgileniyoruz?

Kendini tanımak demek bir şekilde çevreyi de tanımak demektir. Bunu gerçekten istiyorsak tüm varlığımızla tüm duyularımızla algılamaya, farkında olmaya çalışmalıyız.

Her zaman, duymak dinlemek değildir, görmek bakmak demek değildir, çok bilinen klasik bir söylemle! Peki, gerçekten bunlar ne demek? Söylendiği gibi gönül gözü ve kulağı var mı? Neyle ve nasıl dinleyip göreceğiz kendimizi?

Kendini tanıyan insan mutluluğa doğru yol alır, bir bütünün inanılmaz bir parçası olduğunu, bir mucize olduğunu anlar. Küçük bir çocuğun gelişimini düşünün ve dikkatle izleyin. Onun yürümesi adım atması ile yetişkin insanın arasında ne fark var? Biri bilerek, isteyerek, yavaş yavaş yürürken, çok anlamlı bir görevi yerine getirir gibi ve tüm dikkati hareketinin en küçük ayrıntısında olarak adımlarını atarken, yetişkin ise yılların verdiği alışkanlıkla son derece sıradan bir eylemi yerine getirmektedir.  Zamanla kendiliğinden gelişen yürüme eylemimizin yerine, bunun farkında olarak yürümeye çalışırsak ve aynı şekilde yaptığımız her hareketimizi, duygumuzu, düşüncemizi dikkatle izlersek kendimizin, dünyamızın farkında olur ve bir anlam bir güzellik katabiliriz. Bunların her birinin bize sunulmuş bir mucize olduğunu anlayabiliriz belki…

Tıpkı nefes almanın farkındalığı gibi! Bir süre nefesinizi tutmayı denesenize…

Bunun gibi hayatta da bilerek, isteyerek farkında olarak seçimler yapmak/yapabilmek ne kadar önemlidir.

Bu konuya Julia Roberts’ın şu meşhur ‘’Kaçak Gelin’’ filmindeki yumurta deneme sahnesi çok iyi bir örnektir. Filmdeki rolünde Roberts, kendi tadını bilmeden her bir sevgilisi nasıl tercih ediyorsa, o da yumurtayı o şekilde yediğini fark edince, bir gün tüm yumurta pişirme çeşitlerini hazırlayıp tek tek deneyerek kendi tercihini bulmaya çalışıyordu.

Ben ne seviyorum gerçekten ben mi seviyorum yoksa dayatmalar sonucu mu? Bunu öğrendikten sonra artık sürekli varoluş sorgulanmaya başlar. Ben neden buradayım amacım ne? Ne yapıyorum, ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım, neden yapmalıyım? Bu yolculuk kişinin içinde bir kez başladı mı artık geri dönülemez, böylece herkes kendi doğrusu ve mükemmeline doğru yol alır.

Bu bir tercih meselesidir. Ne işime yarar demediğimiz sürece! Şimdi, şu anda ve burada olmamızın bir kanıtıdır.

Bir kez farkında olunca, doğru gözlemler ile kendini tanıyınca, en yakın çemberinden itibaren diğerlerini de tanımaya başlarsın. Hayatı fark edersin ve varsa sana göre düzeltilmesi gereken yanları ile tek bir amaca doğru kendi yolunda yürümeye başlarsın. Tıpkı bebek adımlarını saymak gibi…

İnsanları yaşayan diğer canlılardan ayıran özelliklerden en önemlisi farkında olmaktır. Bu bizi sürü psikolojisinde yaşamaktan uzaklaştırır, soran sorgulayan bireyler olmaya yöneltir. Tıpkı küçük çocuklardaki gibi, inançlar doğruları/yanlışları genel geçer kuralları ile beyinlerine kazınmadan çok önce, her şeyi sorguladıkları zamanlarda olduğu gibi…

İşte gerçekten istersek en başta yanıtı aranan sorunun sonucuna da bu şekilde ulaşabiliriz.

Farkındalıkların arttığı bir dünyada yaşamak dileğiyle…

Belma Kafadar Karaçam
Profesyonel Yaşam ve Öğrenci Koçu