Babil kulesi

,

Tevrat’ın meşhur hikayelerinden biridir Babil Kulesi’ninki. Cennetten kovulan insanoğlu zamanla çoğalır. Toprağı işlemeyi, kendisine barınak yapmayı, etrafla başa çıkmayı öğrenir. Zaman içinde becerisi artan insanlar göğe ulaşan bir kule yapmaya karar verirler. Güçlerini birleştirip, kafa kafaya verip çalışırlar. O zamanki kule ne kadar yükseldi bilemeyiz ama büyüklüğü Tanrının dikkatini çeker. Tanrı insanların bir arada meydana getirdiği bu eserden ve ondan duydukları gururdan hoşlanmaz. Kulenin daha da yükselmesini engellemenin bir yolunu buluverir ilahi aklı ile. Kuleyi yapan insanoğulları sabah uyandıklarında ne yapacaklarını şaşırırlar. Çünkü Tanrı o güne kadar aynı dili konuşan insanların her birine ayrı bir dil vermiştir. Birbirlerini anlayamayan dertlerini kimselere anlatamayan insancıklar artık iş birliği yapamaz, güçlerini birleştiremez. Kulenin inşası oracıkta durur. Artık aynı dili konuşamayan insanlar dünyanın dört bir yanına dağılıp kendi milletlerini oluştururken kule de zamanla yıkılıp gider. Artık insanların Tanrıya yetişme ihtimali kalmamıştır.

Dünya üzerinde kaç dilin konuşulduğunu bilmek, saptamak zor. Milyarlarca insanın kullandığı diller olduğu gibi bir avuç yerli tarafından konuşulan hatta son konuşanı öldüğü için artık konuşulmayan diller de var. Daha gelişmiş topluluklarda aynı dili kullanan insan sayısı büyük miktarlara ulaşırken uygarlık olarak görece daha geri diyebileceğimiz Yeni Gine, Borneo cangılları gibi yerlerde birkaç kilometrede bir konuşulan dilin değiştiği küçük komşu kabilelerin birbirlerini anlamadığı görülmüş.

Yuhanna incili “önce söz vardı” diye başlar. Evrenin yaradılışı sözle mi başladı bilinmez ama dil kullanımı insanı insan yapmıştır demek çok abartılı olmaz. Karşıdakine kendimizi anlatmayı, bilgilerimizi, duygularımızı paylaşmayı dille yaparız. İnsanın bu kadar büyük topluluklar kurup yaşayabilmesi ve dünyayı bu denli değiştirebilmesi dil sayesinde olmuştur.

Dile sahip çıkmak, zenginleştirmek önemli. Dil sadece düşüncelerimizin değil hayal gücümüzün de sınırlarını belirler. Anadilimiz sadece etrafımızla haberleşmemize yaramaz aynı zamanda fikri altyapımızın yerleşeceği temeli oluşturur. Kullandığımız, öğrendiğimiz her kelime sınırlarımızı genişletip bize yeni düşünce ufukları açar. Kelimelere göstereceğimiz sevgi insan kardeşlerimizle bağlarımızı güçlendirir.

Şimdilerde internete girince basit çeviriler yaptırmak mümkün. Çok yakında belki evrensel çeviri aygıtları yapılacak. Her insan birbirini anlayabildiğinde insanlık yeniden büyük bir aile olmaya yaklaşacak ve yeni Babil kulelerinin önü de açılmış olacak. Dilimizi ve düşüncelerimizi geliştirdiğimiz oranda o kulede bizim de yerimiz olacak.

Fırat Yağmurlu

Fırat Yağmurlu

Fırat Yağmurlu

Yazarın Diğer Yazıları