Geçmiş geçti, elinde şimdi, seç bakalım…

,

Sizlere de olur mu bilmem? Hani bazen yaşadığın bir şeyler seni alıp taa uzaklara, geçmişe götürüverir. Ve sonra izlemek için durdurduğun filmin karesi gibi donup kalır zihninin ekranında geçmişteki o an! Bu puslu yaşam sahnesi, ince detayları kaybolmuş hissini uyandıran tül perdeler ardından izleniyor gibidir.

Geçmişteki sürecinde, bazen bilinçli bazen de elinde olmadan katıldığın olayları hayal meyal hatırlarsın. Bunların bir kısmı da izleyip hüzünlendiğin ve değiştiremeyeceklerine hayıflandığın anlardır!

“Keşke” söylemlerine başlarsın bugünün gözleriyle geçmişi yargılayarak 🙁

“-Nerede hata yaptım, niye farklı karar almadım?” Sorularına bir başladın mı sonu gelmez! Çünkü o gün yaptığın/yapmadığın şeyin hata olduğunu görseydin, zaten yapmayacaktın ya da elinden başkası gelemediyse de yaptıklarını kabul etmiş olacaktın! Onun da hayıflanması zaten hiç taşınmayacaktı bugünlere.

Bir kez “pişmanlıklar” lar çukuruna düştün mü hiçbir ‘’keşke’’ ipi kurtaramaz seni oradan! Tek yapabileceğin “çünkü” leri köprü yapıp geçmektir o çukurun üstünden, o da becerebilirsen tabi!

Ne yapmalı peki? Geçmişi şimdi yapma imkanın olmadığına göre, yapılacak tek şey elindekiyle yetinmeye çalışmaktır! Tutunabileceğin odur! Hem de öyle bir tutunma ki yıllar sonra baktığında, o zaman elimden gelenin en iyisini/doğrusunu yaptım diyebilmek ve hiçbir “keşke” yaşamamak! Pişmanlık zor sanat!

Yitenin bitenin gidenin ardından takılmaksa en zoru sanırım! Bunları düşündüğüm sırada okuduğum bir kitapta şunları gördüm;

“Deepak Chopra diyor ki; Şu an olan her şey geçmişteki seçimlerimizin birer sonucudur. Onun için seçimlerimizi her an bilinçli ve farkında olarak yapmamız gerekir. Sınırsız seçimler denizinde o an sizi ve çevrenizi mutlu edecek mevcut olan sadece tek bir seçim vardır. Ve siz onu seçtiğinizde doğru eylem kendiliğinden oluşur.

Seçim yaparken dikkatinizi kalbinize yöneltin ve kalbinize ne yapmanız gerektiğini sorun. Doğru cevabı sadece kalp bilir. Bazen hiç mantıklı görünmese de kalbin seçimleri her zaman mantıklı bir düşüncenin asla ulaşamayacağı kadar doğru ve kesindir.’’

Ne güzel değil mi inanılmaz bir hazine saklıyoruz bedenimizin tam orta yerinde, yani yaklaşık orta yeri 🙂

Ben de; seçmek biraz da diğerinden vazgeçmek olduğundan, her seçim bir vazgeçiştir aynı zamanda diye düşünürdüm. Ve kararsızlığın sıkıntısını, seçim yapma zorluğunu buna yorardım. Yıllar sonra gelen pişmanlık da bunların uzantısıdır belki derdim. Çünkü aslında biraz da, vazgeçtiğin seçenekte neler yaşanacaktı sorusunun yanıtını bilememenin kışkırtıcı merakı vardır. Seçtin yaşadın bitti oysaki! Elinde bunlar kaldı, saygıyla sevgiyle kabullen! Hayat bilgisayar oyunu değil ki tekrar başa dönüp bir de diğer yoldan gidesin…

O zaman neymiş, herhangi bir seçim yaparken, karar verirken önce farkındalıkla dikkati kalbimize yöneltip doğru yanıtı ararken bizim için en değerli olanın seçimine güvenmeliymişiz! Tabi ne dediğini iyi anlamak için de onu gerçekten çok iyi dinlemeyi de öğrenmek gerek!

Tam da bu arada kötü bir örnek geldi aklıma ”Sophie’nin Seçimi” filmi! Burnumun direği sızlayarak yüreğim sıkışarak hatırladığım annenin seçim sahnesi! Yüreğine sormayı bırak, yerinden çıkarıp atmak istediğin bir durum 🙁 neyse film deyip geçelim daha fazla hüzünlenmeden.

Geçmişin hiçbir anını değiştirmek istememeniz, hiçbir pişmanlığınızın olmaması, sizi tam da siz yapanın geçmişte yaptığınız doğru ya da yanlış seçimler olduğunun farkındalığıyla yaşamanız ve sizi kararsız bırakacak, sıkıntıya sokacak, zor seçimler karşısında kalmamanız, dileğiyle…

Sevgiyle kalın.

 

Belma KARAÇAM

Profesyonel Koç