Gerçekten Çok Mu Geç?

,

“Tolstoy’ un Bisikleti” kavramını daha önce hiç duymuş muydunuz bilmiyorum ama hiçbir şey için geç olmadığını vurgulamaya çalışan bu deyim, adını da yine olayın kahramanı Tolstoy’ dan almıştır. Tolstoy, kendisine Moskova Bisiklet Sevenler Derneği tarafından bisiklet hediye edildiğinde tam 67 yaşındaydı ve o zamana kadar hayatında hiç bisiklete binmemişti. Buna rağmen kısa süre sonra, bisiklet sürme işi kendisi için tam bir tutku haline dönüştü ve o saatten sonra sabahları kalktığında yaptığı ilk şey, pedallara büyük bir arzu ile basmak oldu.

Benden geçti, artık çok zor, unumu eleyip eleğimi astım, bu saatten sonra yapamam, geç kaldık, eskiden olsa… gibi kelimelerle başlayan giriş cümlelerinin maalesef çok sık duyarız. Peki gerçekten öyle mi? Gerçekten bazı şeyleri yapmak için çok mu geç kaldık? İsterseniz size birkaç çarpıcı örnek ile böyle olmadığını anlatmaya çalışayım:

· Sanatla uğraşmaya başlamak için 30’ lu yaşların geç olduğunu düşünüyorsanız, 40 yaşında modada adını duyurmadan önce bir gazeteci olan Vera Wang’ ın, bugün dünyanın en önde gelen kadın tasarımcılarından biri olduğunu size hatırlatmak isterim.

· Ya da 40’ lı yaşlarınıza geldiğiniz için girişimci olma fırsatını artık kaçırdığınızı mı düşünüyorsunuz? O halde Ray Kroc’ un, Dev fast-food zinciri McDonald’s’ı 52 yaşından sonra kurduğunu veya Colonel Sanders’in, 1952’de KFC’yi kurduğunda yaşının 62 olduğunu belirtmem lazım sanırım.

· Peki 70’ lerinize ulaştığınızda artık bazı eşsiz başarılara imza atmak, sizin için imkansıza yakın bir hayal mi olacak? O halde Spider Man, Daredevil, Captain America, The X-Man, The Fantastic Four, Iron Man, Thor gibi efsanevi kahramanları hayatımıza sokan Stan Lee’ nin, Hollywood Bulvarı’na adını yazdırdığında yaşının 86 olduğu gerçeğini görmezden gelmiş olmaz mıyız?

· Belki de 80’ lerinize, hatta 90’ larınıza geldiğinizde, çalışmak veya bir şeyler üretmek için artık çok yaşlı olacağınızı düşünüyorsunuzdur? Eğer 45 yaşında, kovboy giyim markası Rockmount Ranch Wear’ı kuran Jack Weil’ de böyle düşünseydi, 2008 yılında, 107 yaşında vefat edene kadar markanın CEO’su olarak göreve devam edebilir miydi sizce?

Tüm bu örnekler bize açıkça gösteriyor ki; Yeni bir şeyler denemek veya yaptığımız şeyi ilk günkü aşkla sürdürebilmek için ne bir yaş sınırına, ne de statü veya güce ihtiyaç vardır. Aynayı kendinize çevirdiğinizde ve dürüstçe özeleştiri yaptığınızda, sizi tüm bunları yapmaktan alıkoyan şeyin, hiçbir dış etmen olmadığını fark edeceğinize eminim. Hayatımızı nasıl yaşadığımız, sadece kendi tercihimizin bir sonucudur. Kabul etsek de, etmesek de… Bizi atılım yapmaktan, tutkuyla ilerlemekten veya son ana kadar mücadele etmekten alıkoyacak şey, sadece enerji ve cesaret eksikliğidir. Her gün, birçok alanda yepyeni şeyler deneyebilir veya başarma arzusuyla, mücadeleye ilk günkü heyecan ve enerjiyle devam edebilirsiniz. Bunu başarmak için önünüzde hiçbir engel yok. Yeter ki kendinizi üretken kılmak için coşkunuz ve enerjiniz, fark yaratabilmek için inancınız ve tüm bunları hayata geçirebilmek için sağlığınız olsun.

Her sabah, önümüzde kaç günümüzün olduğunu bilmediğimiz bir belirsizlik dünyasına uyanıyoruz. Yıllardır beklediğiniz ve tekrarı olmayacak bir tatilin son gününde olduğunuzu hayal edin. Eve dönüş öncesi, son sabaha uyandığınızda, elinizdeki “yapılacaklar listesinden” ne kadar çok şey kaldığını fark ettiğiniz an duyacağınız pişmanlığı düşünün. Sonra birden bir gününüz veya bir haftanız daha olsa, o listeden eksiltmek isteyeceğiniz güzellikleri ve buna hala vaktiniz olduğu duygusunun sizde yaratacağı huzur ve mutluluğu hissedin. Neden bu sabah, o sabah olmasın?

Hiçbir şeyi denemek için geç kalmış sayılmazsınız, hiçbir şeyi üretmek için yaşlı değilsiniz. Unutmayın ki insan, gördüğü takvim yapraklarının sayısı arttığında değil, yaşlı olmaya karar verdiğinde yaşlanır.

 

N. Ahmet Genç