Susma Hakkı

,

Zamanın birinde, huzur ve mutluluğun yaşam olduğu, sevginin paylaşılarak arttığı, azla doyulan, çok olsun diye savaşılmayan, bir yaşanan, birinin derdinin herkesin derdi olduğu, her şeyin paylaşıldığı bir diyar varmış. Bu diyarda kimler mi yaşarmış? Hayal kurucular. Konuşarak ve düşünerek yaşar ve huzur içinde geçinir giderlermiş. Bir ritm halinde rengarenk olurlarmış konuşmaya başlayınca renklerin seslerini duyarlarmış ve sesleri renklendirirlermiş. Bu diyarda insanlar konuşmaya bir başladı mı? Gökyüzü rengarenk olurmuş. Kızsalar da üzülseler de içinde sevgi olan sözler söylerlermiş.

Günlerden bir gün bu diyara bir ziyaretçi gelmiş ve diğer tüm ziyaretçiler gibi sevgiyle kabul edilmiş. Bu ziyaretçi için bu diyardaki en garip davranış kendileri dışında olanlar için hayal kurucuların gösterdikleri çabaymış. Birinin sorunu o kişiye aittir, eylemleri sözleri o planlamalı diye düşünüyormuş. Kimsenin kimse için bir şey yapmasına gerek yokmuş. “Biz olmak” “birlik olmak” çok saçmaymış ona göre. Onun geldiği yerde öyleymiş çünkü.

Bu ziyaretçi zaman içinde bu diyardakilere başkaları için yorulmanın gereksizliğini, onlar için harcayacakları enerjiyi ve zamanı kendilerine harcamanın daha mantıklı olduğunu anlatmış. Kendine ayıracağın zaman ve eylemleri başkaları için harcamanın gereksizliğini her seferinde her eylemde vurgulamış. Onlara bir hakları olduğundan bahsetmeye başlamış. Bu hakkın adı “Susma Hakkı” ymış. Kendileri dışındaki hiçbir şey için hareket etmemeleri ve sessizliklerinin adıymış bu. Önceleri itiraz edip az kişi tarafından kullanılsa da gel zaman git zaman bu diyardaki herkes bu hakkını çok fazla kullanır olmuş. Sustukça çok kazandıklarını düşünmeye başlamışlar. Eskiden başkasının meyvesine de konsa zararlı böcekler hemen herkes birlik olur böcekleri kovarlarmış. Birine zarar verilse hep birlikte zararı onarırlarmış. Artık sadece kendileri varmış. Ama diyarda “Susma Hakkı” nı o kadar çok kullanmışlar ki konuşmayı unutmuşlar. Birbirlerinden uzaklaşmışlar. Paylaşamaz olmuşlar pek çok şeyi. Evet belki çok şeye çok şeylere sahip olmuşlar. Ama seslerini, neşelerini, sevgilerini en önemlisi de hayal kurma yeteneklerini kaybetmişler. Artık diyar da rengarenk değilmiş. Solmuş tek tek renkler ve hayal kurulmaz bir diyara dönüşmüş. Kararmış içindekilerle birlikte. Bu diyara gelen ziyaretçinin adı neymiş biliyor musunuz?

Korku. Evet korku. Çünkü;

Korku korur gibi görünür seni oysa ki korur hayal kovucunun dengesini.

Korku kurdurmaz hayalleri.

Korku susturur önce dilini sonra zihnini, korku ele geçirir önce bedenini sonra ruhunu, korku durdurur, ne ileriye götürür ne de geriye seni.

Korku bir rüyadır; korkanın hiç uyanmak istemediği ve uyandığında her şeyin daha kötüye gideceğine inandırıldığı.

Bu Ay 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutlayacağız. “Susma Hak” kını kullanmayı reddeden bir grup hayal kurucu kadının “korkusuzca” gerçekleştirdiği bir eylem kutlamamıza sebep bu özel günü. İçinde evrenin yaratılışıyla eşzamanlı var olan özel gücü geçici kazançlara değişmeyen, içindeki gücünü keşfetme yolculuğunda her gün emek harcayan, sesinin rengini tüm evrene yansıtan, hayal kuran ve hayal kurduran tüm kadınların günü kutlu olsun.

Handan Boztepe

Handan Boztepe

Handan Boztepe

Yazarın Diğer Yazıları