Terapi Olarak Shakespeare

,

Shakespeare Okuyun, Alzheımer Hastalığından Korunun

Shakespeare son yıllarda bilişsel ve ruhsal terapide yardımcı bir araç olarak kullanılmaya başlanmıştır. Shakespeare’in tedavide kullanımı hem oyunlarının okunması şeklinde hem de oyunlarının psikodrama şeklinde sahneye konması ile gerçekleştirilmektedir. Her ikisinde de yola çıkış noktası beynin Shakespeare oyunları ve soneleri ile uyarılması gerçeğidir.

Bu durum akıllara bazı soruları getirmektedir…

Neden Shakespeare?

Neden beyin Shakespeare’e tepki gösteriyor?

Shakespeare okumak beynimizi Alzheimer’dan korur mu?

İnsan aklı, kaba ve şiddetli uyarıcılar olmadan da uyarılabilme yeteneğine sahiptir. Bundan yola çıkan araştırmacılar karmaşık nesirlerin ve şiirlerin beyne ‘roket atışı’ şeklinde uyarı yapabileceğini öne sürmüşlerdir. Bu teoriyi desteklemek için yapılan araştırmalar göstermiş ki, edebi eserler arasında beyni uyaran en etkili eserlerin başında Shakespeare’in oyunları ve soneleri gelmektedir. Shakespeare’i okumak insan beyninde pozitif çarpıcı bir etkiye sahiptir. Modern kitaplar ile karşılaştırıldığında Shakespeare’in Kral Lear oyununu okumak beyne adeta roket atışı yapar.

Yapılan araştırmalar Shakespeare’in eserlerinde kullandığı yazı tekniğinin, oyunlarına daha fazla drama eklemesini sağladığı gibi, beyin aktivitesini de pozitif şekilde arttırdığını göstermiştir. Shakespeare, eserlerinde “işlevsel kayma” olarak bilinen dilbilimsel bir yazım tekniği kullanmıştır. Dilbilimde, işlevsel kayma, var olan bir sözcük yeni bir sözdizimsel işlev üstlendiğinde ortaya çıkar. Örneğin, Shakespeare eserlerinde hemen her zaman fiil yerine isim veya sıfat kullanmıştır. Beyin, Coriolanus’un trajedisinden “beni tanrılıyor” (he godded me) gibi bir cümle okumaya aynen bir yazboz bulmacaya verdiği tepkiyi gösterir. Yazbozda hangi parçaları bir araya getireceğini hemen görürsen, oyundan sıkılırsın, ama eğer parçaların uyumlu olduğunu bildiğin halde birbirine uydurmakta zorlanıyorsan beyin aktivitesi artar.

Daha basit bir dilbilgisi ile yazılan oyunlara ve şiirlere kıyasla bu teknikle yazılan metinler beyni karıştırmak yerine, beyin fonksiyonlarının daha fazla uyarılmasına yol açar. Bu teknik sayesinde beyin, bir kelimenin bir cümle içindeki anlamı çözmeden önce o kelimenin ne anlama geldiğini anlamaya çalışır. Bu süreç beyin aktivitesinde ani bir zirveye neden olur ve Shakespeare’in ne söylemeye çalıştığını tam olarak anlamak için beyni geriye doğru çalışmaya zorlar.

Görünüşte normal gibi görünen cümlelerin içine garip sözler yerleştirerek Shakespeare beyni şaşırtıyor ve beyinde ani bir aktivite patlaması üreterek kişilerde etkin bir drama duygusu yaratıyor. Uzmanlar, Shakespeare’in okurları üzerindeki kuvvetli dramatik etkisinin önemli nedenlerinden birinin bu artmış beyin aktivitesine bağlı olabileceğine inanıyor.

Beyni uyaran etkiler biraz sihir gibidir. Hilenin ne olduğunu biliriz ama nasıl yapıldığını bilmeyiz. Beyin olumsuz anlamda şaşırmak yerine, olumlu yönde uyarılır. Bir kelimenin anlamını anladığımızda, beyin nispeten göreceli olarak olaysız bir devinim yaşar ama aynı kelime tüm cümlenin dilbilgisini değiştiriyorsa, beyin aktivitesi aniden zirve yapar. Daha sonra beyin, bu sıra dışı kelime ile ne yapması gerektiğini anlamak için düşünme sürecini sürdürmek zorunda kalır.

Liverpool Üniversitesinde, Shakespeare okunduğunda beynin hangi alanlarının aktif olduğunu incelemek için yapılan bir çalışmada, Shakespeare oyunlarının hem orijinal eski İngilizce hali hem de aynı oyunların modern İngilizce çevirileri gönüllülere okunmuş ve bu sırada tüm beyin aktiviteleri takip edilmiş. Deney, “zorlu” nesir ve şiirin beyinde, eserlerin basitleştirilmiş İngilizce versiyonlarından çok daha fazla elektriksel aktiviteye ve uyarıya neden olduğunu göstermiş. Araştırmacılar, okuyucuların her bir kelimeye verdikleri reaksiyonu da tek tek analiz etmişler ve beynin alışılmadık kelimeler, şaşırtıcı ifadeler veya zor cümle yapılarıyla karşılaştığında nasıl ‘aydınlandığını’ ve uyarıldığını fark etmişler. Beynin bu tepkisinin, basit İngilizce okunduğunda ilk ortaya çıkan elektrik kıvılcımından daha uzun sürdüğünü ve beyni daha yüksek bir vitese kaydırarak daha fazla okumaya teşvik ettiğini saptamışlar. Araştırmada ayrıca, özellikle beynin sağ yarım küresinde, otobiyografik hafıza ile ilgili bir alanda artmış aktivite bulmuşlar. Bu alan kişinin okuduklarının ışığında kendi deneyimlerini yansıtmasına ve yeniden yorumlamasına yardımcı olan bir bölgedir.

Sonuç olarak, Shakespeare beyni uyarırken, kişide daha fazla okuma isteğini ve daha fazla kendini ifade etmeyi tetikleyerek okuyucunun beyin aktivitesini hep yanan lamba gibi ışıtır. Bundan dolayı akademisyenler klasik kitapların modern kitaplardan ve kişisel gelişim kitaplarından çok daha yararlı olduğunu ve Alzheimer’dan korunmada çok daha iyi olduğunu vurgulamaktadırlar. Hatta Alzheimer hastalarına Shakespeare okumanın da hastalığı yavaşlattığı ve hatırlamayı arttırdığı saptanmıştır. Shakespeare’in Alzheimer hastalarına okunması sırasında hastaların bu oyunlardaki tek bir satırı bile hatırlaması, hastanın beyninde bütün gün uyarıcı etki yaparak günlerini daha iyi geçirmelerini sağladığı gözlenmiştir.

Handan Özdemir