Harita Arazinin Kendisi Değildir

,

NLP hakkında en son yazdığımda, kendi adıma günlük koşuşturma içinde hiç fırsat bulamadığımız ama sağlıklı yaşamın en temel gereksinimlerinden biri olan kırk dakikalık yürüyüşü bir NLP tekniği sayesinde uygulayabiliyorum, demiştim. Son günlerde, kış aylarının getirdiği soğuk algınlıkları, iş temposu, günlük koşuşturmalara yüksek lisans eklenince yürüyüşlere devam edemedim. Maalesef insan alışkanlık haline getirmek istedikleri için yirmi bir gün kuralı işe yararken, kazanılan olumlu davranışların ellerinizin arasından kayıvermesi için bir hafta bile yeterli olabiliyor.

Sözün özü düzenli yürüyüşlere veda edince ayrılan vakti de hızlı akışa kaptırıp gittim. Kahveniz elinizde cam arkası sefalarına geçiş elbette daha kolay…

NLP ile ilgilenenler bilirler; kişi, kendi beynine ve kendi düşüncelerine bir model olarak bakmayı öğrenir. Dolayısıyla etrafındaki kişilerin de düşünce sistemlerine aynı şekilde bakabilme becerisini geliştirebilir.

Neuro Linguistic Programming – Sinir Dilbilimi Programlaması dediğimizde dilbilim felsefesinin özüne bakmak gerekir. Ana dili kullanma ve bu dile tepki verme şekillerinin analiz edilerek yalınlaştırılmasıyla; insanın düşüncelerini nesillere aktarmasının en üst düzeye çıkarılması amaçlanmaktadır. Yani dili kullanma yeteneği geliştirilebilir.

NLP’ nin önemli varsayımlarından biri olan harita arazinin kendisi değildir varsayımını biraz açalım:

Her bireyin beş duyusunu kullanarak yaşadıkları ve çevresi hakkında dünya görüşü bulunur. Dış dünyayı bir bütün olarak algılayamadığımızdan sosyal ve kültürel deneyimlerimizden bilinç düzeyimizde bize ait düşünceler oluşur.

TDK sözlüğüne göre harita “coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı” olarak tanımlanır.

Zihnimizdeki bu görüşe mecaz kullanarak, bize dış dünyanın nasıl olduğu hakkında fikir veren bir harita diyebiliriz. Hepimizin kendi haritası var. Her bireyin tek ve benzersiz olduğunu da biliyoruz. Her birey kendi kişisel gerçekliğini beş duyusunu kullanarak elde eder. Biz dış dünyayı görerek, duyarak, dokunarak, tadarak ve koku alarak tanıyor ve beynimize sinyaller gönderiyoruz. Hepimiz yaşadığımız dünya gerçekliğinin sadece bir kısmını, akıl süzgecinden geçirebildiğimiz kadarını algılayabiliyoruz. Arazi metaforu ise dış dünya gerçekliğini anlatır. Beş duyumuz ile alırız, aileden aldığımız değerlerimiz ve inançlarımız gibi bazı filtrelerinden geçiririz. Gerçek dış dünyanın taslağını kendimiz için beynimizde oluştururuz.

Her bir anda bu mekanizma tekrarlanır. NLP işte her bireye özel olan bu sübjektif haritaları inceler.

Aslında bu haritanın aslında bütünü tam ve eksiksiz olarak yansıtmadığını da biliriz.

NLP çerçevesinde bir kişinin dünya modelinin kendisine ne kadar yarar ve olanak sağladığına bakılır. İyi, kötü, çirkin, ayıp, abes yoktur. Hiçbir modelin ya da düşünce şeklinin diğerinden daha üstün ya da berbat yanı bulunamaz. İyi kötü ayrımı yapmadan, farklı değerlere ve inançlara saygılıdır, yargılama yoktur.

Ne dersiniz, bütün dünyanın ihtiyaç duyduğu tam da bu, değil mi?

 

Sağlık ve huzurla…

Ekonomist, Profesyonel Koç

Nurkan ZAİM