Hayatımın Dengesi, Kendimin Lideri…

,

Son günlerde ailenize yeterli ve kaliteli zaman ayırdınız mı?

Keyif aldığınız şeyleri yapabiliyor musunuz?

İşlerinizi zamanında yetiştirebiliyor musunuz?

Son zamanlarda hiç tanımadığınız insanların iyiliği için herhangi bir şey yaptınız mı?

Eğer bütün bu sorulara “evet” cevabı veriyorsanız, gerçekten hayatında dengeyi bulmayı başaran az sayıda insandan birisiniz demektir.

Teknoloji hayatımıza girmeden önce, iş ve özel hayat birbirlerine değmeyen iki dünyaydı. Bugün artık birbirinden ayrı iki dünya kalmadı. Hepimiz işle özel hayatın iç içe geçtiği tek bir hayat yaşıyoruz. Kiminin hayatında çok iş var, kimininkinde daha az. Kimisi daha planlı, kimisi değil. Ama son dönemde, en çok şikayet ettiğimiz şeylerden birisi hayatın dengesini sağlayabilmek. Herkesin kendine göre bir planı var, bazılarının planı sade, bazılarınınki karmaşık.

İş ve özel hayat dengesi konusu herkes için önemlidir bununla beraber kadınlar için çok daha can alıcı bir konudur. Toplumsal roller, kadını ev ve çocuklardan sorumlu tutar. Erkekler genel olarak başarılı olmayı, yalnızca iyi bir iş sahibi olmakla tanımlarken; kadınlar için başarı, hem iyi bir aile hayatına hem de iyi bir iş hayatına sahip olmak demektir. Erkekler için bile zor olan iş hayatı-özel hayat karışımının kıvamını tutturmak, kadınlar için çok daha zor bir iştir. İşin içine çocuklar da girince bu zorluğun derecesi katlanarak artar.

Peki hal böyleyken kendi hayatımızın gerçek liderleri nasıl olacağız???

Liderlik kendinin farkına varabilme, kendini tanıyabilme ve kendi gibi olabilme sürecidir. Çünkü insan, başkası gibi olmaya çalışarak bir hayat sürdürdüğünde, ne önceliklerini bilir, ne de değerlerini.

İnsanın kendi hayatına da liderlik yapabilmasi için, kendini tanıması, kendi değerlerini bilmesi ve kararlarını, davranışlarını etkileyen her şeyin farkında olması gerekir.

Kendimize sürekli sorduğumuz sorular vardır;

-Bugün yaptıklarım, gerçekten yapmak istediklerim miydi?

-Planladıklarımı yapabildim mi?

-Mecbur olduğum için yaptığım bir şey oldu mu?

-Yapmak istediğim ama yapamadığım bir şey oldu mu?

Farkındalığı yüksek kişiler, kendilerine ihtiyaç duyduklarında bu ve benzer sorular sorarlar. Yönetim ve strateji profesörü olan Harry Kraemer, bir liderin insanlara fayda sağlayabilmesi ve etkili bir lider olabilmesi için, dört temel ilkeyi benimsemesi gerektiğinin söyler. Kreamer’e göre, isteyen herkes kendisinde zaten var olan bu özellikleri geliştirip, hayatının lideri olma yolunda önemli adımlar atabilir.

Liderliğin birinci ilkesi, farkındalıktır. Bütün liderler, farkındalıkları yüksek insanlardır. Kendi güçlü yanlarını, zayıf yanlarını bilirler. Kendilerine karşı son derece dürüsttürler. Yapmak istedikleri şeyler, varmak istedikleri hedefler, konusunda çok nettirler. Hayatlarını yönlendiren değerlerin farkında oldukları için, zamanlarını ve önceliklerini çok iyi yönetirler. Hem iş hayatlarını hem de aile hayatlarını dengede tutabilme gücüne sahiptirler. Değiştirmek istedikleri tutum ve davranışları varsa, bunları hayata geçirirler. Farkındalığı yüksek her lider, diğer insanların da kendi değerlerini keşfetmelerini sağlar.

Liderliğin ikinci ilkesi, dengedir. Denge bir insanın anlaması ve uygulaması gereken çok önemli bir kavramdır. Çalışmak, dinlenmek, adalet gibi birçok önemli konunun temelinde denge kavramı vardır.

Denge, olaylara ve durumlara, bütün açılardan çok yönlü bakmayı sağlar. Gerçek bir lider, kendi görüşünü ileri sürerken, kendine karşı olan görüşleri dinler ve değerlendirir. Bir konuyu gözlemlerken, farklı bakış açılarını da fark eder. Karar verirken ekolojiye de özen gösterir ki; bu kararın sonuçlarının kendi çevresindeki kişi ve kişilerin hayatlarındaki etkileri de önemlidir.

Liderliğin üçüncü ilkesi, “kendine güvendir”. Kendine güvenen insanlar, kendilerini oldukları gibi kabul eden, kendileriyle barışık insanlardır. Güçlü ve zayıf yanlarını bilen hatta zafiyetlerini dile getirmekten çekinmeyen, sürekli öğrenmeye ve gelişmeye açık insanlardır. Kendi fikrini yüksek sesle ifade etmek kadar, başkalarının fikirlerini dinlemeye açık olmak ve gerektiği durumlarda kendi fikrini değiştirmek ancak kendine güvenen insanların yapabileceği bir iştir.

Kendine güvenmek, hayatta başına ne gelirse gelsin, insanın kendi yoluna devam edeceğine ya da yeni yollar bulacağına olan inancıdır da aynı zamanda. Hayat kimse için, sadece güzelliklerden ve iyiliklerden ibaret değildir. Hayatta herkes başarısızlık yaşayabilir ve herkesin başına kötü olaylar da gelebilir. Kendine güvenen insanlar, düştükleri zaman kalkmasını ve yollarına devam etmesini bilen insanlardır. Liderlerin en önemli özelliği, yollarına devam etme kararlılıklarıdır.

Liderliğin dördüncü ilkesi, alçak gönüllü olmaktır, tevazudur. İnsan hiç bir zaman kim olduğunu ve nereden geldiğini unutmamalı; her insanın bir değeri olduğuna saygı göstermeli ve herkesin hakları olduğunu bilmelidir. Tevazu sahibi olmak demek, bir başarı elde edildiği zaman, bu başarıya katkı veren insanları ihmal etmemek demektir.

Hepimizin kendi hayatlarının liderleri olabilmesi dileğiyle…

Ceyda TEZEL
Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
Capital Brave Dergisi, Eylül 2015 sayısı