İyilik Peşinde Koşanlar

,

Spor yapmayı oldum olası çok severim. Yıllar içinde tenisten kayağa pek çok sporla uğraştım. Çok sevdiğim bir arkadaşım “Neden maraton koşarak hem spor yapıp hem de yardım toplamıyorsun?” dedi. 2008 yılında “Adım Adım”  oluşumundan haberdar oldum. Spor yapmanın yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bir nevi gönüllü elçiliğini yaparak; koşmayı ve spor yapmayı toplum yararına bir etkinliğe dönüştüren bu güzel oluşum yurt dışında “charity run” olarak bilinen “Yardımseverlik Koşusu”nu Türkiye’de tanıtmak ve yaygınlaştırmak amacıyla kurulan bir oluşumdu.

“Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği adına koşup yardım toplamaya karar verdiğimde bırakın maraton koşmayı, iki kilometre bile koşmuşluğum yoktu. Ailem on beş kilometre koşmanın ham bir vücut için hiç de kolay olmadığını, kararımda net olup olmadığımı defalarca sordu. Ben ise çoktan vermiştim kararımı. Hedefe kenetlenmiştim. Sürekli koşuyu düşünüyordum. İş arkadaşlarıma ve çevreme de yardımseverlik koşusu yapacağımı söyledim. Hiç beklemediğim kadar olumlu tepkiler aldım. Bana bu koşuda destek olabileceğini düşündüğüm tanıdıklarıma bir mail atarak Avrasya Maratonu’nda omurilik felçlileri için Asya’dan Avrupa’ya koşacağımı ve yardım toplayacağımı söyledim. Böylece ilk aşama tamamlandı. Önümdeyse altı aylık bir süreç vardı. Sabah ve akşam sıkı bir şekilde antremanlara başladım. Daha iyi koşabilmek için kilo kontrolü ve beslenme değişiklikleri yaptım. Sabah işe gitmeden önce spor salonuna gidiyor, antrenman yapıp işe gidiyordum. Benim heyecanım çevremi de sardı. Komşularım bile bu gün kaç kilometre koştun diye sormaya başladı. İnternetten maraton koşmakla ilgili bilgileri tararken uyuyakalıp, geceleri rüyamda maraton koştuğumu görüyordum! Deepak Chopra’nın hayatta sıkı sıkıya tutunduğum  “Her niyet ve arzunun özünde onu gerçekleştirebilecek bir mekanizma vardır.  Niyet ve arzunun alanında sonsuz bir düzenleme gücü vardır. Verimli toprağına bir niyet ektiğinizde,  bu sonsuz düzenleme gücü bizim için çalışmaya başlar.” sözü beni cesaretlendiriyordu.

Maratona bir hafta kala yardımseverlik hesabıma çok çeşitli yerlerden yardım paraları gelmeye başladı. Artık son günlerdi ve ben sürekli maratonda koştuğumu hayal ediyor ve psikolojik olarak kendimi hazırlıyordum.

Maraton günü köprünün Asya kısmında yüzlerce insan toplandık. Benim gibi pek çok yardımsever heyecanla koşunun başlamasını bekliyordu. Start verildi ve koşmaya başladık. İlk kilometreler kolay geçti. Son kilometrelere yaklaştığımda, yorgunluğumu değil de beni destekleyen kişileri, yaptığım işin güzelliğini düşünerek motive oldum. On beş kilometreyi tamamladığımda hayatımda yaşadığım pek çok başarıdan daha büyük bir mutluluk duyduğumu hissettim. Pazartesi günü işe gidip masama oturduğumda beni çok sevindirecek bir olay daha yaşadım. Hürriyet Gazetesi’nin “İnsan Kaynakları” ekinin ilk sayfasında “Avrasya Maratonu’nda yardım için koşuyorlar!” başlıklı bir yazı ve benim resmim vardı. O an inanamadım. Yüzbinlerce kişi içinden benim resmim kullanılmıştı. Anladım ki mucizeler inançla bakabilmeye başladığımızda her yerdeydi.

Hilal OĞUZER

Hilal Oğuzer

Hilal Oğuzer

Yazarın Diğer Yazıları