Hint Bülbülleri

,

Camın önünde büyücek bir sehpa, iki tarafında sarı iskandinav koltuklar, sehpanı üzerinde kafesle beraber duran çiçek bülbüller gibi pür neşe. Turuncudan sarıya dönen renkleriyle bu çiçekler odanın zeminini canlandırıyor pastelden kurtarıyor,hele de hava güneşliyse. Kafesten mutluluk dolu, içten cıvıltılar geliyor. Bir süreden beri bu minik kuşlarda ayrı bir heyecan var. Camın karşısına düşen duvarda bir kütüphane,yanında okurken şekerleme yapmaya amade koyu yeşil bir koltuk. Hepi topu bu kadar eşyayla doluveren bu küçücük oda,bana tüm dünyayı ve dertlerini unutturan bir köşedir. Bıraksalar o camın önünde kahve içerek yaşlanabilirim.

Günün belli saatlerinde kafesten çıkıp odanın genişliğinde kanat çırpma mutluluğuna alışan kuşlar beni görünce daha da neşelendiler. Sehpa ile kitaplığın arasında en fazla 3m vardı.Ama bu kuşlar için sonsuzmuş gibiydi. Kafesten çıktıklarında çılgınca kanat çırpışları, erkek olanın dişiyi sanki yeni bir şeyler bulmuş gibi kitaplığın üstündeki bir köşeye çağırması,camın önündeki saksılarda eşelenip buldukları minicik taş parçalarını kursaklarına indirmeleri, kılcal damara benzeyen şeffaf tırnaklarını tül perdeye takıp sallanmaları mutluluğun resmi değil de nedir. Sahip olduklarımızın tadını çıkarmayı beceremeyip mutsuz olmak… Doğada bunu başaran tek varlık insanoğludur herhalde.

Kafesin köşesine iliştirilmiş sepetten yuvanın içini, odanın sonsuz köşelerinden topladıkları ipliklerle ,yastık köşesinden tek gözleriyle beni kollayarak çıkardıkları elyaf parçalarıyla bir güzel dayayıp döşediler. Sepetçiğin arkasındaki deliği de kapatarak yuvalarını bizim arsız bakışlarımızdan gizlediler. Mutluluklarının kaçabileceği tüm delikleri kapattılar. Kendilerini birbirlerine adayarak varoluşlarını kutsadılar. İnsanoğlu böyle mi ya. Niye sığamıyoruz şu koskoca dünyaya ? Yaşıyor olmak, var olmak neden yetmiyor?

Güneşin, çatıların arkasına doğru kayarak kıpkırmızı bir vedaya hazırlanmasını camın önündeki saksıdan, birbirlerine sokularak izlediler. Tünedikleri köşede bir günü daha beraber geçirmenin tadına vardılar. Boyunlarını içeri çekip tüylerini kabartarak huzur içinde uyuklaştılar.

 

Ülker HALİMOĞLU