İki zihin… Birisi düşünen, diğeri ise hisseden…

,

Motivasyonumuzu kıran bir sürü olay ve kişi olabilir hayatımızda. Belki sizi takdir etmeyen bir patronunuz vardır ya da kötü davranan bir iş arkadaşı, bir müşteri…

Her gün insanlar işlerinde mutsuz hissediyor, öğrenciler bir türlü kendilerini anlatamıyor, eşler kendilerini dışlanmış hissediyor olabilirler. Ve tüm bunların sonucunda gelen mutsuzluk… Hayat her zaman eğlenceli olmayabilir. Bazılarımız “bunun böyle olduğu” iddiasındadır.

Oysa benim bu ay yazımda bahsetmek istediğim bir şey var ki; hayatımızı kolayca geliştirebiliriz: Duygusal zeka.

Çoğumuzun bilgisi var aslında. Biz özellikle eğitimlerimizde sıklıkla da bahsediyoruz. Tamam da peki bu duygusal zeka ne? Ve hayatımızı daha iyi hale getirmek için nasıl kullanabiliriz?

Duygusal Zeka (EQ), New Hampshire Üniversitesi’nden John Mayer ve Yale’den Peter Salovey tarafından yaygınlaştırılan bir terimdir ve stres atmak, etkili iletişim kurmak, başkalarıyla empati kurmak, zorlukların üstesinden gelmek ve çatışmayı ortadan kaldırmak için kendi duygularınızı pozitif yönde tanımlama, kullanma, anlama ve yönetme becerisi olarak tanımlanmaktadır. Bu yetenek aynı zamanda başkalarının da neleri duygusal olarak yaşadıklarını tanımamızı ve anlamamızı sağlamaktadır.

Günümüzde ister çalışma hayatı olsun ister özel hayat olsun, duygu ile ilgili sorunları çözmek kritik önem taşımaktadır. Günlük hayatımızda bir sürü sorunla karşılaşabiliriz ve çoğu zaman çözüm bulmak için çevremizdeki kişilerle iletişim halinde olabiliriz.

Yapılan araştırmalar, duygusal zekanın daha fazla zihinsel sağlık ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu, yalnızca iş sonuçlarınızı etkileyen bir beceri değil aynı zamanda kendi mutluluğunuzu da etkilemektedir.

Daha iyi öz farkındalık, daha yüksek mutluluğa yol açan yüksek duygusal zekayı sağlar…

Duygusal zeka kişinin duyguları tanımlama kapasitesiyle ilgilidir ve yalnızca başkalarının duyguları değil, aynı zamanda kendi duygularınızı da. Aslında, başkaları ile çalışmadan önce kendi duygularınızı tanımlamaya başlamanız önemlidir.

İşte bu yüzden duygusal zeka, hayat ve hayatımızdaki başarının önemli bir belirleyicisidir. Bildiğimiz gibi, hayatta en başarılı olanlar, en akıllı diye tanımladığımız insanlar değildir. Muhtemelen akademik açıdan mükemmel olan ancak işyerinde veya kişisel ilişkilerinizde sosyal açıdan başarısız olan insanlar biliyorsunuzdur. Entelektüel zeka (IQ), hayatta başarılı olmak için tek başına yeterli değildir. Evet, IQ’nuz sizin iyi bir okula girmenize yardımcı olabilir, ancak sınavlarda karşılaştığınız stres ve duyguları yönetmenize yardımcı olacak olan duygusal zekanızdır (EQ).

Eski bir Japon masalına göre, kavgacı bir samuray günün birinde bir Zen ustasını cennet ve cehennem kavramlarını açıklamaya davet eder. Ancak rahip onu küçümseyen bir tavırla, “Sen eşeğin tekisin. Senin gibilerine zamanımı harcayamam” der. Onuru zedelenen samuray, öfkeden köpürerek kılıcını kınından çıkarıp, “Seni bu küstahlığın için öldürebilirim” diye bağırır. “İşte” der Zen rahibi sakince, “Bu cehennemdir…” Samuray, kapıldığı öfkeyi ima eden ustanın doğru sözleri karşısında irkilir ve sakinleşerek kılıcını yerine koyar. Sonra da eğilip, kendisine kazandırdığı içgörü için rahibe teşekkür eder. “İşte bu da cennettir” der rahip. Samurayın nasıl bir sinire kapıldığını birden fark etmesi, duygunun rüzgarına kapılıp gitmekle bunun bilincinde olmak arasındaki önemli farkı sergilemektedir. Sokrates’in “Kendini bil” öğüdü, duygusal zekanın bu temel taşına, yani kişinin duygularının farkında olabilmesine değinir bence. İlk bakışta duygularımızın zaten ortada olduğu düşünülebilir, ancak üzerinde daha dikkatlice durduğumuzda, çoğu kez bir şey hakkında ne hissettiğimizi pek hatırlayamadığımızı ya da hissettiğimiz şeyi olup bittikten sonra fark ettiğimizi görürüz.

Duygusal zekamızı nasıl geliştirebiliriz?

Duygularınızı belirleyin

Duygusal zekanın öncülerinden Daniel Goleman, iki zihin sahibi olduğumuzu savunuyor ve diyor ki;

Aslında biz iki zihne sahibiz; birisi düşünüyor, diğeri ise hissediyor...”

Duygularınızın farkına varabilmek, geliştirmek için günlük hissettiğiniz duygularınız hakkında yazmayı deneyin. İlk adım, ne hissettiğinizi ve ne duygularınızı tetiklediğini belirlemektir. Yaşadığınız olayın size ne hissettirdiği ile ilgili günlük notlar. Kendinize şu birkaç soruyu sorabilirsiniz:

  • Şu anda tam olarak ne hissediyorum?
  • Günlük rutinimin dışında bir olay olduğunda neler hissediyorum?
  • Eleştiri gördüğümde neler hissediyorum?
  • İnsanların bana karşı davranışlarında neler hissediyorum?

Duygularınızı yorumlayın

Hayattaki farklı durumlara nasıl tepki verdiğinize dair daha iyi bir bakış açısı için, bu olayları yaşarken kendinizi izlemek ve gözlemleyebilmek önemlidir. Bunları düşünün:

  • Kızgın olduğunuzda, insanlara nasıl tepki verirsiniz?
  • Gün içinde verdiğiniz tepkiler hakkında ne düşünüyorsunuz?
  • Genel olarak nasıl davranıyorsunuz? (üzgün, mutlu, kızgın, endişeli, çekingen vs)

Duygularınızı yönetin

Duygularımızı yönetme kısmı bence kilit aşama. Çünkü bunu gerçekleştirdiğinizde artık anahtar sizde… En son ne zaman donup kaldınız mesela. Hayatımda sadece bir kez korkudan felç olduğumu hissettim diyor bir akademisyen yazar. “Bu, üniversitenin ilk yılında nedense bir türlü çalışamadığım bir matematik sınavı sırasında oldu. O ilkbahar sabahı, kalbime kurşun gibi bir ağırlık çökmüş, kötü bir şeyler olacağı korkusuyla girdiğim sınıfı hala hatırlıyorum. O sınıfta daha önce pek çok kez bulunmuştum. Ancak o sabah, sınıfın camlarından dışarısını görmüyor, salonu ise hiç fark edemiyordum. Kapıya yakın bir sandalyeye doğru ilerlerken gördüklerim, yerin adım attığım kısmıyla sınırlıydı. Sınav kitapçığının mavi kapağını açtığımda, kulaklarım zonkluyordu ve kaygının midemden ağzıma vuran tadını hissediyordum. Sınav sorularına bir kez ve çabucak baktım. Umutsuzdu. Bir saat boyunca o sayfaya öylece bakakalırken, neticede başıma gelebilecek şeyler gelip geçiyordu. Aynı korkulu düşünceler, bozuk bir plak gibi, tekrar edip duruyordu. Sanki zehirli ok yemiş bir hayvanın, yapmakta olduğu hareketin ortasında donup kalması gibi hareketsiz oturuyordum. O korkunç anın en çarpıcı yanı, zihnimin nasıl sıkışıp kaldığıydı. O bir saati, belki tutar umuduyla test sorularını yanıtlamaya çalışarak geçirmedim. Hayal de kurmadım. Sadece dehşetten donmuş bir şekilde oturup bu işkencenin bitmesini bekledim.” Kendi duygularının lideri olabilen kişi, akışta kalabilendir. Duyguların yönetiminde, içsel motivasyonunuza hakim olmalısınız.

Kendinize bu bölümde de şu soruları sorabilirsiniz;

  • Tam olarak olmasını istediğim gibi davranabilir miyim?
  • Bu durumdan kendimi kurtarabilir miyim?
  • Kendimi motive edebilir miyim?
  • Çok heyecanlı olduğum zaman kendini yavaşlatabilir miyim?

Bulacağınız şey şudur; Kendi duygularınızı tanımladığınızda, diğer insanların duygularını da tanımlayabilme konusunda daha iyi olabilmek. İşte duygusal zeka tam da bu anlamda temel bir yetenektir. Çoğumuzun koyduğu duygusal duvarın ötesine bakarsanız, hepimiz aynıyız. Hepimiz hüzün, mutluluk, öfke, suçluluk, korku, hayal kırıklığı yaşıyoruz. Önemli olan bunu tanımlamaktır. Çok sıklıkla, kendimiz de bu duygulara sahip olduğumuzun farkına varmadan hayata devam ediyoruz. Farkına varamadığımız duygularımızın bizim hayatımızı yönetmesine izin veriyoruz ve bu nedenle hayatımızdan en iyi şekilde yararlanamıyoruz.

Gerçek, kendinizi tanımakla başlar…

CeydaTezel

Aile Danışmanı – Profesyonel Koç
www.optimalkocluk.com.tr