İlişki-Güven-Mutluluk

,

Mutlu olmak dediğimizde herkesin aklına bir şeyler gelir elbet. Zengin olmak, meşhur olmak, iyi bir kariyere sahip olmak, en iyi okullarda okumak, hatta çocuklarımızın en iyi okullarda okuması, başarılı olması…

Günümüzde birçok anne-baba, çocuklarıyla olan ilişkilerini okul-eğitim üzerine kurguluyorlar. Ülkemizdeki sınavlara dayalı eğitim sistemi elbette hepimizi buna mecbur bırakıyor. Çok defa anne-babaların ikilemde kaldığına şahit oluyorum. İstemedikleri halde var olan sisteme uymak zorunda kalıyorlar. Sözleri başka söylerken davranışlar başka konuşuyor. Çocuklarından yüksek başarı beklentilerinin olduğunu kendilerine bile itiraf edemiyorlar. Ne yazık ki mutluluk ve başarı okul başarısına, TEOG’dan, YGS’den, LYS’den alınacak yüksek puanlara endekslenmiş durumda. Daha da acısı, çoğu çocuk buna uyum sağlamış; hayatını, mutluluğunu sınavlardaki puanlarına bağlamaktadır. Daha iki gün önce bir anne, seneye üniversite sınavına girecek olan kızının şimdiden mide rahatsızlıkları yaşadığını, bir diğeri bu yıl sınava girecek olan kızının ağlama nöbeti geçirdiğini anlattı. Çocuklar erken yaşta aşırı kaygı yükleniyorlar. Kimi çocuklarsa isteksizlik, davranış sorunları olarak tepki veriyor, bu da nihayetinde kaygıya dönüşüyor. Çalışmayı, ödevleri reddeden çocuklarda da okula-sınavlara çok fazla önem verip stres yüklenen çocuklarda da başarısızlık korkusu, kaygı bozuklukları gibi benzer sonuçlar görülebiliyor. Anne-babanın beklentileri, ders içeriklerinin yoğunluğu, okul, dershane, sınav derken çok önemli bir şeyleri atlıyoruz hayatta.

Birçok araştırma mutluluğun temelinde güven, güvenin temelinde ise ilişki olduğunu gösteriyor. Yani insanın ilişkileri ne kadar sağlamsa o kaİlişkidar mutlu oluyor. Çocuklara güven verip mutlu etmek için gerçek ilişkiler kurulmalıdır. Gerçek bir ilişki için;

  • Her davranışın altında duygular vardır, davranışa değil duyguya odaklanılmalı, çocuğa duygusunun önemsendiği hissettirilmelidir. Örneğin kaygısı küçümsenip teselli verilmek yerine anlaşıldığı hissettirilmeli, her türlü duygusu kabul edilmelidir.
  • Çocuklarla ortak olunmalıdır. Ödev yapmak istemeyen çocuğa zorla ödev yaptırmaya çalışmak yerine gerçekte neden ödev yapmak istemediği araştırılıp birlikte çözüm aranmalıdır.
  • Yargılamak yerine anlamaya çalışılmalıdır. Çocuğun davranışının altında yatan gerçek sebep öğrenilmelidir. Çocuklar, dikkat çekmek, kabul görmek, başarısızlıktan kaçınmak, hatta cezalandırmak gibi bir sürü sebepten çeşitli davranışlar sergileyebilirler. Bazen kendileri bile bunun farkında olmayabilir. Ders çalışmayan, ödev yapmayan bir çocuk çalışıp da başarısız olmaktansa çalışmayıp başarısız olmayı tercih ediyor olabilir.
  • Sorumluluk verilmelidir. Çocuk hem ev işlerinde sorumluluk almalıdır hem de kendi davranışlarının sorumluluğunu almalıdır. Anne babaların yaptığı en büyük yanlışlardan biri de “aman sen dersine, ödevine bak yeter” diyerek çocuklara hiçbir iş yaptırmamaktır. Oysa sorumluluk almak çocuğa özgüven ve değer duygusu kazandırır. Böylece hem kendisine hem de diğerlerine değer vermeyi öğrenir.
  • Kolayı seçip “ben anneyim/babayım, benim dediğim olur” diyen kontrol mekanizması olmaktan çıkıp; kafa yorup, gönül verip, zaman ve emek harcanmalıdır.

Birlikte hareket eden, birbirini anlamak için çaba sarf eden demokrat aileler, birbirini tüketmek yerine birbirine değer katan, üretken ailelerdir.

Her birey sevilmek, değer görmek, anlaşılmak, güvenmek ister. Yargılamak, kontrolcü olmak tüm bunları bir anda ortadan kaldırır. Kişi yargılandığında savunmaya geçer güvensiz hisseder, kontrol edilmeye çalışıldığında itiraz eder ya da boyun eğer sonuçta yine güvensiz hisseder. Sağlıklı ilişkilerin olduğu bir ailedeki çocuk kabul gördüğünü, sevildiğini hisseder, bu durum çocuğa güven ortamı sağlar.

Çocuklar, anne-babalarının hoşuna gitmeyen bir davranış gösterdiğinde; annede, babada ya da her ikisinde o davranış vardır veya davranışın tetikleyicisi anne-babada, ailededir. Söz konusu çocuklar olduğunda anne-babalar her zaman önce kendilerine bakmalıdır. Biraz zaman ayırıp araştırıldığında gerçek tetikleyiciyi bulmak o kadar da zor değildir. İlk değişmesi gereken anne-babadır. Anne-baba değiştiğinde çocuk da onlara uyum sağlar. Kişi çocuğuyla nasıl bir ilişki istiyorsa, önce kendisi çocuğuna öyle davranmalıdır.

Minik YGS tavsiyeleri…

 

Şencan Y. Gültutan
Profesyonel Koç
www.12kocluk.com