İş’te Mutluluğun Ekonomisi Ve Başarının Sırrı

,

(İş’te Anlamlı ve Huzurlu Bir Hayat-2)

Mehmet MURAT

İlk yazımızda, iş yaşamında anlamlı ve huzurlu bir ortamın yakalanmasının hem çalışanlar ve hem de şirketler/kurumlar için daha yüksek bir başarı düzeyi anlamına geldiğini ifade etmiş ve konuya kısa bir giriş yapmıştık.

İş yaşamı ve mutluluk, ne yazık ki günümüzde hala çoğunlukla anlam ve huzurla (kısaca mutlulukla) pek de bir arada anılmıyor maalesef. Ancak, tekrar etmek gerekir ki, medeniyetin geldiği seviye bunu mümkün kılacak durumdadır ve buna ilişkin çok sayıda örnek bulmak mümkündür. Bunlar içinde dikkat çekenler ise Google, Zappos gibi büyük şirketleri inceleyen çok sayıda haber, rapor ve bilimsel çalışmalar görmek mümkün.[1] Yazı serimiz boyunca bunlara yeri geldikçe değineceğiz.

Serimizin nihai amacı, iş’te mutluluğun sonuç doğuracak pratikleri üzerinde yoğunlaşmak, ancak öncelikle iş’te mutluluğun ikna edici göstergelerine göz atmakta fayda var. Bu yazıda iş’te mutluluğun ekonomik görünümü ile başarı ve mutluluğa ilişkin kısa değerlendirmeler sunacağız.

Ayrıca, yazının sonundaki test ile de işteki mutluluk düzeyi üzerinde düşünmeye ve işte mutluluğun göstergelerine dikkat çekeceğiz.

İşte Mutluluk ve İş Performansı

Yüzleri şirketi çalışanlarına sağladıkları imkanlar ve sonuçta elde ettikleri performansa göre değerlendiren Gallup araştırmasına göre, çalışanlarının refahını ve işteki mutluluğunu önemseyen şirketler başarılı olurken, bu konuda duyarsız kalan şirketler düşük performans sergilemektedir. Bu konuda önde giden şirketler, çalışanların refahını gözetmeyi rekabetçi konumlarını sürdürmenin önemli bir itici gücü olarak görmektedir. Bu şirketlerin yöneticileri biliyorlar ki, şirketleri çalışanlarına daha iyi bir insan ilişkileri, daha iyi bir mali imkan ve sağlıklı bir ortam sunduklarında yetenekli çalışanları şirketlerine çekecek ve çalışanlarını tutmayı başaracaklar.

Öte yandan, başarı ve mutluluk arasındaki ilişkiye ilişkin yerleşik anlayışı da gözden geçirmekte fayda var. Zira, pozitif psikoloji araştırmalarına göre mutluluk ve başarı formülümüzü tersine çevirmeliyiz.

Bu konuyu bir TED konuşmasında çarpıcı biçimde ifade eden Shawn Achor’dan[2] özetle aktarıyorum:

“Son üç yılda, ekonomik bunalımın ortasındaki 45 ülkeye gittim, oralardaki okullar ve şirketlerle çalıştım. Ve şunu gördüm, birçok şirket ve okul bir başarı formülü uyguluyor, o da şu: Daha çok çalışırsam, daha başarılı olurum. Daha başarılı olursam, daha mutlu olurum.

Sorun şu ki, bu iki nedenden dolayı bilimsel olarak eksik ve geriye dönük. Öncelikle, beyniniz ne zaman başarılı olsa, başarının görünüş şeklini değiştiriyorsunuz. İyi notlar aldınız, şimdiyse daha iyi notlar almalısınız, iyi bir okula gittiniz ve şimdi daha iyi bir okula gidiyorsunuz, iyi bir işiniz vardı, şimdi daha iyisini bulmalısınız. Toplum olarak yaptığımız şey mutluluğu kavramsal bir ufka doğru itmek.

Ama beynimiz bunun tersi şekilde işliyor. Günümüzde birinin pozitiflik seviyesini yükselttiğinizde, beyinleri şu an mutluluk avantajı dediğimiz şeyi tecrübe eder, beyniniz pozitif durumdayken negatif, nötr ya da stresli olduğu zamankinden çok daha iyi çalışır. Kavrama yetiniz gelişir, yaratıcılığınız gelişir, enerji seviyeniz yükselir. Pozitif olan beyniniz negatif, nötr ya da stresli olana oranla yüzde 31 daha üretkendir. Satışlarınızda yüzde 37 daha başarılı olursunuz. Doktorlar negatif, nötr ya da stresli olmak yerine pozitifken doğru teşhis koymada yüzde 19 daha hızı ve isabetli oluyorlar.

Bu da formülü tersine çevirebileceğimiz anlamına geliyor. Eğer günümüzde pozitif olmanın bir yolunu bulabilirsek, beynimiz çok daha başarılı bir şekilde çalışır ve daha fazla, daha hızlı ve daha akıllıca çalışabiliriz.

Beynimizin gerçek kapasitesini görmeye başlamak için yapmamız gereken, bu formülü tersine çevirmek. Çünkü pozitif olduğunuzda beyninizde salgılanan dopaminin iki işlevi var: Sizi daha mutlu etmek ve dünyaya farklı bir şekilde adapte olmanızı sağlayan beyninizdeki öğrenme merkezlerini harekete geçirmek.

Bulgularımıza göre daha pozitif olabilmek için beyninizi eğitmenin yolları var. Art arda 21 gün boyunca yapılan iki dakikalık bir süre içinde beyninizin gerçekten daha iyimser ve daha başarılı bir şekilde çalışmasını sağlayabiliyoruz. Geçen 24 saat boyunca başınıza gelen bir tane pozitif olayı kayda geçirmek beyninizin onu tekrar yaşamasını sağlıyor. Alıştırma beyninize davranış sorunlarını öğretiyor. Bulgularımıza göre, meditasyon, beyninizin aynı anda birden fazla iş yapmaya çalışarak yarattığımız kültürel dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun üstesinden gelmesini ve elindeki işe odaklanmasını sağlıyor.

Bu aktiviteleri yaparak ve beynimizi vücutlarımızı çalıştırdığımız gibi çalıştırarak, mutluluk ve başarı formülünü tersine çevirebileceğimizi keşfettik. Bunu yaparak, iyimserlik dalgaları yaratmakla kalmıyoruz, aynı zamanda gerçek bir devrim yaratıyoruz.”

Shawn Anchor özetle geçen yazımızda bahsettiğimiz işte mutluluğun başlıca üç ölçütüne dikkat çeliyor:

1- Otonomi: yani ilgimizi çeken konularda Çalışmak.

2- Ustalık: bir şeyde ilerlediğini ve geliştiğini hissetmek

3- Amaç: Yani bizi aşan (bizden daha yüce) bir şey yaptığımızı hissetmek.

Peki, sizin işinizde mutluluk düzeyiniz nedir? Aşağıdaki testi hem bunu ölçmek hem de size bu konuda nelerin önemli olduğuna dikkatinizi çekmek için özellikle öneriyorum.

Haydi, başlayalım!

 

İŞTE MUTLULUK TESTİ
Aşağıdaki soruları, sorulardaki ifadelere katılma derecenize göre, bir puan vererek cevaplayın. Puan skalası:

Katılmıyorum: 1, Kararsızım: 2, Katılıyorum: 3

PUAN
1. İşler pek de iyi gitmediği zamanlarda bile işime azimle devam ederim.
2. En iyi sonucu almak için elinden gelenin en iyisini yaparım ve çoğu zaman işime kendimi kaptırırım.
3. İşyerimde sağlam ve güvenilir bir destekleyici arkadaş çevrem var.
4. Bir sonraki iş gününü sevinçle karşılarım.
5. İşyerimde çoğunlukla kendimle uyum içindeyim.
6. İşyerimde, günlük işler ve katkılar için de sıkça birbirimize teşekkür ederiz.
7. Diğer insanlarla işim hakkında konuşmaktan hoşlanırım.
8. İşyerimde yaptığımız işlerin daha büyük bir amaca hizmet ettiğine inanıyorum.
9. İş performansımı geliştirmek için sık sık feedback (geribildirim) talep ederim.
10. İş arkadaşlarıma yardım etmeye ve onlara danışmaya değer veririm.
11. İşyerimde yüksek bir birbirine güven düzeyi var.
12. İşimin kişisel gelişimime katkıda bulunduğunu görüyorum.
13. Yaptığım iş değerlerim ve inançlarımla uyumlu.
14. İş arkadaşlarımın şaka ve esprileri işi eğlenceli hale getiriyor.
15. İşyerinde stres ve zorlu durumlara karşı kendimi rahatlatacak yöntemlerim var.
16. İşimin kişisel yaşamımı da domine etmemesini sağlarım.
17. İşte benim için sürükleyici güç çoğunlukla merak duygusu.
18. İşyerimde ben ve diğer çalışanlar birbirimizi arkadaş olarak görürüz.
19. İşyerinde yaptığımız işler çoğunlukla benim yapmak istediklerimle uyumlu.
20. İşimde günden güne ilerleme kaydettiğimi açıkça görüyorum.
Toplam Puan
Kaynak: Kaliforniya Üniversitesi

 

TEST SONUCU VE DEĞERLENDİRME

 

1- Puanınız 20’ye ne kadar yakınsa, işte mutluluk düzeyiniz o kadar düşük demek.

 

Bu testi bir çalışan olarak yaptıysanız; test sonucuna göre, işiniz yukarıda andığımız iş hayatında motivasyonu etkileyen başlıca 3 unsuru (otonomi, ustalık, amaç) size sağlamıyor. Bu durumda şunları düşünmenizde yarar var:

 

1- Bu motivasyon unsurlarını yeterince sağladığına inandığınız başka bir iş imkanlarını araştırmak.

 

2- Şimdiki veya gelecekteki başka işinizde de “akışı” (flow) yaşamanın yollarını araştırabilirsiniz. Konuya giriş için önceki bir yazıma göz atabilirsiniz.

 

3- İş ve özel yaşam dengesini kurmaya daha fazla özen göstererek neşe ve enerjinizi artırabilirsiniz.

 

4- İşyerinde dostluğu geliştirmeye çalışın ve gerektiğinde yardım etmeye yardım istemeye kendiniz daha fazla açabilirsiniz.

 

Bu testi işveren veya yönetici olarak yaptıysanız;

 

1- Düşünce ve ideallerinizi ekibinizle paylaşmanız gerekiyor olabilir. Daha iyi iletişim, geri bildirim ve uyumun yollarını araştırabilir, gerektiğinde koçluk v.b. profesyonel hizmetlere başvurabilirsiniz. Ekibinizi bireysel ve bir bütün olarak geliştirmeye daha fazla önem vermeniz fayda sağlayacaktır.

 

2- Çalışanların çabalarını takdir ettiğinizi göstermeyi ihmal etmeyin. Bunun için arada sırada ortaya çıkacak “büyük başarıları” beklemeyin; her çaba ve küçük ilerlemeleri takdir etmek daha büyük başarıları kolaylaştıracaktır.

 

3- İşyerinizde sosyal ortamın daha iyi olmasına yönelik bir şirket kültürü geliştirmeye çalışın. İşyerinde dostane ve yardımlaşmacı bir kültür, iş mutluluğunu artırmakla kalmayıp motivasyonu ve performansı artıracaktır.

 

2- Puanınız 60’a ne kadar yakınsa, işte mutluluk düzeyiniz o kadar yüksek demek.

 

Mevcut durum oldukça iyi ama bu durumu sürdürmek için zaman zaman yukarıda söylenenlerden durumunuza uyanlar üzerinde düşünmenizde fayda var.

 

Gelecek yazılarda bu uygulamaları açarak konuya devam edeceğiz.

 

Başarı ve mutluluk dileklerimle.

 

Not: Testlerin Faydası Ne?

 

Cevapları ben veriyorum, çıkan sonucu da ben belirliyorum, o halde bu testler bana bilmediğim yeni ne söyleyebilir ki? Siz de böyle mi düşünüyorsunuz?

 

Evet, sorulara cevabı ben veriyorum ve sonucu da ben belirliyorum. Ama buna rağmen üç nedenden dolayı yine de bana yeni şeyler söyler bu testler:

 

1- Cevaplar bana ait ama sorular değil. Yeni olan sorular ve her yeni/farklı soru cevaplarımızı bir adım ileri taşır; yani daha iyi, daha içerikli cevaplar üretiriz. Bazen de iyi bir soru yepyeni cevaplara yol açar. Soruları sadece kendiniz için ve olabildiğince kendinize dürüst olarak cevapladığınızda, soruların cevap üretme gücünü açıkça göreceksiniz. Hayata yön veren cevaplardan çok güçlü ve yerinde sorulmuş orijinal sorulardır.

 

2- Cevapları biz veririz ve bazen hiçbiri de yeni aklımıza gelen şeyler değildir. Bu durumda bile bu testler size yeni şeyler söyleyebilir. Bunun sebebi, bu soruların ve cevaplarının konu hakkındaki tekil cevaplarımızın sonuçta birikimli (kümülatif) bir etkiyle bize yepyeni ufuklar açması. Unutmamak gerekir ki, çoğu zaman bütün, parçaların toplamından daha büyüktür. Aynı şekilde, cevaplarımızın toplam etkisi de konu hakkındaki farkındalığımızı büyütecektir.

 

3- Üçüncü ve belki de en önemlisi, eğer bu testler bilimsel bir temele dayanıyorsa (ki bundan sonraki testlerimizde de sadece bunlara yer vereceğiz), size konuyu daha iyi anlamanız için hangi kavram ve göstergelere dikkat etmeniz gerektiğini göstermesi.

 

Örneğin, stres ve anksiyete hakkında bir şeyler biliyorsunuz zaten, ama hangi belirtiler stresin habercisidir? Bu belirtilerin tamamını ve bağlamını anlayarak biliyor muyuz? Konuyla ilgili testi cevapladığınızda, sözgelimi, trafik ışıklarında beklerken (genelde) sabırsızlık yaşıyor olmanızın hayatınızda normalden fazla stres ve ansiyetenin varlığının göstergelerinden biri olduğunu ilk kez açıkça fark edeceksiniz? Her gün şehir içi trafiğinde önünüzdeki yavaş (!?) arabayı (çoğu zaman sinirlenerek) sollarken normal bir şey yaptığınızı düşünüyorsunuz, ama birkaç dakika içinde solladığınız arabayla trafik ışıklarında buluşuyorsunuz. Bu sizce normal mi, yoksa stres ve anksiyetenin belirtisi mi?

 

En iyisi siz, her biri bilimsel araştırmalara dayanan bundan sonraki testlerimizi de cevaplayın ve sorulardaki anahtar kavram ve göstergelere dikkat ederek sonuç üzerinde iyice düşünün. Belki de yepyeni cevaplarınız olacaktır.

 


 

[1] Bu konuda birkaç örnek:

– Cynthia D. Fisher. (2010) “Happiness at work” International journal of management reviews, 12 (4), 384-412. http://epublications.bond.edu.au/business_pubs/304

– Sara Gaviser Leslie, Jennifer Aaker, Debra Schifrin. The Business Case for Happiness. Stanford University.

https://stanford.edu/class/gsbgen542/cgi-bin/files/M345_BusinessCaseHappiness.pdf

– Tom Rath & Jim Harter, Gallup. The Economics of Well-Being,

https://www.gallup.com/services/177050/economics-wellbeing.aspx

[2] https://www.ted.com/talks/shawn_achor_the_happy_secret_to_better_work?referrer=playlist-secrets_to_understanding_life