#kalbimlesohbetler

,

#46 İnsan savaşacaksa da zamanında savaşmalı… Zamanı geriye alamıyorsun, şimdide iken geçmişle savaşırsan mutlaka kaybediyorsun. Lök gibi oturuyor boğazına söyleyemediğin sözler, kuru öksürüğün geçmek bilmiyor. Alerji diyorsun. Bazı alerjiler 35inden sonra başlıyormuş diyor birileri. İnanıyorsun. Çünkü artık zamanı ve de savaşı geriye alamıyorsun. Benim savaş baltam sessizliktir. Karşımdaki kişinin hayatından, içinde bulunduğumuz duruma teslim olmuş olarak, sessizce çıkarım. Bu durumun oluşmasında payıma düşen ne varsa tüm kalbimle kabul eder ve zaman ilacını sürerim yaralarıma. Adeta eterik bir duvar oluşur aramızda. Tesadüfen bile karşılaşmayız bir yerlerde. Kimi zaman karşıdakinin arkamdan söyledikleri çalınır kulağıma. Güler geçerim. Çünkü bilirim ki; onun da ruhu bende kalan parçalarını aramakta. Tüm ikili ilişkilerde birbirimizin ruhlarından parçalar çekeriz kendimize. İlk yoga hocalarımdan biri, tanıştığımız zamanlarda içsel savaşlarını henüz tamamlamak yolunda olan, hedonist bir insandı. Şaşırırdım ama uzaklaşamazdım da, çünkü bedensel yogada usta idi. Belki derdim; belki zamanla, bedeni esneyip yumuşadıkça kalbi de yumuşar… Yollarımız ayrıldıktan sonra böyle bir iki sözü çalınınca kulağıma; hah demiştim, ruhunun parçalarının peşinde. Bir gün gözlerimi kapadım, içten bir gülümseme yayıldı yüzüme. Onunla geçirdiğimiz bir çok güzel günden birine gittim. O mutlu halimle kapalı gözlerimin önündeki hayaline seslendim: al ruhunun bende kalanını, ver benimkileri. Gülümsememe engel olamıyordum. Biliyordum artık ikimiz de özgürdük. Artık daha çok yol alabilirdik ikimiz de. Ki öyle de oldu… Değil mi kalbim? Shanti Shanti.. #kalbimlesohbetler

#47 “*Dünya, rüya içinde rüyadır” oysa ki… Az rahat. Sakin… Uyanacağız eninde sonunda. Bir çaba hepimizde. Sen yanlışsın, ben doğru. Hayır, ben doğruyum, sen yanlış. E hani “sen ben” yoktu bu öğretide? Ya da “ben sen”? İşin içine “senben”i ya da “bensen”i sokanı dinlemem. Dinler gibi görünürüm en fazla. Ama biz diyenler var ya… İşte onlar, baş tacıdır. Dinlemeye değer olan ve hatta dinlenmeli olan onlardır. Her ne ise… İki gündür matımla kavuştuk. Bir vücudun hastalanmasından daha zor iyileşmesi. İyi bakmalı insan kendine. Şimdi burada ben de bir takım bilmişlikler yapıyorum; onu yeme, bunu sürme, öbürünü içme filan. Yine dikkat edelim tabii ama işin aslı; iç ferahlığı, gönül rahatlığı, ve neşe. Neşesi eksilen bir ruhun aynı vücudu paylaştığı mideye istediğin kadar sağlıklı yiyecek doldur. Neşen uçtu mu nafile. Bu yüzden öğrencilerime hep şunu söylerim: ne durumda olursanız olun, her gün yoga matınıza oturun. İstemiyorsanız hiçbir şey yapmayın, sadece nefes alıp verin. Uzanın, gözlerinizi kapayın. Yoga matları sihirlidir. Bir süre sonra oynamayan eliniz oynar, gülmeyen yüzünüz güler. Neşeniz geri döner. İyileşirsiniz. *Ahmet Ümit / Bab-ı Esrar / Hint Atasözü #kalbimlesohbetler

#48 Dün iki üç astrolog okuyup da, yazdıkları felaket senaryolarını görünce içim dışım karardı. Önce hepsini takibi bıraktım. Sonra çıktım dışarı, güneşle yıkandım. Kara bulutlar açık griye döndü. Aldım yeryüzü güneşimin kitabını, açtım rastgele bir sayfayı. Hiç şaşırtır mı, hiç cevapsız bırakır mı? Okudukça dağıldı bulutlar, bir ikisi beyaz pamuk şeker kıvamında kaldı tepemde. İyi oldu ama, hafif gölge tadında. Gün aydı tüm duşunu güneşle almışlara: Lâ tahzen! Üzülme!

Belalar sağanak yağmurlar gibi yağar.
Ancak başını ona tutabilenler aşk kaydına geçerler.
Belâ yolunda muayyen bir menzildir âşık. Her nereden gam kervanı gelse de.
Aşk derdinde olan kişi;
Baş derdinde değildir…
Yapılma, yıkılmadadır;
Topluluk, dağınıklıkta;
Düzeltme, kırılmada;
Murat, muratsızlıktadır;
Varlık, yoklukta gizlidir…
Ne kötüdür insanın aklıyla yüreği arasında çaresiz kalması.
Ne kötüdür zamanın bir an kadar yakın,
Bir asır kadar uzak olması.
Ve bilir misin?
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
“Ben”, deyip susması…
“Sen”. deyip ağlamaklı olması…
Eğer sen Hak yolunda yürürsen, senin yolunu açar, kolaylaştırırlar.
Eğer Hakk”ın varlığında yok olursan, seni gerçek varlığa döndürürler.
Benlikten kurtulursan o kadar büyürsün ki âleme sığmazsın.
İşte o zaman seni sana, sensiz gösterirler.

Sevginin diğer bir adı da sabırdır:

Açlığa sabredersin adı “oruç” olur.
Acıya sabredersin adı “metanet” olur.
İnsanlara sabredersin adı “hoşgörü” olur.
Dileğe sabredersin adı “dua” olur.
Duygulara sabredersin adı “gözyaşı” olur.
Özleme sabredersin adı “hasret” olur.
Sevgiye sabredersin adı “AŞK” olur… Ne istersem ben Mevlâ’dan isterim.
Verirse yüceliğidir. Vermezse imtihanımdır…
Allah’tan bir şey istersen:
Kapı Açılır, sen Yeter ki Vurmayı Bil !…
Ne Zaman dersen bilemem ama,
Açılmaz diye umutsuz olma,
Yeter ki O Kapıda Durmayı Bil…! Yüce Pîr. Hz. Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî❣

#49 Birazdan yazacağım alıntıyı okuyunca eminim tüm yogacı arkadaşlarımın aklına vishudhha ve anahata gelecektir. 5. ve 4. çakralar… Tekkeden ashrama, doğudan batıya, gezdikçe, okudukça, tanıdıkça, bilginin “bir”liğine bir kez daha şahit oldukça… Diyorum ki; bir, insan bir olamıyor. Bir, insanda bir telaş, bir yer kapmaca, bir köşe dönmece… Bir, insanda bilerek ve isteyerek acıtma. En zor zamanlardan geçiyor olsa da acıtmaya çalışıyor insan diğer insanı. Bir insan, bir toplum oluyor. Bir olmayınca bir insanla diğeri, toplumlar hep ayrı, hep ikilikli. Bitmiyor kavgası insanın. İçindeki kavgası da bitmiyor, dışındaki de. Bakın canım Asu Mansur ne inciler dökmüş #khamkarak ta: “… Nazar boncuğu diye bilinen tengri karaklar, tanrı gözü anlamına gelir. … İnsanın iç doğasında gök, boyun bölgesinden itibaren başlar. Buna istinaden mavi olan nazar boncuğu boyundan yukarı bir yere takılmalıdır. … Yeşil olanlar ise boyundan aşağı asılmalıdır. Çünkü insanın iç doğasında beden, boyun altından başlar…” Uzun uzadıya çakra anlatacağına as boncukları as… Camdan olsun ama, plastik değil. Tıpkı insanın candan olanı gibi… Hakikisinden olsun. #kalbimlesohbetler

#50 GHEE: Tuzsuz tereyağının kısık ateşte, ağır ağır, köpükleri alınarak eritilmesi sonucu elde edilir. Türkiye’de “sade yağ” diye de bilinir. Zihin fonksiyonları, cilt problemleri, yüksek ateş, kronik ateş, beyin sağlığı, kırışıklık, yaralanma, egzama, bağışıklık güçlendirici, zayıf bünyesi olanları kuvvetlendirmek için, cilt kuruluğu, göz altı torbaları, bağırsak sağlığı için çok faydalıdır. Yüksek ısıda toksik etki göstermez. Sindirimi çok kolaydır. Kolesterolü yükseltmez. Ayurvedik beden terapilerinde önerilen çeşitli kullanma şekilleri vardır. Kavanozuna, sakladığımız ya da sunduğumuz kabına bir defne yaprağı koyduğumuzda, şifalandırma enerjisinin yükseldiği söylenir. #kalbimdentarifler #kalbimlesohbetler #ayurveda

 

Aslı Can
Yoga Eğitmeni