#kalbimlesohbetler

,

#66 Dikkat! Bu uzun bir yazı olacak, muhtemelen devamı yorumlar bölümüne sarkacak. Bu yazımı, hayatımın çok zor bir döneminde, ustalıkla sorduğu soruları ve yargısız yönlendirmeleri ile ayağa kalkmamı sağlayan “Yaşam Koçu” arkadaşıma, slm, cnm, mrb gibi girizgâhlara, tüm kısaltılmış sevgi sözcüklerine, ve şifacı hayvanlara ithaf ediyorum. Her insanın, her mesleğin, her işin iyisi de var kötüsü de. Mesele; kötüyü eleyip, ardında bırakıp, iyi ile yol alabilmekte. Elbette, bunun için de az biraz zeka, hissi kalbel vuku, ve belki de deneyim gerekmekte. Dün hikayemde paylaştığım bir yazıdan sonra, “Şifacı Yılan” hikayelerini merak edenler oldu. Hikayemdeki konu, bir psikiyatrın yazdığı; vay efendim millet niye yaşam koçlarına gidiyor, niye bize gelmiyor, niye herkes yogayla mogayla bozdu kafayı, minvalinde bir yazı ile ilgiliydi. Yazıdaki, bu yazıya ilham olan bölüm ise; bu holistik yaklaşım sahibi meslek erbablarına “sürüngen” deniyor oluşuydu. “Şaman öğretilere göre herkesin kendisine doğumdan itibaren yoldaşlık eden en az bir Erk Hayvanı vardır. Bu hayvanlar ruh ve enerji bedenlerimizle bağlantılı haldedirler ve bizlere kendi ruhsal güçlerinden, enerjilerinden ve karakteristik özelliklerinden bazı parçalar, dersler ya da deneyimler verirler. Bu hayvanlardan, “Yılan” derin şifayı, ezoterik bilgilerin aktarımını, Şamanik çağrıyı, dönüşümü ve yeniden doğmayı temsil eder.” 2006 Haziran’ı idi… 2000 yılından beri yoga dersleri vermekte idim. Yogayı yeni yeni tanıyan bir toplumda, bu çok da kolay olmuyordu. Hindistan’dan gelen bir hocamızın verdiği eğitimin son günü, hoca beni yanına çağırdı. Bu yaz, en büyük korkularından biri ile yüzleşeceksin. Bu, senin yaşam deneyimindeki en büyük dönüşüm kapılarından birini açacak, dedi. Eyvah dedim, galiba annemi kaybedeceğim. Düşünmek istemediğim şeylerle ya da görmek istemediğim insanlarla vb durumlarla arama hemen bir eterik duvar örerim. Hocanın söylediği şeyi unuttum bir iki gün içinde ve tatile çıktım. Bir öğleden sonra güneşlenirken, biraz uzağımda bir kadın donakalmış bir sesle şöyle diyordu: yılan, yılan, yılan… Ne oluyor diye arkama dönmemle, kocaman gri bir yılanın şezlongumun arkasından hızla geçişini gördüm. Yılan, adını bile söyleyemediğim, ortaokul biyoloji kitabımda, fotoğrafını görmeyim diye o sayfaları yapıştırdığım, olur da canlısını görürsem kesin ölürüm, dediğim bir hayvandı. O gün, titreyerek terk ettiğim otelden ayrılırken, hocamın bahsettiği konunun bu olduğunu anladım. O yaz, en büyük fobimin kaynağı olan bu esrarengiz hayvan, okuduğum kitaplarda, seyrettiğim filmlerde bolca çıktı karşıma. Aramızdaki buzlar erimeye başlamıştı. Bir gün, çocukluk anılarımdan bir görüntü geldi aklıma. Hıdırellez’de kaynatılıp, bahçelere konulan süt dolu kaplar… Gece, yılan sütü içmeye gelir, süt konulan evi ve ev ahalisini şifası ile kutsarmış. Hastalık, bereketsizlik, huzursuzluk olmazmış orada, o sene boyunca. Hıdırellez geçmişti ama yine de bunu yaptım. Yaz sonu, bir buçuk yıldır açık olan stüdyomdaki tüm yoga sınıflarım dolmuştu. Belki de kendi enerjimdeki değişim ve yükseliş, dışarıya yansımaya başlamıştı. Demem o ki; birine “sürüngen” diyerek hakaret ettiğini düşünen bir kimse, büyük bir yanılsama içindedir. Hele ki bu kişi; sembolü yılan olan Batı Tıbbının bir parçası ise…İşini hakk’ıyla yapan, insana insan gibi yaklaşan, hastayı daha da hasta etmeye değil de iyileştirmeye niyet eden tüm şifacı doktorlarımıza saygı ve de sevgimle#kalbimlesohbetler

#67 Çok çalışarak başını ayaklarına kadar indirmenle övünüyorsan, yoga yolunda iki noktada kalmışsındır. Başlama ve bitişte… Aradaki mesafeyi nasıl atladın? Odağın o ara neredeydi bilemem. Ama yoganın tadı, tam da o es geçtiğin yolda çıkar. Tüm bedenlerini, tıpkı en görünürde olan fizik bedenin gibi, matının üstüne getir, derim öğrencilerime. Böylelikle tamlanır, tamamlanırsın. Egona değil, en gerçek özüne hizmet edersin. Ve ancak böyle telaşsız iken, çabadan uzak farkındalığa sahipken, sessizce gelen kendi baharını karşılar ve kendi badem çiçeklerinin serpilişine mest olursun. Jai Ma #kalbimlesohbetler

#68 İyileşmek ne güzel… Mehmet Arap adını duymayanlar duysun. Üç boyun fıtığı ile neredeyse felç olmuş sol tarafım ve çok ağrılı sancılı bir üç ayın sonunda, iki manuel masaj terapisi ve yüzde altmışa yakın hareket kabiliyetinin geri dönüşü. Soru sormadan ya da cevap vermeden, akıl almadan ya da vermeden önce en az 30 saniye düşünmek gerek. Yüzlerce yıldır dayatılmış tüm bilgi kalıplarını alıp kabul etmeden önce de… Bugün, bir iki hafta önce çok ağır bir omurga ameliyatı geçirmesi gerektiği söylenen bir öğrencim, dün gittiği başka bir doktordan ameliyata hiç gerek olmadığını, sadece yaptığı şeyi yapmaya devam etmesi gerektiğini öğrendi. Yıllardır çok düzenli ve disiplinli bir yoga pratiği olan bir kişi olması nedeniyle ilk öneri hepimizi şaşırtmıştı. Sordu, sorguladı ve bambaşka bir sonuca ulaştı. Herkesin bir ilacı var. Seninki benimkinden ya da onunkinden farklı olabilir. Önemli olan, içimizde, hepimizde, kalbimizin en derininde yerleşmiş olan bilge ile konuşmak. O, herkese kendi ilacını söyler. Onu duymak gerek. Ve duyabilmek için de dinlemek. Dinleyebilmek içinse sessizlik gerek. Bunca görsel ve işitsel tetikleyicinin olduğu çağımızda, ara sıra düzenli sessizliklere çekilebilmeliyiz. Bunun için Himalaya’lara gitmeye gerek yok. Gözlerini ve kulaklarını gerçekten kapatabildiğin her an, telaşsız nefesine odaklan. Bir süre sonra nefesteki odağı da kaldır. Sadece ol ya da yok ol, hiç ol… O bilgeyi duyacak ve o ilacı bulacaksın🖤 #kalbimlesohbetler

#69 5N 1A ♡♡♡ Ayurveda’ya göre; 1. Ne zaman uyanıp, fiziksel ve sübtil bedenlerle harekete geçilmeli? (dinacharya, egzersiz, meditasyon vb) 2. Ne zaman öğlen yemeği yenmeli? 3. Ne zaman işlevsel ve yaratıcı zihinle yapılacak işlere koyulmalı? 4. Ne zaman akşam yemeği yenmeli ve uykuya hazırlık başlamalı? 5. Ne zamandır günün en değerli zamanı? (uykuda, duada, meditasyon vbde şifalanma için en uğurlu, kutlu ve elverişli aralığı)

  1. Güneş kaçta doğuyorsadan 10:00a kadar
  2. 12:00-13:00 (sindirim ateşinin en kuvvetli olduğu zaman)
  3. 14:00dan güneş kaçta batıyorsaya kadar
  4. 18:00-19:00 (yemek) / 22:00 (uyku)
  5. 02:00-06:00 (evrenin tüm kapılarının açıldığı zaman) #kalbimlesohbetler #ayurveda

 

Aslı Can
Yoga Eğitmeni