#kalbimlesohbetler

,

aslican#11 Tüm örselenmişliğine rağmen hala çok güzel olan şehir ve bu şehrin bize adeta hediye ettiği enfes sonbahar havası sayesinde gelen yaşın gelişini değil de giden yaşın gidişini kutladığım bu doğum günleri (kutlamalar biraz uzadı da) başlı başına bir hediye oldu bana. Gök mavide dönüp duran martılar gibi, yeni kaybettiğimiz ustanın sözleri kafamda dönüyor birkaç gündür; “Kusursuzluğu unutun! Her şeyde bir çatlak vardır… Işık içeri böyle girer.” Işık dolu kalplerimiz hep parlasın ama acısız ya da az acılı alalım artık derslerimizi. İlk ders: Kendi değerimi biliyorum ve bana değer veren insanları hayatıma çekiyorum. Bu ara beynimdeki çatlaklar ki; sayıca kalbimdekilerden fazlalar, çok konuştukları için kalbimle sohbet edemiyorum. Ama @coachteammagazine de yazmaya devam ediyor ve bir de ‘Denemeler’ denemesine başlamış bulunuyorum. O zaman ders 2: “Sabırlı, kararlı ve esnek adımlarla hedeflerime yürüyorum.” #kalbimlesohbetler #mutluyumcunku

#12 Bir salyangoz gibi sıkı sıkı yapıştığımız duvarlarımız, dağlarımız yıkılır ya bazen ağır ağır… Öyle zamanlarda hayatımızdaki bilgelere şükredebiliriz bir kez daha. Mesela; bir keresinde kara bulutları arasında dolaşırken zihnimin, sevgili Cem Şen’in şu sözcükleri karşıladı beni: “Bir gün melankoliye, kedere, uygun olmayan koşullara, ıstıraba, kayba ve kendine acıma eğilimine neşeyle karşı koyuyorsan, doğru yoldasındır dostum.” Çok kıymetli bilgileri yıllardır bilginin kaynağından alıp, ustalıkla, şefkatle aktaran Cem Şen bunu yazmış, bir de özenle; “David Eddings’den esinle…” diye not düşmüş. Çoğu kişi çarçur ederken bir diğerinin hakkını, sözcüklerini, sevinçlerini… Emeğe saygı böyle bir şey olmalı. Bazen facebookta, instagramda paylaşılmış iki cümledeki emeğe, bazense yıllarca sürüp, nihayetinde tükenmiş bir ilişkidekine. Emeğe saygı duymayan insan uzak olmalı, uzakta kalmalı. Çünkü emek, sevginin görünür kılınmış halidir… In lak’ech, ala k’in… Ben senim, sen de ben Kalbim… kalbimlesohbetler

#13 Günaydın kalbim… Çocuk evde dayak yiyorsa, genelde dışarıda saldırgan oluyor. Agresif, tutarsız tavırlar sergileyebiliyor. Vurma hareketini refleks edinebiliyor. Yetişkin evde huzurlu değilse, genelde işyerinde, arkadaşlık ilişkilerinde, ikili ilişkilerinde de huzurlu olamıyor. Agresif, tutarsız tavırlar sergileyebiliyor. Vurma hareketini çocuğa göre biraz daha otokontrollü olabileceği için elle olmasa da dille, sözle refleks ediniyor. Gerek eğitimim gerekse de işim nedeniyle birçok yetişkinde iletişimde üslup problemini gözlemleyebiliyorum. Kişi, sevgisizse; sevgi görmüyorsa başkalarından ya da kendi içinde sevgi barındırmıyorsa başkalarına, huzursuz, şiddet yaşamaya ya da yaşatmaya mahkum, mutsuz ve tatminsiz bir hale geliyor. Yaşamımda bugüne kadar çok kereler, gerek kendi sevgisizliğim gerekse de başkalarınınki sebebi ile mutsuzluklar yaşadım ve eminim yaşattım. Bunun farkına vardığımdan beri; günlük rutinime tövbe, hamd ve şükür ekledim. Önce tövbe ederim kırıp dökmelerime, sonra hamd ederim kırılıp döküldüklerime, sonra da şükrederim bunları fark edişlerime… Estağfurullah, elhamdülillah, çok şükür. Herkes kendi kalp dilinde konuşabilir. Bunların yerine kendi istediği sözcükleri kullanabilir. En önemlisi şunu diyebilmektir: Sevgi olsun düşüncelerim. Düşüncelerim sevgi ile sözcüklere dönsün. Sözcüklerim sevgi ile eylemlere… İyi bir hafta olsun, kırıksız, söküksüz… #kalbimlesohbetler #gunaydin

#14 Ablam geçenlerde çok etkilendiği bir filmi anlatırken filmden bir repliği söyleyince tüylerimiz diken diken oldu. Filmde, kayıp ağabey ve babalarını arayan iki kardeş sonuçta oldukça trajik bir sürecin sonunda ağabeylerinin aynı zamanda babaları olduğunu öğreniyorlar. Kardeşlerden biri diğerine; “1+1, 2 etmiyormuş. 1+1, yine 1” diyor… Filmdeki konu çok acıklı, acıtıcı, rahatsız edici, iç sıkıcı vs. ama benim biraz değişik çalışan kafamda, dolunayın da etkisi ile belki de, filmdeki bu pek fena  1+1=1 formulü dönüştü, dönüştü, dönüştü ve 80000000+1=1 hayalime getirdi yine beni. Hepimiz toplanınca 1 olsak… 1 yazı ile de bir, resim ile de. Zihin, ruh ve kalp ile de bir. TV’ler, gazeteler, astrologlar yine pek de iç açıcı olmayan bir süreçten bahsediyor. Bugün ay tamamlanıyor. Dolunay zamanları yaptığımız ritüellerde bize iyi gelmeyenleri bırakmaya, iyiliğe dönüştürmeye niyet ederiz. Durum, duygu, düşünce… Bu dolunayda bırakmaların yanı sıra dönüştürmelere de odaklanmak istiyorum. Öncelikle en dürüst, en gerçek hallerimizle bire dönüşebilmemize niyet ediyorum. Ülke geleceği ile ilgili okuduğum, duyduğum tüm negatifleri, hissettiğim tüm korku, kaygı ve bilinmezlik duygularımı güven, emniyet ve huzur duygusuna dönüştürüyorum. “Güvendeyiz, Huzurluyuz, Dünya ile uyumluyuz”. Kendimle, kızımla ve tüm ailemle ilgili kaygılarımı şifa, hayır, mutluluk ve bolluk berekete dönüştürüyorum. “Güvendeyiz, Sağlıklıyız, Evrenle uyumluyuz, Refah içindeyiz”. Ve son olarak; sevip söylemediğim, takdir edip dillendirmediğim, kırılıp sakladığım, kırıp kaçtığım herkese yine en sevdiğim dönüşüm dörtlüğünü yolluyorum. Sen de payına düşeni al: Seni seviyorum•Sana teşekkür ediyorum•Özür dilerim•Seni affediyorum #kalbimlesohbetler #dolunay

Aslı Can
Yoga Eğitmeni