#kalbimlesohbetler

,

#15 Bizim ecza dolabımızda yoga matı, kantaron, susam ve hindistan cevizi yağları, bir de gülsuyu vardır. Hasta olduğumuzda birbirimizden uzak durmak yerine sımsıkı sarılıp uyuruz. Kızım ve ben, biz iki yol arkadaşı birlikte iyileşiriz. Dün mecburen girdiği yoga dersimde, en önde yer alarak moral verdi bana. Her duruşta onay istedi gözleriyle. Çocuklar her şeyi, her durumu, her ruh halini çok iyi anlıyorlar. Bu küçük vücutlu, büyük akıllı, kocaman yürekli mücevherleri pamuklara sarıp sarmalamalıyız. Onlar bilginin gücüne, ama diğer yandan da vicdanın naifliğine sahipler. Evsiz, yurtsuz, oyunsuz, gülücüksüz, korunmasız bırakmayalım hiçbirini. Sunay Akın’ın kelimeleri dönüyor kafamda dünden beri; “…Yoksul bir çocuk görsem, yağmur altında üşüyen, köprü olmak geçer hiç değilse içimden…” Sen, ben, biri daha, sonra biri daha… Elele, yürek yüreğe versek, belki kısacık, belki de upuzun bir köprü olabiliriz. Belki tek bir çocuğa, belki de onlarcasına. Bugüne kadarki tüm armağan toplama faaliyetlerine gönüllü olan tüm yoga ailem, iyi ki vardınız, dilerim hep olursunuz. #yogabenimilacim #cocuklargulsundiye #kalbimlesohbetler

#16 Bir insan iyileşmek istemiyorsa, az şey geliyor elden. Aslında hiçbir şey de… Yumuşatıyorum biraz. Bu akşam kalbimin sularına bazı notlar yazdım: ❣sorulmadan cevaplama ❣bazen baktığını görme ❣bazen de gördüğüne bakma ❣vakti gelmeden uçmanın, kozandan çıkma… Tamam mı kalbim? #kalbimlesohbetler

#17 Bir ZAMAN’da  bir YER’de bir sohbette…

“-Ne kadar çok ‘ben’ diyorsun… Beni üzdü, bana kızdı, ben sinirlendim vs. vs. vs. Ne demiş bilge? ‘Ben, ben demeye çıkar her gün biri. Övünürler altın ve gümüşleriyle, her biri. İşleri tam düzene girdiği anda, ecel çıkar pusudan der ‘gel beri’…’

-Çok severim… Yazdığı her şeyi okumuşumdur.

– …

– …

– Mesela bir de şu çok hoşuma gitmişti: ‘Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin, tekkede manastırda eremezsin…’

– …

– Sustunuz yine…

– Düşünüyordum… Çok okumuşsun… Ama okurken gözün kapalıymış…

– Nasıl?

– Okurken diyorum, gözün kapalıymış… Gönül gözün. Sadece fiziki gözü açık olanlar, yani gözlerini ve gönüllerini zenginlik, mevki, şöhret gibi nefsin hoşuna giden şeylere yönlendirenler manevi güzellikleri, hatta okudukları maneviyat dolu muhteşem dizelerde saklı olan aslı pek göremezler. Gurur ve kibir gibi duygular gözlerini bir sis gibi kaplayıp önlerini görmelerine engel olur. Gözleri gerçekte görmez, kulakları gerçekte duymaz ve kalpleri gerçekte sevmez. Şimdi bir ödev veriyorum sana. Sessizlikte, gözlerin kapalı oturacak ve kapalı gözlerinle kalbine doğru bakacaksın.

-Evet…

-Şu sorunun cevabını orada arayacaksın: Tam burada ve bu anda neden sana bakıyorum?

-Evet…

-…

-Cevabı bulduğunda yanıma gel.” demişti çok çok değerlim olan bir bilge öğretmenim. Şimdi yıllar sonra kalbimle yaptığım tüm sohbetlerde aklıma bu ilk konuşmamız gelir. Şükrederim bir kez daha onunla ve onun gibi insanlarla buluşmuş olmama. Bizler heyecanla, art arda sorardık sorularımızı. Bazen şakalaşırdık. Hocam, uçacak mıyız? Üçüncü gözümüz açılacak mı? Vs. vs. O ise sakinlikle, anlayarak ve şefkatle cevaplardı bizi. Şimdi, hadi sen de kapat gözlerini. Bir soru sor. ‘Üçüncü gözüm açılacak mı?’ olmasın ama bu soru. Kafanı kurcalayan, enerjini düşüren, seni gereksiz yere meşgul eden bir konu olabilir mesela. Ama tek bir soru. Sonra kapalı gözlerini kalbine çevir. Sakin, telaşsız nefeslerle seyirci ol kalbine. Beklentiye girme, sabırsızlanma… Bir koku, bir his, bir anı, ya da bir ses olarak gelecek cevap. Bil, inan ama bekleme. Bumerang gibi düşün sorunu. Fırlat ve emin ol döneceğinden. Dene kalbim. #kalbimlesohbetler #omerhayyam

 

Aslı Can
Yoga Eğitmeni